Ana sayfa Ekonomi Bankalarda kriz büyüyor: Merkez’den 175 milyar borç aldılar

Bankalarda kriz büyüyor: Merkez’den 175 milyar borç aldılar

AKP Hükümeti’nin kur krizine karşı aldığı önlemler yeterli olmayınca piyasada ortaya çıkan nakit sıkışıklığının tüm yükü Merkez Bankası’nın sırtına kaldı.

PAYLAŞ

Banka’nın açık piyasa işlemleri (APİ) yoluyla piyasaya sürdüğü para miktarı 175 milyar lirayla tüm zamanların rekoruna ulaştı. Piyasaya yapılan fonlama tutarı sadece bu yıl yüzde 27 artış gösterirken, Türkiye’de siyasetle birlikte para piyasalarında da karmaşanın başladığı 2014 yılından bu yana Merkez Bankası’nın fonlama tutarı 5 katta fazla yükseliş gösterdi

Bankaların ellerindeki Hazine kağıtlarını teminat vererek Merkez Bankası’ndan aldığı kısa vadeli borçları gösteren TCMB net fonlama miktarı aynı zamanda bankaların para otoritesine olan borcunu ve sistemdeki para açığını gösteriyor. Merkez Bankası bu yolla para sıkışıklığını önlemek ve faiz oranlarının aşırı yükselişini durdurmak için bir nevi karşılıksız para basıp sisteme kiraya vererek bankaların ekonominin günlük işleyişinde karşılaştıkları para talebini gideriyor.

APİ aynı zamanda Merkez Bankası’nın piyasadaki fazla parayı çekmek yani enflasyonla mücadele için de kullandığı bir araç. Ancak Türkiye gerçeğinde söz konusu işlemler özellikle son yıllarda tek taraflı olarak işliyor. Merkez Bankası sadece piyasaya para enjekte ediyor. Özellikle son 4 yılda yabancı yatırımcıların etkisiyle piyasada yaşanan döviz çıkışı, bankalardan mevduat çekilişi, batan krediler vb. nedenlerle mali sistemde kaynak tarafında küçülmeye yaşanıyor. Merkez Bankası da sistemde ani bir çöküşü engellemek amacıyla kısa vadeli fonlama tutarını artırıyor. Bu nedenle fonlama miktarı sürekli ve kalıcı olarak artıyor. Temmuz 2014’te 34 milyar TL olan Merkez Bankası net fonlaması Pazartesi günü 175.3 milyar (27.3 milyar dolar) liraya ulaştı.

Merkez Bankası’nın fonlama tutarı kadar, sisteme sokulan bu paraların kim tarafından talep edildiği de önem taşıyor. Bankacılık sektörü bilançolarına göre alınan Merkez Bankası’ndan alınan borcun üçte ikisine yakın bir bölümünü kamu bankalarının çekiyor. Bu da gayet normal. Çünkü özellikle son bir yıldır özel sektör bankaları kredi vererek reel sektörü finanse etmekten vazgeçti. Bunun yerini ise kamu bankaları dolduruyor. Hükümet’in ekonomiyi desteklemek için çeşitli sektöre açtığı avantajlı krediler kamu bankaları üzerinden veriliyor. Onlar da ek finansman açığını Merkez Bankası’ndan sağladıkları borçlarla kapatıyor. Bu aynı zamanda bankalar için de karlı bir yöntem. Çünkü faiz oranlarında arbitraj olanağı sağlanıyor. Örneğin bugünlerde Merkez Bankası’ndan yüzde 19.25’le borçlanan bir banka söz konusu parayı tüketiciye yüzde 30, sanayiciye yüzde 25, devlete de yüzde 23-24 faizle satma imkanına sahip.

Yaratılan mekanizma ekonomide büyüme için gerekli olan finansmanı da sağladığı için büyümenin sürdürülmesini sağlıyor. Yani bu hem bankalar hem de AKP iktidarı için avantajlı bir durum yaratıyor.

Buna karşın mekanizmanın ağır sakıncaları da var. Örneğin Merkez Bankası bir yandan enflasyon ve kur artışlıyla mücadele için sıkı para uygulamalarına ihtiyaç duyarken, diğer taraftan para basma yoluyla hem enflasyonu hem de kurları körüklüyor. Özellikle kr spekülasyonunu engellemek için Türk bankalarının yabancılarla yaptığı swap işlemlerinin bile kısıtlandığı bugünlerde fonlama tutarında yaşanan bu rekor artış çelişki oluşturuyor ve ekonomi yönetiminin ehilliğini sorgulatıyor.

Diğer bir sakınca ise yaratılan basit kar sisteminin piyasada ahlaki bir çöküşe neden olması. Hem siyasiler hem de bankacılık kesimi bol para sistemini çıkarları için kullandığından bankacılık sektöründeki kredilerin kalitesi düşüyor, ödenmeyen krediler de buna bağlı olarak hızla artıyor. 1990’lar boyunca uygulanan benzer sistem nedeniyle kamu bankaları yaklaşık 10 yıl boyunca 20 milyar dolar zarar ederek 2001’de iflas etmişti. Türkiye bugünlerde de bankacılık sistemindeki standart dışı kredilerle uğraşırken peş peşe birçok büyük şirket ya borç yeniden yapılandırması istiyor ya da alacaklılardan korunmak için konkordato ilan ediyor. Yılın ilk yarısına ait bilançolara göre Türkiye’deki bankaların yapılandırılan, zamanında ödenmeyen ve kanuni takibe düşen kredilerinin toplam kredilere oranı yüzde 14’e yaklaşmış durumda.