Ankara artık Astana’daki görüşmelerin garantörü değil

Nisan 14, 2017, 10:43 pm
ABD'nin Suriye'ye müdahalesi sonrası Rusya ve İran'ın aksine ABD'yi destekleyici açıklamalar yapan Türkiye'nin, Suriye krizine çözüm arayışı için gerçekleştirilen Astana görüşmelerindeki garantörlüğü de fiili olarak sona ermiş görünüyor.

İdlib’de Esad rejiminin kullandığı iddia edilen kimyasal silahlar sonrası çok sayıda insanın hayatını kaybetmesinin ardından olaya ilişkin Ankara ve Moskova’nın tepkileri, yakın zamanda buzları eriten iki ülke arasındaki krizin açık göstergesi.. Rusya Dışişleri Bakanı Mariya Zaharova’nın, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın açıklamalarına gösterdiği tepki, Büyükelçi Karlov’un öldürülmesi olayından sonra bile gösterilmedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Zaharova, Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın İdlib’te sarin gazı kullanıldığı yönündeki açıklamalarına tepki göstererek, “Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın sezon öncesi denizde bakteri olup olmadığına ilişkin analiz yapması, gıda ürünlerinin kalitesini denetlemesi gerek” dedi.

“TÜRKİYE İKİ SANDALYEDE OTURMAK İSTİYOR”

Nezavisimaya Gazeta’ya konuyu değerlendiren Moskova Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Kerim Has, Türkiye’nin iki sandalyede oturmaya çalıştığını söylüyor. Has’a göre Ankara, bir taraftan Rusya ile diyaloğa devam etmek istiyor, diğer taraftan ABD’nin, Suriye’deki gelecekteki eylemlerini yeterince anlayabileceği umudunu taşıyor.

Has şöyle devam ediyor: “Referandumdan sonra Türkiye’nin çizgisi daha da netleşecek. Eğer yeni güçler elde edebilirse Suriye politikasını daha açık bir şekilde yürütebilir. Burada önemli olan soru yeni operasyon olacak mı olmayacak mı? Ayrıca Astana görüşmelerinin devam edip etmeyeceği de belli değil. Eğer Türkiye Suriye’ye yönelik yeni bir operasyon yapmak ya da bölgedeki gücünü pekiştirmek istiyorsa Rusya ile ilişkilerini korumak zorunda.”

Ankara’nın, Kuzey Suriye’deki Kürt hareketlerine yönelik tutumuna da değinen Has, ABD ve Rusya’nın Kürt oluşumlarıyla yakın ilişkileri olması nedeniyle, Suriye’nin kuzeyinde Ankara için bir Kürt devleti kurulmasını önleme hedefini yerine getirmenin zor olduğunu belirtiyor.

“İLİŞKİLER, KÜRTLERE VERİLEN DESTEKLE BOZULDU”

TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Toğrul ise Ankara’nın Astana görüşmelerini kesebileceğini düşünüyor: “Eğer Rus tarafı durumu daha da kötüleştirir ve Türkiye’yi kendinden uzaklaştırırsa, Ankara da kendi pozisyonunu yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Ancak ben bunun istenilen bir durum olduğunu düşünmüyorum. Rusya’nın Suriye’deki varlığı Türkiye için denge açısından faydalı.”

Ankara-Moskova arasındaki gerilimin İdlib’deki kimyasal ölümlerin ardından başlamadığını söyleyen Toğrul, “İki ülke arasındaki ilişkiler, Rus birliklerinin açık bir şekilde Türkiye’nin terörist olarak kabul ettiği Kürt güçlerini desteklemelerinin ardından bozulmaya başladı.”

“ÜÇLÜ İTTİFAK PARÇALANMANIN EŞİĞİNDE”

Amerika’nın füze saldırısının ardından Rusya, İran, Hizbullah ve Suriye rejiminin bir grup oluşturarak Trump’ın kararına karşı çıktığına vurgu yapan Öğretim görevlisi ve Doğubilimci Leonid İsaev, “Sanırım oyunun kurallarını kendi aralarında tartışmak istiyorlar. Bunun Türkiye’yle bir ilgisi yok. Üçlü ittifak (Rusya-İran-Türkiye) başlangıçta tartışmaya açıktı. Ancak şimdi görülüyor ki; bu ittifak parçalanmanın eşiğinde. Çünkü Türkiye kendisinin de kabul ettiği fonksiyonları yerine getirmiyor. Türkler, duruma göre hareket ediyor. Şu anda dış politikada tarafsızlığa oynuyorlar. Çünkü onlar için kritik bir referandum var.”