Connect with us

Öne Çıkanlar

İngiliz basını Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretini yorumladı: Açık sözlü bir hınç alma partisi

Published

on

Guardian gazetesinde yer alan “Erdoğan, Yunanistan ziyaretinin başlangıcında sert bir söylem benimsedi” başlıklı yazıda, 65 yıl sonra bir Türk cumhurbaşkanının Atina’ya yaptığı bu ilk resmi ziyaretin “hasmane bir şekilde” başladığı öne sürülüyor.

Gazete, “Atina’ya adımını atmasından yalnızca bir saat içinde (Erdoğan), Yunan cumhurbaşkanına 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması’nda belirlenen dini özgürlüklerin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi” diyor.

Guardian, Erdoğan’ın sözleri üzerine “açıkça şoka girdiği görülen” Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos’un ise Lozan’ın müzakereye açık olmadığını söyleyerek yanıt verdiğini aktarıyor.

Güvenlik önlemleri Atina’da hayatı durdurdu

Gazete, Erdoğan’ın ziyareti nedeniyle Atina’da olağanüstü önlemler alındığını da aktarıyor:

“Başkent genelinde 2 bin 800 polisin görev yaptığı, çatılara keskin nişancı ve komandoların yerleştirildiği ve koku uzmanı köpekler ile bomba imha ekiplerinin getirildiği, yakın tarihin en büyük güvenlik operasyonlarından biriyle Atina’da hayat neredeyse durma noktasına geldi. Ancak Türk lider, bir yandan bu hoş karşılama için ev sahiplerine teşekkür ederken, diğer yandan da söylemini sertleştirdi.”

Pavlopulos’un Erdoğan’ı karşılarken Lozan konusundan bahsetmesi iki Cumhurbaşkanı arasında beklenmedik bir söz düellosu yarattı. Erdoğan, Lozan Antlaşması’nın güncellenmesi gerektiğini savunurken, Yunanistan ise antlaşmanın “müzakereye açık olmadığını” savunuyor.

The Daily Telegraph da Erdoğan’ın ziyaretinin Lozan Antlaşması ile ilgili açıklamalardan dolayı gergin başladığını yazıyor.

Telegraph, “NATO’nun sorunlu müttefikleri olan ve etnik sınırlar arasında bölünen Kıbrıs’tan hava sahasına kadar bir dizi konuda uyuşmazlık yaşayan bu iki ülke, Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunan basınına iki ülke arasındaki sınırları belirleyen anlaşmanın gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki sözlerinden dolayı diplomatik nezaketi de bir kenara bıraktı” diyor.

Independent da Erdoğan ile Pavlopoulos’un Lozan Antlaşması ile ilgili kameralar önündeki değerlendirmelerini “bir karşılama töreni için alışılmadık düzeyde açık sözlü bir diyalog” olarak nitelendiriyor.

Independent, “İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan ve bir Türk cumhurbaşkanının 65 yıl sonra yaptığı ilk ziyaret olan bu ziyaret, hızla iki NATO müttefiki arasında açık sözlü bir hınç alma partisine dönüştü” yorumunu yapıyor.

ABD basını da ziyarette tansiyonun yüksek olduğu görüşünde

Erdoğan’ın ziyareti ABD basınında da yer buldu.

New York Times gazetesi, Erdoğan’ın iki ülke arasındaki sınırı belirleyen uluslararası antlaşmanın güncellenmesi yönündeki sözleri nedeniyle bu ziyaretten diplomatik sonuç beklentisinin ortadan kalktığını yazıyor.

Gazete, “Ziyaretin havası ve söz düelloları, geçen asrın önemli bir kısmını birbirine düşman olarak geçiren bu Akdenizli iki komşu arasındaki ilişkilerin iyileşmesine çok da katkı yapmadı” diyor.

Wall Street Journal gazetesi de Erdoğan’ın Yunanistan gezisinde tansiyonun yükseldiğine dikkat çekiyor.

Gazete, bunda Erdoğan’ın Yunan hükümetine Batı Trakya’daki Müslüman azınlığın haklarını vermediği yönündeki eleştirisi ve Lozan Antlaşması’nın güncellenmesi talebinin etkili olduğunu vurguluyor.
BBC TÜRKÇE

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar