Ana sayfa Sürmanşet Erdoğan: Güvenli bölgeye Araplar ve Türkmenler yerleşecek

Erdoğan: Güvenli bölgeye Araplar ve Türkmenler yerleşecek

PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı temaslar için gittiği Bahreyn’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de güvenli bölge oluşturmak için çalışma sürdüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğuya yönelerek Münbiç ve Rakka’da eğer koalisyon güçleri ile müşterek adımı atarsak, bu müşterek adımla birlikte de terörden arındırılmış bu güvenli bölgeye, özellikle ağırlıklı olarak Arap kardeşlerimiz, Türkmenler yerleşme imkanını bulacaktır” dedi.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları:

Suriye ile 911 km sınırımız var. En büyük sınırdaş ülke biziz. İlk tehdit bize. Bu tehditleri yaşadık. Ardından Irak, 350 km sınırımız var. Suriye’deki kriz Avrupa’nın derinliklerine kadar uzanan bir bölgede güvenlik tehditlerine yol açıyor. Buna artık bir son verilmesi gerektiği ortadadır. Önümüzdeki süreçte Suriye’de en önemli husus, ateşkesin güçlendirilerek yeniden başlatılması için gerekli zeminin oluşturulmasıdır. Ateşkesin tesisi için büyük fedakarlıklarda bulunduk. Türkiye tüm platformlarda başlattığı aktif çözüm arayışını sürdürecektir. Fırat Kalkanı ile terör örgütü DEAŞ’ı ve PYD’nin bir bölümünü sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Şimdi, El Bab’ı da DEAŞ’tan temizlemek suretiyle, işimize devam edeceğiz. Ondan sonra doğuya yönelerek Münbiç ve Rakka’ya yürürsek, terörden arındırılmış bir bölge yaratarak o bölgeye Arap kardeşlerimiz ve Türkmenler yerleşme imkanı bulacaktır. Hedefimiz burada en az 4-5 bin kilometrekarelik bir alanı güvenli bölge haline getirmektir. Bu çalışma şu anda devam ediyor. Şehitlerimiz var, ÖSO’nun şehitleri var. Ama DEAŞ’tan 3 bini aşkın etkisiz hale getirilen terörist var. Burada kararlıyız çünkü DEAŞ’ın İslam’la uzaktan yakından alakası yoktur. Ve DEAŞ terör örgütüdür. Bizim dinimiz bir barış dinidir. DEAŞ savunmasız insanları acımasız şekilde öldürmüştür. Gaziantep’te bir düğünde, çoluk çocuk demeden 56 vatandaşımızı bir canlı bombayla öldürdüler. O andan itibaren artık bitmiştir dedik ve Cerablus’a girdik. DEAŞ Müslümanların yüz karasıdır. Tüm dünyada Müslümanlar, bunlardan dolayı karalanmaktadır.

Bizler bir barış dininin mensupları olarak, asırlar boyu güvenin temsilcisi olduk. Kimse İslam’la terörü yan yana getirmesin. Radikalizmle İslam’ı da yan yana getirmesin. İslam radikalliği kabul etmez. ‘İşlerin en hayırlı olanı orta olanıdır.’ İslam bunu söyler. Suriye’nin ve bölgenin geleceğinde eli kanlı katillerin yeri yoktur. Suriye meselesinde insani, vicdani ve demokratik tavır ortaya koyduk. Başından beri atılması gereken adımları dile getirdik. Terörden arındırılmış bir güvenli bölge olması gerektiğini söyledik. Buranın uçuşa yasak bölge olması lazım. Bu olmazsa oranın güvenli bölge olması mümkün değil. Üçüncüsü de eğit donatla oluşturulmuş milli bir orduyu oralara yerleştirmeliyiz.

Kardeşlerim, Suriye’de herkes 600 bin falan diyor. Hayır, bugüne kadar Suriye’de katil Esed 1 milyon kişiyi öldürmüştür. Hala da acımasız bir şekilde öldürmeye devam etmektedir. Biz biliriz ki zulme rıza zulümdür. Biz bu zülme sessiz kalamayız. Ya buna elimizle müdahale edeceğiz, ya dilimize edeceğiz ya da kalbimizle. Şu anda 2.8 milyon mülteci bizde. 300 bin de Iraklı mülteci şu anda Türkiye’de. Bizim şu ana kadar yaptığımız harcama, 25 milyar dolar. Peki bize AB’nin verdiği söz neydi? Temmuz başında bize 3 milyar avro ödeyeceklerdi. Geldi mi, hayır gelmedi. Şu ana kadar 725 milyon dolar geldi. BM’den de yaklaşık 520 milyon dolar geldi. Türkiye olarak biz bu bütçeyi karşılamakta zorlanıyoruz ama durmayacağız. Biz kapımızı bu mültecilere batı gibi kapayamayız. Öyle ya da böyle alacağız.

Terörden arındırılmış güvenli bölge, uçuşa yasak bölgeyi önce sayın Obama’ya şimdi de sayın Trump’a ifade ettim. Dedim ki, biz buralarda konut inşaasına başlayalım. Biz bunda başarılıyız, bu inşaatları yaparız. Ama sizler de mali olarak destek olun. Mültecileri buralara yerleştirelim. Hatta bize iltica etmiş olan kardeşlerimizi de kendi topraklarına yollayalım. Onları oralarda evi bahçesi olmak üzere yerleştirelim. Çok güzel, biz de gerekeni yapalım dediler. O günden bu güne bir adım yok. Burada Körfez’e de önemli iş düşüyor, hep birlikte bu adımı atalım.”

ESED KENDİSİNE ÇOK GÜVENİYORDU

Esed kendine çok güveniyordu. Kendisiyle iki kere görüştüm. Ramazanda bir gece kendisini aradım, Beşar iş değil. Vatandaşının üzerine tanklarla gidiyorsun. Yarın Cuma, bu başlangıç olsun. Bu işi bitir. Sağa vurdu, sola vurdu engelleyemiyorum dedi. Bunlar terörist dedi. Ben sizi yakından takip ediyorum, yanlış yapıyorsunuz dedim. Ertesi gün 260 kişiyi öldür. Bu acımasız gidiş, cuma namazında olan insanları şehit etti. Ve bu süreç devam etti. Biz de ilişkilerimizi kestik. Şimdi amacımız diplomasi, siyasi çözüm. Astana bunun önemli adımlarından bir tanesi oldu. Biliyorsunuz Doğu Halep 45 bin insanı çıkardık.

Cenevre süreciyle bunu biraz daha güçlendirmiş bulunuyoruz. Cenevre’de atılacak adımlarla birlikte, orada ABD’nin de katılımı söz konusu. Şu anda dönem başkanlığında Bahreyn’in olduğu Körfez İş Birliği’ne önemli görev düşüyor. Bu işi yakın takibe almamızda fayda var. Diplomatik yollarla bu işi düşmektir. Şu anda bizim güvenlik güçlerimiz ÖSO ile terör örgütlerine karşı orada önemli bir mücadele sürdürüyor. Teşekkür ediyorum.