Ana sayfa Gündem Aydın Engin: Ebru Timtik’i öldüren bu yargı sürecidir, başka adreslerde katil aramaya...

Aydın Engin: Ebru Timtik’i öldüren bu yargı sürecidir, başka adreslerde katil aramaya gerek yok

Gazeteci - Yazar Aydın Engin bugünkü yazısında ölüm orucu üzerine neyi yazıp neyi yazmayacağını sıraladı.

PAYLAŞ

T24 yazarı Aydın Engin, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarından Ebru Timtik‘in, beş ay önce girdiği ölüm orucunda hayatını kaybetmesi ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Ölüm orucunun 238. gününde hayatını kaybeden Timtik için Aydın, “Gencecik bir kadın, bir hukukçu, Ebru Timtik adalet aradı, çaresiz kaldı; bedenini mermi yapıp namluya sürdü ve öldü…” ifadesini kullandı.

Avurkat Ebru Timtik’i ölüme sürükleyen şeyin yargı süreci olduğunu belirten Aydın, “Kanıtsız tanıksız, sadece “gizli tanık”a dayanan bir yargı sürecinden söz ediyoruz. Ebru Timtik’i öldüren bu yargı sürecidir. Başka adreslerde katil aramaya gerek yok” dedi.

Aydın Engin’in T24’te, “Yaslıyız; ‘mavra dükkânı’ bugün kapalı” başlığıyla yaymlanan yazısının bir bölümü şöyle:

Hayır, ölüm oruçlarının çare ve çözüm olmadığı üstüne bugün paragraflar sıralanmayacak.

Ebru Timtik’in eylemi üstüne, onun eylemini kutsayanlar, destekleyenler üstüne, onun gibi ölüm orucuna yatmış bir başka avukat, Aytaç Ünsal üstüne yazılmayacak.

En azından bugün yazılmayacak…

Ama devlet zorbalığının ete kemiğe büründüğü ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği) davası üstüne yazılacak.

Keza bağımsız yargı olduğu iddialarını ahlâksızca yineleyenlere inat “AKP yargısı” olmayı seçmişler üstüne kısa da olsa yazılacak.

AKP iktidarının Gülen Cemaati ile sarmaş dolaş olduğu ve darbeci generalleri yargılama bahanesiyle ordudaki Kemalist subayları tasfiyeye yönelen Ergenekon Davaları sırasında gizli tanıklık kurumlaştırıldı.

Yani hukuka saplanan bu kirli bıçağı da AKP iktidarına borçluyuz.

AKP savcıları kanıt ve tanık bulamadıkları iddianameleri “gizli tanık” denilen, ne idüğü, kim olduğu belirsiz, gizli duruşmalarda kendilerine ezberletilenleri bülbül gibi öterek yineleyenlerin “ifadelerine” dayandırdılar.

ÇHD’li avukatları onlarca yıla mahkum eden savcı bütün iddiasını gizli tanık’ın ifadesine dayandırdı; hüküm kesen mahkeme de bu iddianameyi ve gizli tanık denen uğursuzun ipe sapa gelmez suçlamalarını benimsedi ve ÇHD’li avukatları ağır hapis cezalarına mahkum etti.

Ebru Timtik’i öldüren işte tam da bu yargı sürecidir.

Başka adreslerde katil aramaya gerek yok. Kanıtsız tanıksız, sadece “gizli tanık”a dayanan bir yargı sürecinden söz ediyoruz.

Adil yargılanma hakkı için bedenini ortaya koyan iki avukatın taleplerine kulaklarını pişkince tıkayan mahkeme, yüksek mahkeme, en yüksek mahkeme ve Adalet Bakanlığı bürokratları el ele verdiler ve Ebru Timtik’i ölüme götüren süreci donuk gözlerle izlediler.

Unutulmasın, 1996 ve 2000 yıllarındaki ölüm oruçları hapishanelerde koğuş sisteminden tek, çift ya da üç kişilik hücrelerden oluşan F tipi hapishanelere geçilmesine karşı direnmek üzere başladı ve yürütüldü. Birkaç örgütün önerdiği ve savunduğu bir eylemler dizisiydi.

2020 yılında Ebru Timtik’in can verdiği ölüm orucu ise sadece ve sadece evrensel hukukta yeri olan bir hakkı, adil yargılanma hakkını savunmak üzere başlayan bir eylemdi ve sonuna kadar da bu ekseni hiç yitirmedi.

Bu fark önemlidir ve Ebru Timtik’in ölümü üstüne yazan çizenler bunu gözardı etmemelidirler.