Almanya’daki Türkler neden ‘uzak ülke’deki diktatörlüğe oy verdi?

Nisan 21, 2017, 7:30 pm
New York Times'ın 16 Nisan başkanlık referandumuna ilişkin analizinde, Almanya'daki Türkiyeli seçmenlerin yüzde 63'ünün, Alman hükümetini Nazi olmakla suçlayan ve gazetecileri içeri atan Erdoğan'a 'evet' oyu kullandığı belirtildi. Makalede, "Ucu ucuna geçen bu paketle, Erdoğan, modern zamanların sultanı oldu" ifadeleri kullanıldı.

Jochen Bittner imzalı makalede Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin ‘neden Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdiği’ konusu irdelendi. Kültürel ayrılıklardan yola çıkan Bittner, Türklerin kendilerini eleştirmeleri gerektiğini vurguladı. Referandum sonucunu da yorumlayan uzman, ‘Ucu ucuna geçen bu paketle, Erdoğan, modern zamanların sultanı oldu’ diye yazdı.

Bittner yazısını şöyle sürdürdü:

“Bir Alman politikacının, başka ülkedeki bir politikacıyı ‘Nazi metodlarını’ kullanmakla suçladığını düşünün. Üstelik bunu yaparken de hem muhalifleri hem de gazetecileri hapse tıkmış olsun… Şamatalı ve güvenilmez değil mi? Ama Almanya’da yaşayan birçok Türk için değil!’

“Erdoğan modern zamanların sultanı oldu”

Almanya’da yaşayan yaklaşık 1,5 milyon Türk, Recep Tayyip Erdoğan’a sınırsız yetkiler veren anayasal değişiklik paketini oyladı. Seçmenlerin yüzde 63’ü, Alman hükümetini Nazi olmakla suçlayan, gazetecileri içeri atan Erdoğan’a ‘evet’ oyu kullandı. Ucu ucuna geçen bu paketle, Erdoğan, modern zamanların sultanı oldu.

Buna göre, ülkenin tümü yüzde 51,4’ü evet demişken Almanya’da bu sonuç daha yüksek çıktı.

Almanya, Türk jenerasyonuyla bu konuda mücadele ettiğinde ellerinde başka bir sorun buldu: 2015’ten bu yana gelen bir milyon sığınmacı.

Evet, 1961 ila 1973 arasında Almanya’ya çalışmak için gelen Türkler ırkçılığa maruz kaldı. Bu ilk büyük hataydı. Gelen bu misafir işçiler evlerine dönmediler. Almanlar ise onların geri dönmemesine omuz silkti, aldırış etmedi. Bu da ikinci büyük hata oldu.

Alman politikacılar, onları kendi ellerini güçlendirmek için bir koz olarak gördü. Politik sol, onları zenginleştirici unsur oldu ve Nazi DNA’sının silinmesi için bir yol olarak gördü. Bu konuyla ilgili eleştirel soru soranları da az eğitilmiş Anadolulu göçmenler derhal kınadı ve yabancı düşmanlığıyla suçladı. Bunu da ırkçı olarak algılanma korkusu takip etti ve sonuç: Duygusuz bir etkisizlik hali.

Buna rağmen 3. jenerasyon Türklerin neden Erdoğan gibi anti demokratik ve asabi birisine sadakat duyduğunu açıklanamaz. Birçok Türk, kendini başka göçmen ülkelerden gelenlerle kıyaslıyor. Ama kendi içlerinde özeleştiri yapmak yerine başkalarını suçlamakla kolay yolu seçiyorlar. Tüm bunlar, gettolaşmaya neden oluyor.

“DİTİB çok önce sınırlandırılmış olmalıydı”

30 yıldır Almanya’da yaşamasına rağmen tek bir Almanca sözcük konuşamayan bir kadınla tanışmıştım. Aynı şekilde Türkiye’nin yolladığı bir imamla da. ‘DİTİB’ olarak bilinen Almanya’daki Türk dini otoritesinin eylemleri ve etkisi, çok önce izlenmeli ve sınırlandırılmış olmalıydı.

Hamburg’ta, Türkiye doğumlu, iyi eğitim almış bir iş insanıyla konuştum. Ankara’yla çok iyi ilişkileri vardı ve tam bir Erdoğan fanatiğiydi. Referandumda ‘evet’ vermeye ant içmiş gibiydi ve Erdoğan’ın gerçekten Türkiye’yi modernize edeceğini ve eninde sonunda Türkiye’ye demokrasiyi getireceğini düşünüyordu. Bunun için de geçici de olsa Erdoğan’ın gücünü artırması gerektiğine inanıyordu. ‘Neden?’ sorusuna ise şöyle cevap verdi: Türkler demokrasiye hazır değil!

Cevap, Türklerin Alman kültürüne alışamamasının cevabını ve daha fazlasını veriyor. Ne de olsa, Alman Türkleri, kabul edildikleri ülkenin bir zamanlar demokrasiyi, büyük şeyler vaat eden bir otokrat lehine – ve felaket sonuçlarla – reddettiğini bilmeli.”