Ana sayfa Gündem “Biz bu şehrin nimetlerini bu şehrin insanına dağıtacağız”

“Biz bu şehrin nimetlerini bu şehrin insanına dağıtacağız”

31 Mart seçimlerinin ardından YSK'nın seçim tekrarı kararı ile mazbatası elinden alınan CHP adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul'un Esenyurt ilçesinde halkla buluşma gerçekleştiriyor.

PAYLAŞ

31 Mart seçimlerinin ardından YSK’nın seçim tekrarı kararı ile mazbatası elinden alınan CHP adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul’un Esenyurt ilçesinde halkla buluşma gerçekleştirdi. Burada bir konuşma yapan İmamoğlu, neredeyse gündemdeki her konuya ilişkin açıklamada bulunurken, “23 Haziran’da ne olacak biliyor musunuz? Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak” dedi.

Ekrem İmamoğlu, Esenyurt’ta coşkulu kalabalığa hitap etti. Mitingin 31 Mart öncesinde gerçekleştirilen mitingden daha kalabalık olduğu belirtilirken; İmamoğlu’nun özellikle ilçedeki Kürt oylarını arkasına aldığı yorumu yapılıyor. Konuşmasında meydanda farklı partilerden insanların olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Bizim partiyle işimiz yok. Biz partizanlığı bitirmeye geliyoruz” dedi.

İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Eğer bir yerde çocuk, genç, kadın bu kadar çoksa, orada umut var! Sıkıntılarınızı biliyorum, çözüm olmaya geliyoruz. En önemli sorun işsizlik, onu da biliyoruz. Yakın çevresinde çocuğu, genci, kadını işsiz olan kim var desem herhalde hepiniz el kaldırırsınız. İstanbul’da neredeyse 3 gençten birisi işsiz. Açlık sınırının altında yüz binlerce insanımız var. Biz bu şehrin, bu kentin ekonomisini düzeltmeye, bu şehirde işsizlere iş bulmaya geliyoruz.

“Bu şehrin nimetlerini yine bu şehrin insanına dağıtacağız”

“Biz bu bir avuç insana yalvardık. Hani bunlar bazen YSK’da bir avuç insan oluyor, bazen siyasette bir avuç insan oluyor. Onun için varsa yoksa kendi yakın çevresi, ailesi, eşi, dostu. Ama biz öyle bakmıyoruz. Dedik ki ‘Size bu millet 2023’e kadar yetki verdi. Gidin ekonomideki sorunları çözün, işsizliği çözün. Biz de İstanbul’daki sorunları çözelim’. Anlatamadık. Yoksullukla ilgili projelerimiz var. Hane halkının daha mutlu olabilmeleri için gıda ve eğitim destek paketimiz var. Bir her yurttaşına yardımcı olacak, bu şehrin nimetlerini yine bu şehrin insanına dağıtacağız.

“Bakın bu ülkede 8 milyon işsiz var, tencere kaynamıyor. Bu kardeşiniz pazar pazar geziyor. Bu kardeşiniz pazarlardaki hanımefendileri de tanır, gençleri de tanır. Onlar pazarlara gidemezler, fiyatlarla yüzleşemezler. O sıkıntıları göremezler. Üretemiyorlar.

“Sizlerin ‘tenceremiz boş’ feryatlarınızı duymaya geliyorum”
“Değerli hemşehrilerim, güzel insanlar, sizlerle beraber düşünmeye, üretmeye, sizlerin ‘tenceremiz boş’ feryatlarınızı duymaya geliyorum.

“Bu şehrin kaynaklarına en büyük düşman israf. Bu iki kelimeyi hiçbir zaman unutmayalım. İsrafa son, tasarruf var tasarruf. İsrafa asla müsade etmeyeceğiz. Bu milletin kaynaklarını çarçur edenlere asla fırsat tanımayacağız. 23 Haziran’dan sonra bu kardeşiniz size söz veriyor bu şehrin nimetlerini adam gibi kullanırsak, insanca harcaksak göreceğiz ki bu şehir herkesi mutlu edecek bir şehir.

“Bizim partiyle işimiz yok, biz partizanlığı bitirmeye geliyoruz dedik”

“Milyarlarca lira tasarrufla büyükşehir belediyesinde sadece yılda 5,5-6 milyar lira bütçe artısı elde edeceğimizi düşünüyoruz. Duyuyorsunuz, görüyorsunuz, yapılan ihalelerde, harcanan paralarda derenin suyu aynı yerlere akıyor. Biz diyoruz ki, hakkıyla, hukukuyla, insanların kabiliyetiyle herkes iş alsın. Bizim partiyle işimiz yok. Biz partizanlığı bitirmeye geliyoruz dedik. (İmamoğlu’nun sözleri ‘hak, hukuk, adalet’ sloganlarıyla kesildi)

“Geçmişte hangi partiye oy verirse versin herkes bizim kardeşimiz. Ben iki partinin ittifakının adayıyım. Biliyorum. Ben CHP’nin evladıyım, bunu herkes biliyor. Ancak ne dedim, partizanlığı bitirmeye, bu şehrin her insanını eşitlemeye geliyorum. Bahsettikleri şey parti ülkesi, öyle bir şey yok. Bu durumdan AKP’li hemşehrilerimin de memnun olmadığını biliyorum. Bu meydanda AKP’li dostlarım da var biliyorum, HDP’li dostlarım da var, Saadet Parti’li dostlarım da var biliyorum. Bu şehrin insanına, bana oy veren veren/vermeyen diye bakanlar var.

