Connect with us

Gündem

Demirtaş davası: İktidarın kılıcı olmayın

Published

on

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 31 fezlekeden tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında savcı tutukluluk halinin devamını istedi. Demirtaş’ın avukatları, “İktidarın kılıcı olunmayacak kararlar vermenizi istiyoruz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda başladı. İlk olarak 20 kişilik bir salona alınmak isteyen duruşma, itirazlar üzerine 120 kişi salona alındı. Duruşmaya, yabancı heyetler alınmadı. Duruşmayı HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileri izliyor. Yüzlerce kişi de soğuk havaya rağmen cezaevi önünde bekleyişini sürdürüyor.


Duruşmaya katılma talebi

Demirtaş, avukatları aracılığıyla duruşma salonuna getirilme talebi için dilekçe verdi. Demirtaş, 12 sayfalık dilekçesinin sonunda mahkemeden şu taleplerde bulundu: “SEGBİS konusunda CMK 196/4’ün değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6’ncı maddesinin esas alınarak, soyut yasa maddesi uyarınca ve gerekçesiz bir şekilde SEGBİS üzerinden duruşmaya katılmama yönünde verilen hukuka aykırı kararın geri alınmasını, duruşmada hazır edilmeme karar verilmesini, savunmamı üstlenecek yüzlerce avukat için yer tahsisini, duruşmayı izleyecek aile, sosyal çevrem, hasın, yerli ve yabancı izleme heyetleri, HDP Genel Merkez, il ve ilçe teşkilatlarından gelecek izleyiciler dikkate alınarak salonun tahsisini, duruşmada, avukatlarımla birlikte ve fiziksel yakınlık içerisinde oturacak şekilde salonun düzenlenmesini, duruşmada, dizüstü bilgisayar, tepegöz vb araçlarla görsel savunma yapacağımdan, salonun bu teknik imkanlarla donatılmasını, binlerce belge içeren yüzlerce dosyadan ibaret savunma araçları ile duruşmaya katılacağımdan, savunmamı yapacağım yere, önümde duracak şekilde ve makul büyüklükte bir masa konulmasını talep ediyorum.”

Kelepçe ve SEGBİS’i reddetmişti

Demirtaş, hakkında açılan bir başka davada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla ifade vermek yerine duruşmaya katılmak istemişti. Ancak Edirne’den Ankara’ya kelepçeyle getirilmeye çalışılınca kelepçeyi reddetmiş ve duruşmaya katılmamıştı.

Savcı tutukluluk halinin devamını istedi

Kimlik tespitleri ardından başlayan davada savcı, Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamını istedi. Ardından Demirtaş’ın avukatları savunma yapmaya başladı.

Hakim: Avukat kısıtlaması getiririm

Söz alan avukat Mahsuni Kahraman, mahkemenin SEGBİS ısrarına karşın, “Olağandışı bu yargılama usulü kabul edilemez. Yargılama tarihinde bir ilk olduğu düşüncesiyle belirtiyorum. Demirtaş, birkaç gün öncesine kadar hangi mahkemede yargılanacağını dahi bilmiyordu. Haziran ayından bu yana usulen dahi tutukluluk incelemesi yapılmamıştır” dedi.

Bu sırada Demirtaş’ın savunmasını üstlenmek adına duruşma salonunda hazır bulunan avukatlara yönelik hakim “Herkesin konuşmak istemesi durumunda avukat kısıtlaması getireceği” uyarısında bulundu. Demirtaş’ı savunmak için bin 250 avukat yetki belgesi vermişti. Salonda yüzden fazla avukat Demirtaş’ı savunuyor.

‘İktidarın kılıcı olunmayacak kararlar verilsin’

Ardından söz alan Demirtaş’ın avukatı Ercan Kanar, şöyle konuştu: “Eğmeden, bükmeden gerçekleri ortaya koymalıyız. Siyasi öç alma saikiyle süreç yürütülmüştür. İnsanlık yüzlerce yıllık mücadele sonucu hukuki bağışıklıkları teminat altına almıştır. Basite almamak gerekir. Eğer bir soruşturmaya siyasi faktörler dahil olmuşsa o bir zehirdir. Hukuk devleti ilkesinin tarafsızlık ve nesnelliği ortadan kalkmıştır. Siyasi direktiflerle hesaplaşma yolu olarak yargı seçilirse meşruiyet ortadan kalkar. Yargının tavrı devletten, ideolojiden bağımsız olmalıdır. Biz siyasi hesaplaşmalardan uzak, iktidarın kılıcı olunmayacak kararlar vermenizi istiyoruz. Mahkemenizden cesur bir kararla düşme kararı verilmesini talep ediyoruz. Siyasal hesaplaşmaların coğrafyası halk platformlarıdır, ceza mahkemeleri değildir. Bu yaşananlar düşman savaş hukuku uygulamasıdır.”

Avukat Yıldız İmrek ise, “Müvekkilimizle ilgili fezlekelerin tamamı siyasal anlamdaki düşünce açıklaması, basın açıklamaları niteliğinde beyanlardır. Venedik Komisyonu 1999 yılındaki değerlendirmesinde yasama sorumsuzluğunun serbest seçim ilkesinin, halkın egemenlik hakkının korunmasın olduğunu, azınlıkta kalan milletvekillerinin korunması ve demokratik çoğunluğun desteklenmesi olarak nitelendiriyor” ifadelerini kullandı.

Duruşmaya saat 14.00’e kadar ara verildi.

Continue Reading

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar