Ana sayfa Manşet Gül cephesi: “Zekeriya Öz doğrudan Erdoğan’a bağlı çalışıyordu”

Gül cephesi: “Zekeriya Öz doğrudan Erdoğan’a bağlı çalışıyordu”

11’nci cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın danışmanlığını yapan Ahmet Sever yazdığı kitapta çarpıcı iddialarda bulundu.

PAYLAŞ

Gül’ün AKP’ye dönememesiyle sonuçlanan sürecin perde arkasını kaleme alan Ahmet Sever’in iddiaları arasında, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a bağlı çalıştığı, aktif siyasete dönerse Gül’ü ‘FETÖ’cülük’le suçlayacaklarını söyleyen kişinin AKP’li Mustafa Şentop olduğu, eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Gül’den habersiz Fethullah Gülen’le görüştüğü de bulunuyor.

Ahmet Sever’in ‘Kapalı Kapılar Ardındaki Siyasi Sırlar – İçimde Kalmasın – Tanıklığımdır’ adlı kitabı piyasaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’ın aktardığına göre Sever kitapta gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Ergenekon davasında tutuklanmasının ardından yaşananları da anlattı.

Şık ve Şener tutuklandıktan sonra dönemin adalet bakanı Sadullah Ergin, Erdoğan’la görüşmeye gittiğinde özel kalemde dönemin İstanbul İstihbarat daire başkanı Ali Fuat Yılmazer’i (halen FETÖ’den tutuklu) gördü. Yılmazer, Ergin’e Şık ve Şener’in tutuklanma gerekçelerini gösteren bir sayfa verdi. Kâğıdı okuyan Ergin, Yılmazer’e “Bu suçlamalarla değil tutuklamak, kimlik bile soramazsınız. Sayın başbakanı da bu dayanaksız suçlamalarla yanlış yönlendirmeyin” diye uyardı. Ergin, Erdoğan’ın yanına girdiğinde tutuklamalardan duyduğu endişeyi paylaştı, iki gazetecinin tutuklanmasını gerektirecek delil olmadığını, bunun Ergenekon ve Balyoz davalarının meşruiyetine gölge düşüreceğini söyledi. Erdoğan’ın tepkisi kısa ve sertti: “Ne yani? Yargıya müdahale etmek mi istiyorsun? Yargının işine karışma.”

Sever, konuyla ilgili aradığı Ergin’in bilgi vermediğini ancak başka kaynakların söz konusu diyaloğu doğruladığını yazdı.

Erdoğan’a bağlı çalışıyordu
Ergin’in Ergenekon davası savcısı Zekeriya Öz’ün başına buyruk, keyfi tavırlarından rahatsız olduğunu belirten Sever, Ergin’in 13 ay boyunca, Öz’ün randevu taleplerini geri çevirdiğini ve bu yüzden Cemaat’in Ergin’in bakan olmaması için yoğun kulis yürüttüğünü anlattı.

15 Temmuz’dan sonra Ergin’e ‘FETÖ’cü’ etiketi yapıştırılmaya çalışıldığını belirten Sever, “Oysa, yargıdaki tüm operasyonlar, Erdoğan’ın Cemaatçi istihbaratçı ve savcılarla yakın iletişimi, bilgisi ve onayı ile yürütülüyordu. Zekeriya Öz de doğrudan Erdoğan’a bağlı çalışıyordu” iddiasını ortaya attı.

Gül-Cemaat gerilimi
Sever dönemin cumhurbaşkanı Gül’ün Şık ve Şener’in tutuklanmasıyla ilgili kaygı duyduğunu belirten açıklamasının Cemaat’le yaşadığı ilk gerilim olduğunu belirtti.

Kitapta, 2014’te Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Ahmet Davutoğlu’nun AKP genel başkanı olduğu kongrenin halen görevdeki cumhurbaşkanı Gül’ün seçilmesini engelleyecek şekilde 27 Ağustos’a alınma süreci de anlatıldı.

