Connect with us

Gündem

Ali Fuat Yılmazer: Oda TV soruşturmasına Erdoğan’ın talimatıyla başladık

Published

on

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada ifade vermeye devam eden dönemin İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, “Oda TV soruşturmasını Erdoğan’ın verdiği talimatla başladık. Ama ilk başlarda Ahmet Şık ve Nedim Şener yoktu bu soruşturmada” ifadelerini kullandı. Davada eski içişleri bakanı ve dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in de aralarında bulunduğu 51 kişinin tanık olarak dinlenilmesine karar verildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Ali Fuat Yılmazer savunmasına devam etti. Cinayet işlendiğinde İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü olan ve daha sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğüne atanan Ali Fuat Yılmazer, ifadesinde o dönem Başbakan olan Erdoğan’dan talimatıyla Oda TV soruşturmasına başladıklarını öne sürerek, “Ama Ahmet Şık ve Nedim Şener yoktu bu soruşturmada. Çalışma yaptık, adli mercilere ulaştırdık. Ele geçen belgelerin incelenmesi üzerine Ahmet Şık ve Nedim Şener gözaltına alındılar. Şık’ın taslak kitabı da ele geçti. İncelendiğinde savcı yasaklama kararı çıkarıldı. Toplatma diye bir şey yok. Suç unsuru ihtiva ettiğine dair karar çıkarıldı. Polisle, benle istihbarat şubeyle ilgisi yok. Beni de sonra tartışmalar nedeniyle istihbarattan aldılar” diye konuştu.

Yılmazer, Ergenekon operasyonun dönemin İstanbul TEM Şube’den sorumlu müdürü Selim Kutkan’ın çalışması ve aldıkları ifadelerle başladığını kaydederek, “Terör örgütü yöneticisi olduğum iddiası çok soyut. Ergenekon operasyonlarının kumpas olduğu iddiası temel oluşturuyor bu suçlamaya. Ergenekon kumpas değildir. 2001 yılında Tuncay Güney’den elde edilen belgeler 2007 yılında yapılan operasyona temel teşkil etmiş değil. O günlerde şiddet içeren ulusalcılık faaliyeti kimsenin inkar edemeyeceği bir tehdit olarak gelişiyordu. Cemaatçi bilinenler karşıydı bana. Bana destek verenler arasında cemaatçi bilinenler yoktu. Bu işe destek vermeleri 2008’den itibaren oldu” ifadelerini kullandı.

Cemaatçi liste

Eski İstihbarat Daire Başkanları Hanefi Avcı ve Sabri Uzun’un cemaatçi listede olduğunu öne süren Yılmazer, “Benim adım hiçbir zaman yoktu. Benim arkamda kimin olduğunu herkes gayet iyi biliyor. Beşir Atalay benim arkamda durmuş. Çünkü başbakanın iradesi var. Ben neye göre cemaatçiyim? Hakkımdaki tek listeyi Aydınlık yayınladı. Emniyet bu belgeyi reddetti. Bu sahte bir belgeydi. Ama savcılık bunu temel almış” dedi.

Veli Küçük’ün arşivcisi

Ergenekon davasının hahamı Tuncay Güney’in Veli Küçük’ün arşivcisi olduğunu kaydeden Yılmazer, Güney’in kara propaganda uzmanı olduğunu savunarak, “Hem MİT hem jandarma hem de cemaatle ilgiliydi” dedi. Yılmazer Hanefi Avcı’nın Haliç’te Yaşayan Simonlar isimli kitabından “PKK, Dev-Sol ve Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Danıştay saldırısı, Zirve, Dink gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliler ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez, bu iddialar zorlamadır. Dink, Yasin ve Ogün’den ibaret cinayettir. Ergenekon ya da benzer yapı olduğu iddiası mantıksız ve zorlama” beyanını anımsattı ve “Ben Hanefi’yi tanıyorum. İstihbaratçı bunu demez. Bunların arkasında örgütlü ama siyasal bir yapı vardır” dedi.

Fiş itirafı

Yılmazer savunmasında tarihi itiraflara da yer verdi. “Biz fişlemeci bir devletiz. Biz derin devlet anlayışında geliyoruz” diyen Yılmazer, “Herkesin zamanı gelince kullanılacak bir fişi vardır. Birini şeytanlaştırırız, kimi sevmiyorsak bu torbanın içine doldururuz, toptan kurtuluruz” diye konuştu.

51 TANIK DİNLENECEK

Davada aralarında eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Emniyet Müdürleri Hanefi Avcı, Emin Arslan, Bülent Köksal, Recep Güven, Selim Kutkan ile gazeteci Nedim Şener’in de olduğu 51 kişinin tanık olarak dinlenmesi kararlaştırıldı. Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in tahliye talebi reddedilerek, soruşturmanın genişletilmesine ilişkin gelecek celse karar verileceği belirtildi. Duruşma 6 Şubat 2017 tarihine ertelendi.

Continue Reading

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar