Ana sayfa Editörden Celal Başlangıç: Yaşasın II. Abdülhamit İstibdadı, Kahrolsun III. Abdülhamit Hürriyeti

Celal Başlangıç: Yaşasın II. Abdülhamit İstibdadı, Kahrolsun III. Abdülhamit Hürriyeti

PAYLAŞ

Sultan II Abdulhamit döneminde düşünce, eleştiri ve basın özgürlüğüne yönelik uygulanan yasakları hatırlatan artıgerçek yazarı Celal Başlangıç, günümüz Türkiye’sinde 150 gazeteci ve yazarın tutuklu olduğunu 123 gazetecinin de arandığını söyledi. Başlangıç, “Bütün zamanların en büyük sansürcüsü” olarak andığımız II. Abdülhamit’e bu saatten sonra bir özür borcumuz var. Görünen o ki, önümüzdeki süreçte bu borcumuz daha da artacak”

Başlangıç’ın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Bunca yasak, bunca sansür bile günün birinde II. Abdülhamit’in tahtan düşmesine engel olamamıştır.
İşte bütün bunlardan dolayıdır ki, ilkokuldan ortaokula, liseden üniversiteye kadar II. Abdülhamit sansürü bize hep bu coğrafyanın basın özgürlüğü açısından yaşadığı en karanlık süreç olarak öğretilmiştir.
En ufak sansürde “Abdülhamit geri mi geldi” diye sormaktan kendimizi alamadık. Tepkimizi “Bu resmen Abdülhamit sansürü” diyerek gösterdik.
1908’de İkinci Meşrutiyet’in en gözde sloganıydı “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet”.
Müstebit II. Abdülhamit yüz yılı aşkın bir süre önce tahttan indirildi.
Ancak bugün bakıyoruz aradan geçen onca zamana kadar basın ve ifade özgürlüğü savaşımı veren Türkiyeli gazeteciler bu yüz yıllık sloganı dillerinden düşürmüyorlar:
“Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet”
Çünkü şu anda Türkiye hapishanelerinde 150’den fazla gazeteci ve yazar yatıyor.
123 gazeteci aranıyor.
46 gazetecinin pasaportu iptal edilmiş.
54 gazetecinin mal varlığına el konulmuş.
800’e yakın gazetecinin Sarı Basın Kartı iptal edilmiş.
Sadece son bir yıl içinde 62 gazete, 29 televizyon, 19 dergi, 34 radyo, 30 dağıtım ve yayınevi kapatılmış. 20 haber sitesine erişim engeli konmuş.
Ama bu ülkede iktidar sahipleri hala “İddia ile konuşuyorum. Ne Avrupa’sında ne de diğer ülkelerinde, Türkiye’deki basın kadar özgür bir medya yoktur” demekten kendilerini alamıyorlar.
Oysa bu ülke II. Abdülhamit istibdadını aşmış, III. Abdülhamit sansürüne sıçramış.
Bu yüzden “Bütün zamanların en büyük sansürcüsü” olarak andığımız II. Abdülhamit’e bu saatten sonra bir özür borcumuz var.
Görünen o ki, önümüzdeki süreçte bu borcumuz daha da artacak.
Bakmayın Cumhuriyet’ten yedi arkadaşımızın serbest bırakılmasına. Bu şu andaki iktidar için “hapishanelerde yedi gazetecilik boş ranza var” anlamına geliyor.
Bazen çok duyulmuyor ama, özellikle Kürt gazetecilere yönelik gözaltılar, tutuklamalar tüm hızıyla sürüyor.
Bu durum da bize şimdiki iktidar tarafından, “cezaevinde hiç gazeteci yok”, “dünyanın en özgür basını bizde var” yalanlarıyla yutturulmaya çalışılıyor.
Bu II.Abdülhamit’in değil, III. Abdülhamit’in istibdadı ve sansürüdür.
Bugün yaşadıklarımız yüz yıl önceki “II.Abdülhamit istibdadı”na rahmet okutuyor.
O zaman yüz yıl önceki “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet”i günün koşullarına uyduralım:
“Yaşasın II. Abdülhamit İstibdadı, Kahrolsun III. Abdülhamit Hürriyeti.”

Yazının tamamı için…