Connect with us

Manşet

Cezayirli ünlü yazardan Erdoğan’a açık mektup: Mağdurla ağlayıp celladıyla iş tutuyorsun

Published

on

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salı günü gerçekleştireceği Cezayir ziyareti öncesi dünyaca ünlü Cezayirli edebiyatçı Kamel Daoud, Erdoğan’a açık bir mektup yazdı. Erdoğan’a sert eleştirilerin yer aldığı Huffington Post’taki yazı sosyal medyada gündem oldu. Gazeteci kökenli Daoud’un romanları 20 dile çevirildi ve yazar 2014’te saygın edebiyat ödülü Goncourt’u kazandı. İşte Daoud’un Huffington Post’ta yayımlanan yazısının çevirisi.

Erdoğan’a açık mektup

Tüm hapsettikleriniz, öldürdükleriniz ve işkence ettikleriniz adına söylüyorum Erdoğan. Ülkemize hoş gelmediniz.

Hayır Erdoğan, Cezayir’de istenmiyorsunuz.

Biz daha önce ülkemize halifeliklerini dayatmak isteyenler yüzünden kan ve gözyaşı döktük. Kendi fikirlerini bizim canlarımızdan daha değerli gören, çocuklarımızı esir alan, ruhlarımızı ve gelecek ümidimizi bizden çalanlara bedel ödedik.

Sizin geçim kaynağınız olan İslamcılık bizim hüznümüz oldu. Siz bize o günleri hatırlatıyorsunuz. Sizin “Babıali”nizde diz çökmemizi isteyenlere sadece kanat germiyorsunuz. Ayrıca milletimizin bütün değerlerinin tam zıttını simgeliyorsunuz. Özgürlükten nefret ediyorsunuz. Bağımsız düşünceden nefret ediyorsunuz. Mitingleri ve yürüyüşleri seviyorsunuz. Din tacirliği yaparak bizim sırtımızdan bir halifelik hayal ediyorsunuz.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER’İN BİLDİK YÖNTEMLERİ

Bugün ülkemizdeki İslamcı partileri destekleyerek, onlara emrinizdeki şirketlerden hediyeler alarak, dernekler kurarak, camilerimizi kontrol ederek bu arzunuzu yavaşça gerçekleştiriyorsunuz. Bir taraftan tabutlarımız için mezar kazarken, öbür taraftan bize cenneti gösteren “Müslüman Kardeşler” örgütünün bildik, eski yöntemleri.

Hayır Sayın Erdoğan, bir taraftan Kürtlere ve muhaliflerinize ölüm saçarken sizin bize yardımcı olmak istemediğinizi, özerklik hakkımızı savunmadığınızı çok iyi biliyoruz.

Ortadoğu’da mağdurla ağlayıp cellatlarıyla iş antlaşmaları imzalıyorsunuz. Bizim haysiyetimizi değil kendi halifeliğinizi savunuyorsunuz. Zulümlerinizi, tasfiye listelerinizi, her gün daha fazla dolan korkunç hapishanelerinizi, Sarayınızın emrindeki yargınızı, küstahlığınızı ve palavralarınızı unutmayacağız.

OSMANLI’NIN KÖTÜ BİR TAKLİDİ

Siz paylaşacağımız bir insanlık değil Osmanlı’nın kötü ve kanlı bir taklidini gerçekleştirmeyi hayal ediyorsunuz. İslam sizin için sadece bir basamak. Tanrı bir ticari ürün. Modernlik bir düşman. Filistin sadece bir vitrin. İslamcılar ise şaşkın dalkavuklarınız.

Tarih sizi iktidara tutunmak için yaptığınız hilelerle, kurmaca darbelerinizle, farklı fikirlere ve halkınıza yürüttüğünüz cadı avıyla, öldürdükleriniz ve işkence ettiklerinizle hatırlayacak.

Tarih sizi bombalarınızla, savaşlarınızla, diyalog kurma acziyetinizle, kendiniz ve kendi kişisel hikayeniz dışında kimseye hayat hakkı tanımamanızla hatırlayacak. BM’deki Kudüs oylamasını kendi ticari ürününüze çevirdiniz. Filistinlilerle birlikte size gülmemize müsaade edin. Filistin davası sizin için ticaretini yaptığınız bir ürün. Tıpkı diğerleri için olduğu gibi. Diz çökmüşlerin sırtına binmeyi çok iyi biliyorsunuz.

