Ana sayfa Gündem Akşener’den Erdoğan’a: Maaş yetmez, o Katar uçağını hemen bağışla

Akşener’den Erdoğan’a: Maaş yetmez, o Katar uçağını hemen bağışla

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox Tv'de gazeteci İsmail Küçükkaya'nın sunduğu Çalar Saat programına katıldı. Yeni tip Koronavirüs salgını süresince zorunlu olarak işçilerin ücretsiz izine çıkarılmasına tepki göstererek, "Böyle bir şey olamaz!" dedi.

PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın dün başlattığı yardım kampanyasına da tepki gösteren Akşener, “Müteahhitlere bu sene ödenecek para aşağı yukarı 21 milyar lira. Hiç değilse 3 ay bu insanlara devletimiz para ödemesin. Erdoğan’a önerim maaş yetmez, o Katar uçağını hemen bağışlasın” diye konuştu.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İban ve kredi çıktı. O krediyi ben ilçeleri gezerken o gün siftah yapmamış pek çok dükkânla karşılaştım. Tamam kredi veriyorsunuz, iyi bir şey itirazım yok ama nasıl ödeyecekler? Bu insanlar açıldığı zaman nasıl o çarkı döndürecek? Dolayısıyla bir arkadaşım aradı, küçük bir işletmesi var, bugün burada olacağımı bildiği için orada söyle dedi. Çalışanlarımın maaşını ödeyebilmek için kredi çekiyorum dedi. Şahıs başına ihtiyacı olanlara 500 lira emeklilerin hepsinin beraber muhtaç aylıkların dahi 1500 lira olması gerektiğini söylemiştik. Onları çekti ama diğerleri eksik kaldı. İlk paket açıklandığı zaman biz Amerika’daki sistemi önerdik. İSTER adına bono, ister kupon deyin ama bir nakit yardımı geri ödemesiz bu insanlara verilmesi lazım dedik. EYT’lileri ben burada da anlatmıştım. Bu insanlar işten çıkarıldıkları için zorunlu emekli olmuşlar. Yevmiye ile çalışıyorlardı, şimdi ne yiyip içecekler?”

“Dünya bir süre kendi içine dönecek. Burada en stratejik alan gıdaya erişim olacak. Gıda güvenliği ve gıdanın üretilmesi birinci öncelik olacak. Bizim buğday stoğumuz var mıydı? Bugüne kadar ağırlıklı olarak ithal yapıyorduk. Hemen şimdi tarıma yönelik üretim merkezli bir ekonomik üretim programı yapılması lazım. Bu borçların ötelenmesi artı sıfır faizle yeniden yapılanması lazım. Silah ve ilaç şirketleri dikkat ederseniz hepsi kürsel ama bu salgına yönelik ellerini kıpırdatmıyorlar. Belki bundan sonra BM’nin yeni paradigmalara yönelik tanzimi gerekecek. Birinci öncelik kendi kendine yetme olacak. Bunun birinci önceliği de tarım olmalı.”

“(Gazeteci Rahşan Gülşan’ın, “Bugün bankalara olan kredi borçlarımı üç ay ertelettim. Devletten bir beklentim yok. Tek dileğim bugünleri kimseden borç istemeden geçirmeyi başarmak. Ha tabi bir de becerebilirsem hastalanmamak. Bunun dışında hiç bir beklentim yok gelecekten. Kalbim kırık, yalnız hissediyorum” sözlerine ilişkin değerlendirme) Sosyal devletlerin görevleridir yardımlar bunlar için toplanır. Asla buralarda yanlış yapılamaz. O beytül mahaldir. Ona göre bakılır. Böyle bir zamanda devleti yönetenlerin devleti o insanların yanında olmalıdır. Başından beri söylemeye çalıştığımız konu bu. Çoğu insan talep bile etmez bir başkası alsın diye. Yardım yapmaya gayret ettiğimiz parti içinde yaptığımız gayri resmi yardımlar var. Yeni bir burs bulduğu zaman o çocuk bizi arar ben buldum bir başkasına verin. Ama bu yalnızlık. En önemlisi bu. Rahşan Hanımın yazdığı ‘kalbim kırık’ bir beka sorunudur.”

“(İzmir Tabip Odası Ergün Demir’in “Hazırladıkları taslağa sağlık çalışanında Covid-19 tanısı pozitif çıkarsa meslek hastalığı eklemeleri uygun olur mu?” sorusuna yanıt) Buradaki bizim bu şehit tanımı içerisine alınması önerimizin arkasında şu var. Sonuçta bu mücadele esnasında vefat ettikleri zaman çalışma sürelerine göre ailelerine şehit tanımıyla yapıldığında devlet sahip çıkıyor. Bizim söylemeye çalıştığımız vatan savunmasında şehit olan şehitlerimizle yan yana getirme değil. Sadece ölüm esnasında devletin geride bıraktıklarına sahip çıkması. Öyle bir yan yana getirme söz konusu değil. Ergün Bey’in önerisini de arkadaşlarıma ileteceğim.”

“Büyük şirketlerin işçi çıkarmayacağız beyanatlarına teşekkür ediyoruz. Burada ikimizin de ısrarla söylediği bu küçük işletmelerin, çalışanları ve sahiplerinin nefes aldırılacağı bir zemine ihtiyaç var. Devlet orada onların yanında olmalı. ”

“(Eğer bugün iktidarda olsaydınız bu süreçte alacağınız en önemli tedbir ne olurdu?) Derhal sınırları kapatırdık. Mutlaka sokağa çıkma yasağı ilan ederdik. O dönemde de insanımızın ekonomik olarak yanında olurduk.”

“(İnfaz sistemi değerlendirmesi) Biz infaz yasası diye biliyoruz. Ama onu hapishanelerde yatan insanları aileleri af diye bilir. Bu sistemin ağzınızdan çıkardığınız andan itibaren müthiş bir beklenti olur. Yakınları hapiste olanların talepleriyle gittiğimiz her yerde karşılaştık. Bir şey anlayamadık. Bu iki partinin sayıları yeterli. Muhalefete ihtiyaçları yok. Koronavirüs’le ilgili bir meclis bünyesinde bir araştırma kurulu kurulsun diye bir teklif verdik. Bu iki partinin oylarıyla reddedildi. İkincisi, ilginç bir biçimde bize getirilen teklifin içinde çocuk tecavüzü, artı çocuk tacizi, kadına şiddet ve çocuk evlilikleriyle ilgili bir de torbacılarla ilgili infaz indirimi mevcut. Bunlar bizim kırmızı çizgimiz. Naci Bostancı’ya bu infaz yasasını açık net bir şekilde kamuoyuyla paylaşsınlar. Birbirine insanların hale ettiği bir şey olamaz. Açık net yayınlasınlar biz tekliflerimizi istemediklerimizi söyleyelim ondan sonra elbette bir orta yol bulunur dedik. Biz ilkesel olarak bu yasaya karşı değiliz.