Ana sayfa Sağlık Alzheimer hastalığına yakalanma ihtimali, kan testiyle 20 yıl öncesinden tespit edilebilecek

Alzheimer hastalığına yakalanma ihtimali, kan testiyle 20 yıl öncesinden tespit edilebilecek

Alzheimer’a yakalanan kişilerin beyninde 'P-tau217' adı verilen bir plazma salgılanmaktadır.

PAYLAŞ

Alzheimer hastalığı, hafızayı ve düşünme becerilerini ve nihayetinde en basit görevleri yerine getirme becerisini yavaşça yok eden, geri dönüşü olmayan, ilerleyen bir beyin hastalığıdır. Alzheimer hastalarının çoğunda semptomlar ilk olarak 60’lı yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası bir araştırmaya göre, yeni bir kan testi, Alzheimer hastalığı olan ve olmayan kişileri ayırt etmede dikkate değer bir umut vaat etmektedir. Genetik riski olduğu bilinen kişilerde, hastalığın bilişsel bozukluğunun başlangıcından 20 yıl öncesine kadar tespit etmek mümkün olacaktır.

Hastalık kaynaklı hasar, başlangıçta hipokampus ve entorhinal korteks (temporal lob üzerinde, hafıza oluşumunda önemli bir rol oynayan bölüm) de anıları oluşturmada görev alan kısımlarda meydana gelmektedir. Daha fazla nöron öldükçe, beynin diğer kısımları da etkilenmekte ve küçülmeye başlamaktadır. Alzheimer’ın son aşamasında, hasar yaygınlaştıkça beyin dokusu önemli ölçüde küçülür ve geri dönüşü olmayan bir tablo ortaya çıkar.

Ali Emir Orhan’ın Evrim Ağacı’nda yer alan haberine göre Alzheimer, 65 yaş ve üstü tahmini 5,8 milyon Amerikalıyı etkileyen bir hastalıktır. Başarılı önleme tedavilerinin keşfi olmadan, ABD’deki vakaların sayısının 2050’ye kadar yaklaşık 14 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Alzheimer’a yakalanan kişilerin beyninde “P-tau217” adı verilen bir plazma salgılanmaktadır. Beyin fonksiyonlarını yavaşlatan bu plazma zaman içerisinde ufak miktarlarda kana karışmaktadır. Yeni geliştirilen testler kandaki “P-tau217” plazmasını aramak ve bulmak üzere tasarlanmaktadır.

ALZHEİMER TEŞHİSİ VE YENİ TEST İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR 

Uzun yıllar boyunca, Alzheimer teşhisi, kişiler öldükten sonra beyindeki amiloid plaklarının ve tau yumaklarının incelenmesine dayanmaktaydı. Plakların ve düğümlerin tespiti için ucuz ve yaygın olarak bulunabilen bir kan testi, Alzheimer’ın araştırılması ve tedavisi üzerinde derin bir etkiye sahip olacaktır. Yeni çalışmaya göre, tau proteinlerinden biri olan ”fosfo-tau217” (p-tau217)’in ölçümleri, Alzheimer teşhisini belirlemede önlemli rol oynayan plakların hassas ve doğruluk oranı yüksek olacak şekilde göstergesini sağlayabilecektir. İsveç’teki Lund Üniversitesi Klinik Bellek Araştırmaları Profesörü Oskar Hansson:

“P-tau217″ kan testi Alzheimer hastalığı için, erken teşhis ve araştırma bakımından büyük umut vaat ediyor. Yöntem klinikte kullanıma sunulmadan önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyurmaktadır. Kan testi özellikle Alzheimer hastalığına yakalanma ihtimali olan kişilerin tanınması, teşhisi ve bakımını iyileştirmek için çok yararlı olacaktır.
Araştırmacılar yeni ”p-tau217” kan testini, Arizona, İsveç ve Kolombiya’daki çalışmalarla 1.402 katılımcı üzerinde değerlendirdi. Henüz deneme aşamasında olan çalışmalarda %98 doğruluk oranında başarı sağlandığı görüldü.

Bu analizlerin her birinde, ”p-tau217” plazması, ”p-tau181’den” (tau düğümlerinin başka bir bileşeni ve yakın zamanda Alzheimer tanısında umut vaat ettiği bulunan başka bir kan testi) daha iyi performans göstermiştir. Arizona/Phoenix’teki Banner Alzheimer Enstitüsünden ve çalışmanın kıdemli yazarlarından olan Eric Reiman:

”P-tau217” gibi kan testleri, Alzheimer hastalığının araştırma, tedavi ve önleme denemelerinde ve klinik düzeyde devrim yaratma potansiyeline sahiptir. Yapılacak daha çok iş olsa da, bunların hem araştırma hem de klinik ortamdaki etkilerinin önümüzdeki iki yıl içinde kolayca ortaya çıkacağını tahmin ediyorum.

Test geliştirme çalışmaları başarıyla tamamlanması durumunda Alzheimer, yüksek kolesterol, trigliserid, şeker ve tansiyon testleri gibi hızlıca tespit edilebilecektir. Lakin bazı kişiler, genetik yatkınlığı olan ve Alzheimer hastalığına yakalanacağı kesinleşen kişilere yıllar öncesinden hafıza kaybı hatta halüsinasyonlar ve paranoyaya doğru gelişebilecek bir süreci söylemenin ne kadar sağlıklı olduğu tartışmalarını beraberinde getirmektedir.