Biz Cezayir’de kendini Tanrı gören ve istediğine hayat hakkı verip istemediğine vermeyenlerden çok çektik. Onlar sizin ziyaretinizden mutlu. Biz değiliz. Cezayirli İslamcıların ve popülistlerin idolüsünüz. Onlar halifeliğinizle evlilik yapmadan iktidara gelmeyi hayal edemiyorlar.

Biz ülkemizi bir özgürlük ülkesi olarak hayal ediyoruz. Daha önce elimizden alınmış olsa da onurlu bir ülke hayal ediyoruz. Bunlar ne sizin hayaliniz, ne de sizin değerleriniz.

‘SİZ SADECE BİR İLLÜZYONSUNUZ’

Güzel Türkiye’yi kendi yandaşlarınız, yakınlarınız ve hanedanınız için bir pazara ve muhalifleriniz için bir hapishaneye çevirdiniz. Ümit ediyoruz ki bu güzel millet sizin elinizden sağ kalarak kurtulacak. Mahkumları, işkence mağdurları, bombalanan çocukları bunu da atlatacak. Siz sadece bir illüzyonsunuz. Sizde biliyorsunuz. Biz de.

Aşağılanmışlık duygumuza, sevdiğimiz değerlere, inançlara yatırım yapıyorsunuz. Kendinizi bir kurtarıcı olarak sunabilmek için. Oysa tam tersine bir mezar kazıcısınız. İlk önce kendi ülkeniz ve sonra komşu ülkeleriniz için. Türkiye, size hiç bir vefa borcu olmayan bir mucize. Bu mucizeyi bu ulusun rönesansını sağlayan ve itibar kazandıran özgür ruhlu kadınlara ve erkeklere borçlu. Tıpkı ömür boyu hapise mahkum ettiğiniz Ahmet Altan gibilere.

Tıpkı diğer İslamcılar gibi başkalarının zaferlerini çalmayı seviyorsunuz. Devrimlerin olgunlaşmasını bekliyorsunuz ve vakti geldiğinde kendiniz Tanrı’nın atadığı halife olarak tayin ediyorsunuz. Sizin popülizminiz bu güzel ülkeye çok şey kaybettirecek ve vaazlarınız suçlarınızı örtmeye yetmeyecek. Bizim islamcılarımız ve popülistlerimiz Vahhabi para babalarını kaybettikten sonra sizi yeni bir cüzdan olarak görüyor. Bilin ki, onlar bizden değiller. Sadece sizin ideolojik hareminizin mensupları.

‘DOSTLARA İHTİYACIMIZ VAR, ELİNİ KANA BULAMIŞLARA DEĞİL’

Tarih sizin sebeb olduğunuz ölümleri ve mahkumları, tasfiyelerinizi, yolsuzluklarınızı, savaş uçaklarınızı, Sarayınızın emrindeki adalet saraylarınızı hatırlayacak. Buraya Osmanlı fatihi gibi, kurtarıcı Barbaros gibi gelmiyorsunuz. Kurtarıcı gibi gelen korsanların hikâyelerini iyi biliyoruz.

Biz güçlü, bağımsız ve ecdadınla gurur duyan bir ülke hayal ediyoruz. Farklılıklarını kabul eden, farklı din ve inançlara saygılı, çoğulcu ve herkesin mutluluk arama hakkına saygı duyan bir Cezayir hayal ediyoruz.

Dostlara ve müttefiklere ihtiyacımız var. Sizin gibi elini kana bulamışlara değil. Hilelerinize burada yer yok. Bu ülkedeki ajanlarınızın da uzun bir geleceği yok.

Fethedilmiş topraklarda değilsiniz. Sadece bir fetih yanılsaması yaşayacaksınız. Tıpkı eski sömürgeciler gibi.

Kaynak: kronos.news

Manşet

Sivas E Tipi yönetimi ve gardiyanlar işkence suçu işliyor

Published

on

By

Cezaevinde tutuklulara yönelik kötü uygulamalar ilişkin gelen bilgiler arasında; “2 günde bir musluklardan 1.30 saat su veriliyor, sadece 3 kova var suyu koydukları kova fazla olursa geri alıyor döküyorlar. Koğuşta kantinden para karşılığında alınan suya da el koyuyorlar” şeklinde bilgiler geliyor. 

