Connect with us

Politika

CHP, AYM’ye gitmiyor: Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır

Published

on

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) ile 12 Eylül dönemini kıyaslayarak, şunları söyledi: “20 Temmuz’da bir başka darbe oldu. OHAL ilan edildi. Binlerce insan hapislere tıkıldı. 1 milyondan fazla aile mağdur edildi. Kenan Evren’in bile yapamadığını, bunlar yapıyor. Bir aileyi tümüyle aç bırakmak kimin görevidir? Kim yapabilir, hangi insan yapabilir? 12 Eylül döneminde 120 akademisyen ihraç edildi. Bu dönemde, 20 Temmuz darbesinden sonraki dönemde, ihraç edilen, kapının önünü konulan akademisyen sayısı 4 bin 811. İnsanda biraz vicdan, ahlak olur”

“KENDİSİ GİBİ DÜŞÜNMÜYORSA ‘KOYUN KAPININ ÖNÜNE’ OLMAZ”

Yayımlanan son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenleri hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Siyasi Partiler Yasası’na göre, bir üniversite hocası arzu ettiği siyasi partinin üyesi olabilir. Niçin? Siyasette kalite yüksek olsun diye akademisyenler, beğendikleri siyasi partilerde ya görev üstlenirler veya düşünsel olarak hizmet verirler. Siz kalkıyorsunuz, düşüncesini beğenmediğiniz üniversite hocalarını bir KHK ile kapının önüne koyuyorsunuz. Bizim inancımızda da bizim ahlakımızda da bilim insanına saygı vardır. Hangi gerekçeyle kalkıyorsunuz da bu üniversite hocalarını kapının önüne koyuyorsunuz? Bunlar hani diyorlar ya Osmanlı, Osmanlı, Osmanlı. Osmanlı’yı da bilmiyorlar. Alime, bilim insanına verilen değeri de bunlar bilmiyor. Kendisi gibi düşünüyorsa el üstünde, kendisi gibi düşünmüyorsa ‘Koyun kapının önüne’ olmaz” dedi.

“ZALİMLİKTE REKOR KIRDILAR”

Gazetecilerin tutuklanmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, “12 Eylül döneminde tutuklanan gazeteci sayısı 31. 20 Temmuz darbesinden sonra tutuklanan gazeteci sayısı 150’yi aştı. Zalimlikte bir rekor kırdılar. 15 günlük çocuğu annesinden ayırdılar. İnsanda vicdan olur. 15 günlük bir çocuğu annesinden nasıl ayırırsın? Günlerce anne sütünü ememedi bu çocuk. Biz itiraz ettik de anneyle çocuğunu buluşturdular. Vatandaşın derdine bakın, bunların derdine bakın” açıklamasında bulundu.

“‘HAYIR’ DEDİĞİNİZ ANDAN İTİBAREN TÜRKİYE, DERİN BİR NEFES ALACAK”

Anayasa değişikliği için yürüttükleri ‘Hayır’ kampanyasıyla ilgili hükümetten gelen eleştirilere tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Şimdi kalkmış, diyorlar ki ‘Kim hayır, derse bunlar terörist sayılır’. Akla bakın akla. En güzel cevabı bir şehit annesi veriyor. Diyor ki ‘Ben hayır, diyorum. Ben şehit anasıyım. Ne yapacaksın bana? Sen benimle tabuta mı sarıldın? Benim oğlum nişanlıydı, düğünü olacaktı. Sen beni ne hakla tehdit edersin. Ben de seni tehdit ediyorum. Hakkım haram olsun’ diyor şehit annesi. Onlar ‘Hayır’ diyenleri terörist, 15 Temmuz yanlısı olarak gösteriyorlar. Biz ne diyoruz? İster ‘Hayır’ de ister ‘Evet’ de, bu vatandaşların tamamının benim başımın üstünde yeri var, diyoruz. Aramızdaki fark, siyahla beyaz kadardır. ‘Hayır’ dediğiniz andan itibaren bu Türkiye, derin ve güzel bir nefes alacak”

“GELİN, MEDENİ İNSANLAR GİBİ OTURUP, KONUŞALIM”

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye bir televizyon kanalının canlı yayınına beraber katılmak için çağrıda bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye çağrı yapıyorum. Buyurun arkadaşlar, gelin. Sizin istediğiniz televizyon kanalı olsun, sizin istediğiniz gazeteciler olsun. Gelin, oturalım, birlikte konuşalım. Söz veriyorum. Bana 15 dakika versinler, onlara yarım saat versinler adam başı. Ben buna da razıyım. Niçin bunları söylüyorum? Çünkü söylediğimin doğru ve haklı olduğunu biliyorum. Onlar da doğru olmadığını, yanlış olduğunu biliyorlar. Onlar sorsunlar, vallahi soru da sormayacağım. Yeter ki medeni insanlar gibi oturup, konuşalım. Diyecekler ki ‘Ne gerek var?’. Çok gereği var. Vatandaş değişikliklerin ne getirip, ne götürdüğünü tam bilmiyor. Vatandaşın bilme hakkı var” diye konuştu.

“A PARTİSİ, B PARTİSİ OLAYI DEĞİL; DEMOKRASİ OLAYI”

Anayasa değişikliği referandumunun bir parti olayı değil, memleket meselesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Nisan’ın 16’sında yapılacak referandum, bir parti seçimi değil; bir demokrasi seçimi. Demokrasiden yana mı tavır takınacağız, otoriter yönetimden yana mı tavır takınacağız? Bütün vatandaşlarımdan istirham ediyorum. Sandığa giderken, düşünün. Aklımız var. Oturalım, konuşalım. Dostunuzla, arkadaşınızla konuşun. Başka düşüncesi olan arkadaşlarla konuşun ama her şeyden önce kendi vicdanımızda bir tartalım. Çünkü sorun, bir partinin, bir kişinin sorunu değil. Sorun Türkiye sorunu, evlatlarımızın sorunu, vatan sorunu, demokrasi sorunu. A partisi, B partisi olayı değil. Sağ, sol olayı değil. Bu bir demokrasi olayı. Demokrasi hepimiz için olmalı” dedi.

“SON SÖZ MİLLETİN DİVANIDIR, YÜCE DİVAN DEĞİL”

Anayasa değişiklik teklifiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitmeyeceklerini duyuran CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Anayasa Mahkemesi’ne gitme hakkımız vardır ama konu hukuk konusu değil. Halkın egemenliğini koruyacak olan yine halkın öz iradesi ve gücüdür. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Halkın iradesiyle korunamayan bir egemenliğin başka hiçbir güçle korunması mümkün değildir. Bu nedenle sandıkta kararın verileceği 16 Nisan’a kadar önümüzdeki 60 günü milletin hakemliğine emanet edeceğiz. Söz konusu olan milletin egemenliğiyse bu konuda asıl yüce divan, halkın ve milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesi’ne gitmeyeceğiz, başvurmayacağız. Biz, CHP olarak bu milletin ferasetine güveniyorum. Bu milletin engin sağduyusuna güveniyoruz. Bu milletin vatanına ve bayrağına bağlılığına güveniyoruz. Bu milletin demokrasiye, TBMM’ye yani kendi iradesine sahip çıkacağına güveniyoruz. Son söz, milletin divanıdır. Yüce divan değil, milletin divanıdır”

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar