Ana sayfa Editörden Hayrettin Karaman: İslami hareket neyi zorunlu kılıyorsa İslamcı onu yapar

Hayrettin Karaman: İslami hareket neyi zorunlu kılıyorsa İslamcı onu yapar

PAYLAŞ

Yenişafak yazarı Hayrettin Karaman, kâmil manada İslam’ı yaşamak ve yaşatmayı amaç edinen Müslümanları ifade etmek için bir ikinci niteliğe ihtiyaç duyulduğunu ve kendisine göre bu tanımın “İslamcı Müslüman” olduğunu söyledi. İslamcılığı belli bir döneme, belli bir gruba bağlamanın doğru olmayacağını söyleyen Karaman’a göre, ‘İslamcı’ İslami hareket neyi zorunlu kılıyorsa onu yapar.

Karaman’ın yazısının ilgili kısmı şöyle:

Teorik olarak İslam (Müslüman olmak) kâmil manada İslam’dır, ama pratikte, uygulamada, müminlerin hayatında gerçekleşen İslam her Müslümanda eşit değildir; gücü ve imkânı bulunduğu takdirde kâmil manada İslam’ı yaşamak ve yaşatmayı amaç edinen Müslümanları ifade etmek için bir ikinci niteliğe ihtiyaç vardır; işte bu bana göre “İslamcı Müslüman”dır. Bu ifadeyi beğenmeyenler de bir başkasını bulmak durumundadırlar.

İslam Müslümanlara geniş manada tebliğ ve cihad vazifesini verdiği için bu din var oldukça “oturan Müslümanlar” yanında “hareket eden Müslümanlar” da var olacaklardır ve bunlar İslamcılardır.
İslamcılığı belli bir döneme, belli bir gruba, belli bir harekete bağlamak, bununla başlatıp bununla sonlandırmak isabetli bir yaklaşım değildir.

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturup kalanlar, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekte olanlara eşit olamazlar. Allah, malları ve canlarıyla cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah bütün müminlere o güzel geleceği vaad etmiştir, ama mücahidleri çok büyük bir karşılıkla oturanlardan üstün kılmıştır. /(Bu karşılık,) O’ndan gelen rahmet, günahların örtülmesi ve üstünlük dereceleridir. Zaten Allah hep günahları örtmekte ve rahmetiyle muamele etmektedir. /Kendilerine yazık etmekte iken hayatlarını sona erdirdikleri kimselere melekler “Ne işte idiniz?” dediler, (onlar) “O yerde zayıf görülenlerden idik” cevabını verdiler. Melekler ise “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir ve orası gidilecek ne kötü bir yerdir! /Erkekler, kadınlar ve çocuklar içinden zayıf sayılanlar (yani) çaresiz kalanlar ve hiçbir kurtuluş yolu bulamayanlar müstesnadır. /İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, günahları bağışlayıcıdır. /Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek birçok uygun yer ve imkân bulacaktır. Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek yurdundan çıkar da sonra ölüm onu yolda yakalarsa artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir; Allah daima günahları örtmektedir, engin rahmet sahibidir (Nisâ: 95-100).

Hicret elbette şartlara bağlıdır, zorunlu hale geldiğinde o da yapılır, İslâmî hareket neyi zorunlu kılıyorsa İslamcı onu yapar.