TUTUKLULAR YERDE YATIYOR VE BATTANİYE SERİLMESİNE İZİN VERİLMİYOR

Cezaevlerinde kapasitenin en az 2 katından fazla tutuklunun bulunduğuna ilişkin Adalet Bakanlığı’nın açıkladı. Cezaevlerinden gelen bilgiler de tutukluların yerlerde yattığına ilişkin bilgiler gelmeye devam ediyor. Sivas E Tipi Cezaevi’nin yönetimi ve gardiyanlar, yerde yatan tutukluların yere battaniye sermesine bile izin vermiyor. 

ŞİKAYET DİLEKÇESİ YAZAN TUTUKLULARA PSİKOLOJİK ŞİDDET UYGULUYOR

Cezaevi Müdürü’nün koğuşlarda dolaşarak psikolojik baskı uyguladığı ve koğuşlarda herhangi bir tutuklunun mesleğini sorduğu cevap vermediğinde ise makam odasına götürüp işkenceler uyguladığı iddia ediliyor. Koğuşlarda gezerken tutuklulara sürekli kötü sözlerle muamelede bulunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor. 

Makumlara ait  itiraz ve şikayet dilekçelerini ilgili yerlere ulaştırmadığı ve geri verdiği kaydediliyor. Şikayet dilekçesi veren tutuklulara ise koğuşta psikolojik baskı uyguladığı belirtiliyor. 

Continue Reading

Manşet

Interpol, Türkiye’den gelen kırmızı bültenleri beklemeye aldı

Published

on

By

Interpol’ün, üye devletleri suç, suçlu ve tehditler karşısında bilgilendirdiği ve gerektiği zaman yakalama emri talebi ilettiği sekiz ayrı bülten tipinden en bilineni olan kırmızı bültenle aranan kişilerin arasında Adil Öksüz, Mihraç Ural ve Salih Müslim gibi isimler var.

Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (Interpol), Türkiye tarafından çıkartılan 50’ye yakın kırmızı bülteni askıya aldığı öne sürüldü. Sabah gazetesinden Erkam Çoban’ın haberine göre Türkiye, yurt dışında olduğunu değerlendirdiği bazı kişiler için adli makamlarca acil yakalama talebinde bulunurken, Interpol dosyaları ‘siyasi’ bularak beklemeye aldı.

Eş zamanlı olarak hükümetin ‘F..’ olarak tanımladığı örgütün firarisi Adil Öksüz, eski PYD Eş Başkanı Salih Müslim, THKP-C Acilciler üyesi Mihraç Ural gibi isimlerin aralarında bulunduğu 50’ye yakın kişi ile ilgili kırmızı bülten çalışmaları başlatılmıştı.

Kırmızı bülten talepleri onaylandıkları takdirde Interpol, kendisine üye 170 ülkeye bunu yayımlayacak ve Türkiye’nin istediği birçok kişi hakkında yakalama kararı verilmiş olacaktı.

Yakın zaman önce Türkiye, Türkiye kökenli Alman yazar Doğan Akhanlı hakkında kırmızı bülten çıkartmış, yazar İspanya’da gözaltına alınmıştı. Interpol daha sonra Akhanlı hakkındaki kırmızı bülteni sildi.

Continue Reading

Editörden

‘Kayıp 106 bin silahın araştırılması’ AKP oylarıyla engellendi

Published

on

By

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, İçişleri Bakanlığı’nın 2017 yılı faaliyet raporunda yer alan ‘kayıp silah sayısının’ son üç yılda yüzde 720 arttığını belirterek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

 

Önergesinde, kayıp silahların ülke güvenliği açısından büyük tehdit oluşturduğunu öne süren CHP’li Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyundan kayıp silahlara ilişkin gerçekleri sakladığını ifade etti.

‘106 bin silahın kayıp olması sizleri korkutmuyor mu?’

CHP’li vekil Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“OHAL Türkiyesi’nde her geçen gün sorunlar giderek artıyor. Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlığı, her yıl diğer kurumlar gibi faaliyet raporlarını açıklamaktadır. Bakanlığın 2017 yılı faaliyet raporunu incelediğimizde, kayıp silah sayısının 106 bini geçtiğini görüyoruz. İçişleri Bakanlığının verilerinde, 2014 yılında kayıp silah sayısı 14 bin görünürken, her ne hikmetse, bu sayı 2017 yılında 106 bine çıkıyor. Kayıp silah sayısı sadece 3 yılda yüzde 720 artmış durumdadır. Ateşli silah nedeniyle her gün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. 106 bin silahın kayıp olması sizleri gerçekten korkutmuyor mu, ürkütmüyor mu?” (daha&helliip;)

Continue Reading

Çok Okunanlar