Ana sayfa Manşet Amerikan demokrasisi Trump için yeterince sağlam mı?

Amerikan demokrasisi Trump için yeterince sağlam mı?

PAYLAŞ

Dünyaca ünlü Siyaset Bilimci Francis Fukuyama, Politico’da yazdığı yazısında “Amerikan demokrasisi Trump için yeterince sağlam mı?” diye sordu. Trump’ın yapabileceklerini ve karşısında çıkacak engelleri değerlendiren yazar, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik vurgusu yaptı.

Bir ABD vatandaşı olarak Trump’ın yükselişinden endişe duyduğunu söyleyen Fukuyama son gelişmeleri şöyle değerlendiriyor:

“Dünyanın en önde gelen demokrasisinin başına böyle bir liderin gelebileceğini hayal etmekte bile zorlanmıştım. Ama bir yandan da Amerika’nın hükümet kurumlarının ne kadar güçlü olduğunu görmek için olan biteni büyük bir ilgiyle izliyorum.

Amerikalılar, kendi yapısal hükumet sistemlerinin çok güçlü olduğuna inanıyor. Kendi içinde kontrol ve ayar (check-balance) yapabildiğine, ve bu nedenle de zorbalığa (tiranizm) ve gücün tek bir elde toplanmasına izin vermeyeceklerine inanıyorlar.

Ama bahsettiğimiz bu sistemin altını oymaya ve kanunları dolanmaya kimse niyetlenmemişti şimdiye kadar. Şimdi, içinde bulunduğumuz durum bize Amerika’nın bir hukuk ulusu mu, yoksa tek adam ulusu mu olduğunu gösterecek.”

Fukuyama, Trump’ın popülist söylemlerle, ‘işçi sınıfı’nın oylarıyla seçildiğini hatırlatıyor. “Sistemin kendilerine çalışmadığına inanan insanlar tarafından sahiplenilen bu söylemler onu liderliğe taşıdı” diyor. Başkent Vaşington’daki elitlerin, hatta Trump’ın kendi partisi Cumhuriyetçilerden bile eleştirilerin olduğunu söylüyor.

Trump’ın milliyetçi söylemlerinin ‘ortaya çıkan skandallara rağmen’ işe yaradığını belirtiyor. Başkan olan Trump’ın Amerika’daki devlet sistemini nasıl etkileyebileceği sorunsalını ise Fukuyama, “Tüm bunlara rağmen, Amerika’nın devlet kurumları tasvir edilenin daha ötesinde güçlüdür.” şeklinde yorumluyor.

“Sonuç olarak burada bir Amerikan federalizmi var” diyen Fukuyama, Başkent’in her konuda kontrol sahibi olamadığını belirtiyor. Yaşadığı eyalet olan Kaliforniya’dan örnek veren Siyaset Bilimci, “Burada, gerçekte ‘Trumpland’tan uzak olan bir yer olan Kaliforniya, kendi kararlarını kendisi verebilecektir. Başkanın ne dediği ve ne yaptığı aslında çok da dikkate değer bir durum oluşturmuyor” diyor.

Trump’ın seçim gününden bu yana ‘kayda değer’ bir şey yapmadığını belirten Siyaset Bilimci, bundan sonraki süreçte de Trump’ın önündeki ajandasını uygulayacağı görüşünde.

Trump’ın yaptığı ilk basın toplantısında CNN muhabirine ‘yalancısınız’ sözlerine karşılık ise; “Yönetimin ikinci gününde medyayı şeytanlaştırmak da yönetim için yapılacak iyi bir davranış değildi” ifadelerini kullanıyor.

Fukuyama Trump’ın geleceğine dair bir de öngörü de bulunuyor: “Bence bırakalım Trump istediği öneriyle gelsin, ondan gelen tekliflere de engel olmayalım. Eminim onun getirdiği politikalar çalışmayacak, bunu da çok yakında tüm Amerikalılar görecek”

Bununla beraber, Fukuyama’nın kaygılandığı tek nokta ise, Trump’ın, sistemi bir daha denetlenemeyecek hale getirilmesine neden olması. Bu konuda da yeni jenerasyon popülist-milliyetçi liderleri örnek veren Fukuyama, “Putin, Venezuela’da Chavez, Türkiye’de Erdoğan ve Macaristan’da Orban oyun alanını yakın zamanda kendi güçlerini kaybetmeyecekleri bir açıya doğru çevirdiler” diyor.

Yazar, yazının sonunda “Sistem, liberal bir demokrasiyken bunun seçimle gelen bir otokrasiye dönüşmesi hesap verilebilirlik zeminini ortadan kaldırıyor” uyarısında bulunuyor.