Ana sayfa Manşet ”Bu günleri arar hale geleceğiz”

”Bu günleri arar hale geleceğiz”

Döviz kurlarındaki rekor artışlar, kredi borçları ve dev şirketlerin borç yapılandırmasına gitmeleri derken kaçınılmaz bir ekonomik krize doğru yol alınıyor.

PAYLAŞ

Son olarak tüketici fiyatları, mayıs ayında yüzde 1.62 yükselerek son yedi yılın zirvesine çıktı.

İlk beş aydaki artış ise yüzde 6.39’u buldu. Bu rakam da yine bir rekor.

Dünya gazetesinden Alaattin Aktaş, “TÜFE’de dönemsel oran oluşan 2004 yılından bu yana ilk beş ayda hiç bu düzeyde bir gerçekleşme olmamıştı. Enflasyonda bu günler iyi günler” diyor ve “Turpun büyüğü heybede” mesajı veriyor.

“Tüketici enflasyondaki durumumuz böyle. Tam deve misali, doğru olan, iyi giden bir şey yok” diyen Aktaş, “Ama başka türlü bir değerlendirme yapınca sanki bu günleri de arayacağımız gerçeği bir tokat gibi çarpıyor suratımıza…” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“İşte ara mal fiyatlarındaki artış da gerçekten ürkütücü boyutta. Yİ-ÜFE kapsamındaki ara mal fiyatları mayısta yüzde 3.69, ilk beş ayda yüzde 12.21, mayıs itibarıyla son bir yılda ise yüzde 24.02 oranında arttı. Çok yüksek oranlar bunlar. Ara mal fiyatları bu kadar artacak, böylesine zam görmüş bu ara mallar kullanılarak yapılacak üretimden sonra tüketiciye yansımada çok çok düşük artışlarla yetinilecek, öyle mi! İşte bir yandan kur artışının fark atıp gidiyor olması, bir yandan ara mal fiyatlarındaki bu hızlı artış tüketici enflasyonu konusunda umutlu olmayı neredeyse olanaksız hale getiriyor ve içinde bulunduğumuz dönemi arayacağımız izlenimi uyandırıyor.”

Yine Dünya gazetesinden İsmet Özkul ise , “Mayıs ayı enflasyon verileri, gerçekten alarm verici nitelikte” diyerek uyarıda bulunuyor.

Mevcut kur hareketlerine dikkat çeken Özkul, “2003 bazlı yeni enflasyon serisinde yeni rekorlara tanık olacağız” diyor.

Yurtiçi ÜFE ile aramallarındaki yıllık enflasyon ile TÜFE’nin seyrini gösteren grafik, üretici tarafından gelen maliyet enflasyonunun önümüzdeki dönemde enflasyona baskıyı daha da artıracağına işaret.

Özkul, bu durumu “Artık gerçekten takke düştü, kel göründü” deyimiyle yorumluyor ve “Karşı karşıya bulunduğumuz acı fatura, yıllardır izlenen yanlış ekonomi politikaları ile yapısal sorunları, çözmek yerine geçici önlemlerle erteleyerek geleceğe yığma tutumunun kaçınılmaz bir sonucudur” görüşünü paylaşıyor.

Özkul’un değerlendirmeleri şöyle devam ediyor:

“Merkez Bankası’nın her raporunda tekrarladığı “sıkı para politikası izlediği” savı gerçeğin duvarına çarpmış durumda. Seçim ekonomisi uygulamalarını görülmemiş boyuta ulaştıran hükümetin, maliye disiplininden söz etmesinin de bir anlamı kalmadı. Ekonomi politikalarına ve yönetimine hem içeride, hem dışarıda güven kalmamış olması durumu daha da ağırlaştırıyor. Her şey kökten değişmezse, ekonominin ve toplumun üstüne yıkılan fatura daha da ağır olacak.”