Ana sayfa Editörden Fatih Altaylı: Tam bir zerafet adamıydı, başbakanlığı sırasında bazen beni cep telefonumdan...

Fatih Altaylı: Tam bir zerafet adamıydı, başbakanlığı sırasında bazen beni cep telefonumdan arardı

PAYLAŞ

Son günlerde yeniden tartışılmaya başlanan Bülent Ecevit’in Bill Clinton’la Oval Ofis’te çekildiği fotoğrafı değerlendiren Habertürk yazarı Fatih Altaylı, “Bülent Ecevit asla ve asla “ezik” bir Başbakan, “ezik” karakterli bir insan değildi.” yorumunu yaptı.

Ecevit’in tam bir zerafet adamı olduğuna dikkat çeken Altaylı, başbakanlığı sırasında kendisini cep telefonundan aradığını söyledi. Altaylı, “Her seferinde mahcup olur, ‘Bülent Bey niye doğrudan arıyorsunuz? Bazen geç açıyorum, bazen duymuyorum. Mahcup oluyorum’ derdim” diye yazdı

Fatih Altaylı’nın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in ABD Başkanı Bill Clinton’la Oval Ofis’teki fotoğrafı yine gündemde.
Bülent Bey orada “ezik” duruyormuş, Clinton üstünlük taslıyormuş gibisinden bir yorum, yıllar sonra yeniden mönümüzde.
Şunu peşin peşin söyleyeyim; Bülent Ecevit asla ve asla “ezik” bir Başbakan, “ezik” karakterli bir insan değildi.
Hatta iddia ediyorum ki tam aksi bir karaktere sahipti.
Zarafeti ve beyefendiliği “eziklik” zannederseniz o başka.

Eğer iddia edildiği gibi biri olsaydı, Türkiye’nin onuru ve Kıbrıs’taki soydaşlarımızın canı için Kıbrıs’a çıkarma yapacak yürekliliği asla gösteremezdi.

ABD Başkanı’nın özel temsilcisiyle dalgasını geçip ertesi gün Kıbrıs’a çıkarma yaptıran başbakana ezik demek biraz haksızlık olur.

Üstelik de bunu yaparken 3. ülkelerin desteğini falan aramamış, tam bir bağımsız ülke lideri gibi yapmış, bedelini de “şahsen” ve “siyaseten” ödemişti.

TÜSİAD’ın “devirmek için ilan verdiği” tek Başbakan boşuna olmadı.
Ama tam bir zarafet adamıydı.
Çok basit ama çok önemli bir örnek vereyim.
Başbakanlığı sırasında bazen beni cep telefonumdan arardı.
Arardı derken “bizzat” arardı. Sekreterine, özel kalemine falan aratmazdı.
Her seferinde mahcup olur, “Bülent Bey niye doğrudan arıyorsunuz? Bazen geç açıyorum, bazen duymuyorum. Mahcup oluyorum” derdim.

Yine böyle bir konuşmam sonrasında, “Fatih Bey, cep telefonu özel bir şey. Onu siz doğrudan açıyorsunuz. Sizi niye bir aracıyla konuşturup sonra da bekleteyim? Tabii ki ben arayacağım” demişti.

Ne kimseyi ezer, ne kimseye kendi ezdirirdi.
Türk siyasetinde eşi benzeri az görülmüş, gerçek bir beyefendiydi.
Nasıl bilirdiniz diye sorulur ya, canı gönülden söylemiştim “İyi bilirdik” diye.

Yazının tamamı için…