Connect with us

Para

Ekim alanları yüzde 60 azaldı, Hollanda büyüklüğünde toprak nadasa bırakılıyor

Published

on

Tarımda 30 yıl önce kendi kendine yeten ülke olan Türkiye, son yıllarda ithalata bağımlı hale geldi. Tarımda ekili alan hızla azalırken üretici yüksek maliyetlerden tüketici ise hızla artan fiyatlardan şikâyetçi.

BirGün’e konuşan Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de ekim yapılan alanların hızla gerilediğini, bunun yanında nadasa bırakılan toprakların boyutunun 4,1 milyon hektarla Hollanda büyüklüğünde olduğunu söyledi. Türkiye’nin söz konusu alanları nadasa bırakacak lüksünün olmadığını belirten Bayraktar, baklagilde ciddi üretim açığı bulunduğunu, söz konusu alanların baklagil üretimi yapılabileceğini söyledi.

EKİM ALANLARI YÜZDE 60 AZALDI

Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Bayraktar, baklagillerde üretim alanlarının artırılması gerektiğine dikkati çekerek şu bilgileri verdi: “1990 yılında toplam 20 milyon dekar alanda baklagil ekim yapılıyordu. Bu rakam günümüzde 8 milyon dekara geriledi. Ekim alanları yüzde 60 azaldı. Üretimde düşüşler oldu. 1990 yılına kadar dünyanın en büyük yeşil mercimek ihracatçısı olan ülkemiz, Kanada ve ABD’nin, üretimlerini artırması, yüksek verimliliği yakalamaları ve uyguladıkları desteklerle düşük fiyatla dünya piyasalarına hakim olması üzerine, bu alanda rekabet üstünlüğünü kaybetti. Yeniden rekabet üstünlüğüne kavuşmak için baklagil ekim alanları artırılmalıdır.”

İTHALATA İZİN VERİLMEMELİ

Bayraktar, azalan baklagil üretiminin artırılması için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Üretimden vazgeçen üreticilerin yeniden baklagil üretime yönlenebilmesi için prim desteklemesi artırılarak devam etmelidir. Özellikle hasat dönemlerinde baklagil ithalatına kesinlikle izin verilmemelidir. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması için tohum desteği devam etmelidir. Toprak verimliliğinin artırılması ve korunması yönünden önemli katkılar sağlayan baklagillerin ekim nöbetine alınması teşvik edilmelidir. Nohut ve mercimeğin ekim alanlarının genişletilmesi bakımından geçmişte olduğu gibi nadas alanlarında üretim uygulaması yeniden başlatılmalıdır.”

ADIM ADIM BİTİRİLDİ

Cumhuriyetin kuruluşundan 1960’lı yıllara kadar tarım ülkesi olan Türkiye, neoliberal politikalara boyun eğdiği 1980’li yıllardan bugüne tarımdaki üstün konumunu kaybetti. Tarımdaki kan kaybı AKP döneminde ise zirveye ulaştı. 2003 yılında tarımın milli gelir içindeki payı yüzde 9,9’ken bu oran 2015’te yüzde 6,9’a kadar indi. Tarım ürünlerinde ithalata hız verilerek çiftçi toprağına küstürüldü. 2002 yılında 148 milyon dolar olan Türkiye’nin buğday ithalatı 2008 kriziyle birlikte 1,5 milyar doları geçti ve buğdayda 1 milyar doların üstüdeki ithalat rakamları günümüze kadar sürdü. Türkiye’de ekonomi yönetimleri ‘katma değeri düşük’ diye tarıma sırt çevirirken ülke ABD, Kanada,Meksika gibi ülkelerden bakliyat ithal eder hale geldi.

Devletin tarımdan elini çekme adımları çiftçiyle üreticiler arasına aracıların girmesine yol açtı. Çiftçi ürününü hak ettiği fiyatlarda satamazken üretici de yüksek fiyatlara mahkûm edildi. Aracılar ve ithalat lobileri ise süreçten kârlı çıkan taraf oldu.

Yanlış politikalarla üretici yemden tohuma, gübreden ilaç-mazota kadar her kalemde ithalata gitmek zorunda kaldı.

Hayvancılıkta da ithalat üreticiyi üretim yapamaz hale getirirken tüketiciye ise çare olamadı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Editörden

Goldman Sachs uyardı: Türkiye, aşırı ısınma belirtileri göstermeye devam ediyor

Published

on

By

Türk Lirası’nda son dönemde gözlemlenen istikrarın devam etmeyebileceği uyarısında bulunan Goldman Sachs analistleri, Türkiye’nin aşırı ısınan ekonomiye dair klasik belirtiler göstermeye devam ettiğini söyledi.

Dünya gazetesinin haberine göre, aralarında Mark Ozerov‘un da bulunduğu Goldman Sachs analistleri, müşterilere gönderdikleri notta, Türkiye’de faiz oranlarının cari açık ve enflasyonu kontrol altına almak için çok düşük olduğuna dikkat çekti.

Analistler, büyümedeki yavaşlamaya faizlerdeki artışın eşlik etmesinin beklendiğini, bunun TL üzerindeki baskıyı artıracağını ve Merkez Bankası‘nın harekete geçmesi gerekeceğini belirtti.

Ozerov, “Türkiye, çift haneli enflasyon ve kötüye giden dış dengeyle beraber, aşırı ısınan ekonomiye dair klasik belirtiler göstermeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Çok Okunanlar