“Bu şehrin insanlarına ben şöyle bakıyorum, -hatta biliyorsunuz onlara oy vermeyenlere terörist demeye kalktılar- bu şehrin 16 milyon insanı benim kardeşim kardeşim! Herkes benim kardeşim. Ben bu şehirde yaşayan herkesi, bütün siyasi partilere oy verenleri, hangi yaşamdan olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, Türkmüş, Kürtmüş, Lazmış, Çerkesmiş, kardeşim kardeşim. Biz bu şehrin nimetlerini, belediyenin ekonomisini, herkesle, 16 milyon insanla paylaşacağız.

“Ben israf, tasarruf diyorum, onlar Yunan diyor; Allah bu bir avuç insana akıl versin”

“Biz hizmet etmeye geliyoruz. Bazıları için siyasi partiler amaç olabilir. Ama bizim için siyasi partiler araç. Kime hizmet edeceğiz biliyor musunuz? Şuradaki bebeğe. Onların Ekrem Abi’si olmaya geliyorum!”

“Biz bunları söylerken onlar ne diyor? Bakın, ben hak, hukuk, adalet diyorum. Onlar Pontus diyor. Gülelim ne olur. Ben israf, tasarruf diyorum. Onlar Yunan diyor. Ben huzur diyorum. Onlar terörist diyor. Kardeşim ben paylaşalım diyorum, iyileşelim diyorum, buluşalım diyorum, onlar Konstantinopol diyor İstanbul’a. Allah bu bir avuç insana akıl versin. Yav şaşırmışlar. İçlerinde bazıları çığırtkanlık yapıyor. Bu söylediklerimizi her gün dile getiren insanlar var. Bir bakıyorsunuz il başkanları konuşuyor, milletvekilleri konuşuyor, bakanları konuşuyor, genel başkan yardımcıları konuşuyor. Yani bunlara Allah akıl versin diyorum ya, vallahi versin. Ben bunları yaparken rakibimiz ne yapıyor, bunlara eşlik ediyor, bazen de susuyor.

“Hep birlikte sevgiyi, saygıyı, erdemli olmayı öğreteceğiz”

“Allah şahit siz de şahit olun. Bu kardeşiniz hiçbir gün kötü söz söylemeyecek. Bu davranışı yapanlara hep birlikte sevgiyi, saygıyı öğreteceğiz. Aynı zamanda erdemli olmayı öğreteceğiz. Devletini sevmeyi, milletini sevmeyi, herkese eşit davranmayı öğreteceğiz.

“Değerli dostlarım, size eşitlikte ilgili bir örnek vereceğim. Biliyorsunuz İstanbul’da Saadet Partisi’nin adayı var. Necdet Gökçınar. Bir oğlunu sırf bu süreçte borsadan işten çıkardılar. Biliyorum ki bu süreçte yine rakibimizin bir diğer çocuğunu büyükşehir belediyesinin İGDAŞ kurumuyla iş yapıyor, sözleşmesi var, sözleşmesini iptal etmişler. Yani o bir avuç diyor ki ‘bizden olmayan yaşayamaz’. Ben İstanbul’da 16 milyon insanı yaşatmaya geliyorum. Bunların ne yazık ki vicdanları yok oldu. Ne yazık ki akılları da yok oldu. Ama biz 16 milyon insanı yaşatmaya geliyoruz.

“Bize çay getiren, götüren insanlara bile hesap sordular”

“Rakibimizin bir sözü var ya ‘İstanbul bize teslim edilemez’miş. Gönüller, İstanbul’un kime teslim edileceğine 31 Mart’ta karar verdi. Şimdi ne yapacak, 23 Haziran’da size öyle bir ders verecek ki sandıkta, söylemiyorum bile.

“Buradan bir mesaj da büyükşehir belediyesinin 82 bin çalışanına vermek istiyorum. Bu kardeşiniz, vicdan sahibi olmayan, haktan hukuktan anlamayan insanları 23 Haziran’da gönderecek, 82 bin kardeşine de sahip çıkacak. 18 gün görevde kaldık ya, bize çay getiren, götüren insanlara bile hesap sordular. Kardeşim bunlar orada çalışıyordu, yine çalışacak. Biz her şeye sahip çıkmaya geliyoruz.