Kitabın bu bölümünde Ergin, konuyla ilgili AKP MKYK toplantısını şöyle anlattı: “Ben hemen elimi kaldırarak söz istedim. 2012 yılında, Sayın Abdullah Gül’ün bir daha seçilemeyeceğine dair karar alarak bir mahcubiyet yaşadığımızı, bu mahcubiyeti daha üzerimizden atamadan ikinci bir mahcubiyet yaşamamamız gerektiğini dile getirdim. Kongrenin iki üç gün geciktirilmesinin, yani Sayın Gül’ün görev süresinin bitiminden sonra yapılmasının partimize hiçbir zarar vermeyeceğini, 27 Ağustos’ta gerçekleşmesi halinde, Sayın Gül’ün önünü kesmek için özellikle öne alındığı gibi bir algının doğacağına işaret ettim. Benden sonra, Hüseyin Çelik ve Abdülkadir Aksu da söz alarak, Cumhurbaşkanı Gül’ün MKYK sürerken yaptığı, ‘Partime döneceğim’ açıklamasını gündeme getirdiler ve bu koşullarda kongrenin Gül’ün görev süresi dolmadan bir gün önceye alınmasının, parti tabanına izahının da zor olacağını ifade ettiler.”

Gül’ü engelleyen yasayı Erdoğan hazırlatmış
Kitaba göre bu itirazlara rağmen yapılan oylamada oybirliğiyle Erdoğan’ın istediği karar çıktı ama Erdoğan, salonu terk ederken yanındakilere, Ergin, Çelik ve Aksu hakkında, öfkeli bir tonda ‘üç kendini bilmez’ ifadesini kullandı. Ergin ayrıca 2012 yılında Gül’ün ikinci kez cumhurbaşkanlığına aday olmasının engellenmesine ilişkin kanun değişikliğinin de Erdoğan’ın isteğiyle yapıldığını söyledi.

Davutoğlu haber vermeden Gülen’e gitmiş
Sever, 2013’te dışişleri bakanı olan Davutoğlu’nun, “Gül ve Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yaptım” dediği ABD’deki Fethullah Gülen görüşmesinin perde arkasını Gül’ün heyetindeki büyükelçi Gürcan Balık’ın (halen FETÖ’den tutuklu) ağzından anlattı. “(Balık) ‘Maalesef Sayın Ahmet Davutoğlu doğruyu söylemiyor’ diye söze girdi ve devam etti: Sayın Davutoğlu, Birleşmiş Milletler genel kurul toplantıları sürerken, Fethullah Gülen ile görüşmeye gitmek istediğini söyledi. Ben de Gül’ü bilgilendirip izin almasının doğru olacağını söyledim. ‘Benim konuşmama gerek yok. Sen bilgi ver’ karşılığını verdi. Ben ikisinin arasında ve çok zor durumda kaldım. Cumhurbaşkanı, bu görüşmeden Türkiye’ye döndükten sonra bilgi sahibi oldu.”

Gül Davutoğlu’na dört kez randevu vermemiş
Sever, Davutoğlu’nun, Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra, kırgın ve kızgın olduğu günlerde Abdullah Gül’den dört kez randevu istediğini ve alamadığını belirtti.

‘FETÖ’cülükle suçlayan Mustafa Şentop’
Kitapta 16 Nisan referandumu öncesi Financial Times’a yansıyan ses getiren makale de önemli yer tuttu. İngiliz Financial Times gazetesinin dış politika editörü David Gardner Türkiye’de yaptığı görüşmelerden sonra şöyle yazmıştı: “Hükümetin kampanya stratejistlerinden birine, Gül ve Davutoğlu veya Erdoğan tarafından kenara itilen eski AKP ağır toplarının rakip bir parti kurması halinde ne olacağını sorduğumda, gözünü kırpmadan yanıt verdi: ‘Tek bir hamle bile yaparlarsa, Gülenci olarak damgalanır ve hapse atılırlar’”

‘Onay almadan demez’
Sever, Gardner’in yakın bir arkadaşının kendisinin dostu olduğunu belirterek bu kişiden o sözleri söyleyen kişinin AKP’nin önde gelen isimlerinden Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop olduğunu söylediğini aktardı.

Sever, MKYK üyesi ve Erdoğan’a en yakın isimlerden Şentop’un ‘Erdoğan’ın bilgisi, onayı ve desteği olmadan’ bir İngiliz gazetecisine bu sözleri söylemesinin mümkün olmadığını savunarak “Belli ki bu ihtimal aralarında konuşulmuş, tartışılmış, Gül veya Davutoğlu’nun böyle bir yola yönelmeleri halinde, FETÖ’cü olarak suçlanıp, tutuklanmalarına karar verilmişti bile” diye yazdı.