Fehmi Koru’dan Atatürk’e hakaret yorumu: Muhafazakârların bir bölümünde etkisini hissettiren bir tür ‘çocukluk hastalığı’

Mayıs 11, 2017, 8:47 am
"Tepkilerimizi tadında bırakmayı denesek ve sebepler üzerinde dursak ya."

Mustafa Armağan ve Süleyman Yeşilyurt’un katıldığı programda Atatürk’ yönelik yapılan hakaretler sonrası başlayan tartışmalarına değinen Fehmi Koru, “Ekranlarda karşımıza çıkanlar ileri yaşlarda olabilir, ancak söyledikleri, erken dönemde maruz kaldıkları ideolojik tarih anlayışının hâlâ etkisi altında olduklarını gösteriyor.” yorumunu yaptı. Koru, söz konusu isimlere yönelik tapkileri tadında bırakmayı ve sebepler üzerinde durmayı önerdi

Koru’nun yazısının ilgili kısmı şöyle:

Ekranlardan saygısızlık yapanların tavrını muhafazakârların bir bölümünde etkisini hissettiren bir tür ‘çocukluk hastalığı’ olarak görebiliriz.
Muhafazakâr bilinen insanlar, bayağı erken yaşlarda, ‘alternatif tarih’ saldırısına muhatap oluyor.
Osmanlı’yı olduğundan fazla yücelten ve Cumhuriyet’in getirdiklerini olduğundan fazla yeren bir değerlendirmeye…
Aynı türden bir endoktrinasyonun, muhafazakâr olmayan çevrelerde de, tabii tam tersi biçimde, gerçekleştiğini sanıyorum. Orada da, Cumhuriyet dönemi idealize edilirken Osmanlı’yı yerin dibine batıran bir yaklaşım söz konusu…
İki tarafın bu ‘ideolojik tarih’ saplantısını yansıtan çok sayıda kitap da var.
Her milletin tarihi, o ülkede birlik ve bütünlüğü sağlarken, bizde tarih toplumu bölmenin de bir unsuru…
Buna ‘çocukluk hastalığı’ dememin sebebi, insanlarımızın, erken yaşlarında maruz kaldıkları tarihimizle ilgili tek yönlü şartlandırmaları, sonraki yıllar boyunca aldıkları eğitim ve kişisel okumaları sayesinde aştıkları için…
Ekranlarda karşımıza çıkanlar ileri yaşlarda olabilir, ancak söyledikleri, erken dönemde maruz kaldıkları ideolojik tarih anlayışının hâlâ etkisi altında olduklarını gösteriyor.
Ne yapalım bu insanları asalım mı? Yoksa katran varili içine sokup üzerlerine tüyler mi yapıştıralım? Burunlarına birer halka takıp dolaştıralım mı?
Onlar ayıp bir iş yaptı diye bizler de onlara ayıp yapma hakkını elde etmiş olamayız.
Tepkilerimizi tadında bırakmayı denesek ve sebepler üzerinde dursak ya.