“18 günde yaptıklarımızı biliyoruz değil mi? Öğrencilere ulaşımda indirim yaptık. Sadece dini bayramlarda olan ücretsiz taşımayı resmi ve milli bayramlara da taşıdık. Aynı zamanda şeffaflığı getirdik şeffaflığı. Faturalarınızı kontrol etmişsinizdir. Suya indirim yaptık suya. Esenyurt’ta Kemal Deniz Bozkurt kardeşimle çok güzel işler yapacağız. Esenyurt’un kadınlarını iş hayatına katacağız. Esenyurt’un çocukları için kreş hamlemizi burada başlatacağız. Gençlerin işsizlik sorununu çözmek için ilk istihdam ofislerimizden birini Esenyurt’ta çalıştıracağız. Aynı azmanda biz Esenyurt’ta en önemli sorunlardan biri olan çevre sorununu, yeşil alan sorununu sevgili başkanımızla beraber yeşilliğe sahip bir Esenyurt yaratacağız. Bu ilçenin tapu mağdurlarını biliyoruz, mağdur olan insanlarla iş birliği yapacağız. Özellikle bazı mahallelerde uyuşturucu, bağımlılık sorunu olduğunu biliyoruz. Bu konuda İstanbul’un birçok semtinde olduğu gibi beraber seferberlik başlatacağız.

“Biz insanlığı iyi biliriz, insana değer veririz, o ayrı; ama mülteci dostlarımız, mülteci olduklarını bilecek”

“Ve son olarak şunu söylemek istiyorum, İstanbul’un ve Esenyurt’un bir gerçeği var ki mülteci sorunu. Mülteci sorununu ne yazık ki hep arka cebine attılar. İlgilenmediler. Bakın anlatayım. Biz insanlığı iyi biliriz, insana değer veririz, o ayrı. Ama mülteci dostlarımız, mülteci olduklarını bilecek. Bu soruna bugüne kadar uysal bir politika geliştirmekten aciz davrananlara biz İstanbul’da ulusak bir politika oluşturacağız. Elbette ki bu şehirde olan mültecilerin çocuklarına, kadınlarına elbet destek olacağız. Ancak günün sonunda zamanı geldiğinde memleketlerine gitmeleri gerektiğini onlara anlatacağız. Yani bakın, biz mülteci hukukunun ne olduğunu bilen insanlarız. Çocuklara sahip çıkarız, kadınların madur olmaması için çalışırız ancak sürecin nihayetlenmesi için bu kardeşiniz koltuk işgal eden bir başkan olmayacak. Uluslararası platformlarda anlatan ve çözen biri olacağım. Plajlardan fotoğraf göstererek mülteci sorunu anlaşılmaz. Anlamak için Esenyurt’un mahallelerine geleceksin. Misafirperverliğimizi bileceğiz, bu sorunu da bu kardeşinizle çözeceksiniz. Bu arkadaşlar çözemez kardeşim, göreve geldiklerinde ne zaman gideceklerini bilmedikleri için de çözemez. Biz seçildiğimizde 5 yıllığına seçildiğimizi biliriz. Ama bu arkadaşlar seçildikten sonra onları kim ne zaman görevden alır bilemezler. Onun için mülteci sorununu da biz çözeceğiz. Ben bu şehrin insanlarını birleştireceğim, bu şehrin insanlarını barıştıracağım. Kol kola omuz omuza horon da oynayacağım, halay da çekeceğim. Tüm milli duyguları bir arada yaşayacağım. Bu şehrin inançlarına sonuz saygı gösteren bir insan olacağım. Bu şehrin gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım, söz veriyorum.

“Ebu Hanife demiş ki ‘İnsanın tek bir gücü vardır, o da muktedir olan Allah’a duasıdır’. Ey millete muktedirlik taslayanlar, anladınız siz”
“Duanın değeri çok büyük, içinizden gelen o güzel duaları benimle paylaşmanız çok önemli. Bakın ben çok beğendiğim bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum. Ebu Hanife demiş ki ‘İnsanın tek bir gücü vardır, o da muktedir olan Allah’a duasıdır’. Ey millete muktedirlik taslayanlar, anladınız siz. O yüzden dua edin, dua etmekle kalmayın, konuşun, konuşun! Cesur çocuklar konuşacak, cesur kadınlar konuşacak, bu ülkenin umudu cesur gençler konuşacak. Konuşun, sadece şunu yapın, sakın ha sakın hakaret yok, kimseye kötü laf yok, güzel sözlerle, ahlaklı sözlerle konuşun. Bu milletin bir avuç insana esir olacak aklı yoktur. Bu milletin hep vicdanıyla taşıdığı, aklıyla birleştirdiği bir ruhu vardır. O da ‘tam bağımsız Türkiye’ ruhu.

“23 Haziran’da ne olacak biliyor musunuz? Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak”

“Bu şehrin bütün mağdurlarına, bütün gariplerine, bütün problem yaşayan insanlarına sahip çıkacağım. EYT’lilere de sahip çıkacağım, ulaşımla uğraşan insanlarına da, işsizlerine de, 350 bin okutamadığımız/iş bulamadığımız gençlerimize de sahip çıkacağım. Çünkü ben bu şehrin mazlumu, kaybedeni olsun istemiyorum. 23 Haziran’da ne olacak biliyor musunuz? Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak. Hepinizi çok seviyorum! İsrafa hayır, tasarrufa evet deyin! Her zaman, her yerde, ne söyleyin biliyor musunuz? Her şey çok güzel olacak!”