Connect with us

Manşet

Interpol, Türkiye’den gelen kırmızı bültenleri beklemeye aldı

Published

on

Interpol’ün, üye devletleri suç, suçlu ve tehditler karşısında bilgilendirdiği ve gerektiği zaman yakalama emri talebi ilettiği sekiz ayrı bülten tipinden en bilineni olan kırmızı bültenle aranan kişilerin arasında Adil Öksüz, Mihraç Ural ve Salih Müslim gibi isimler var.

Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (Interpol), Türkiye tarafından çıkartılan 50’ye yakın kırmızı bülteni askıya aldığı öne sürüldü. Sabah gazetesinden Erkam Çoban’ın haberine göre Türkiye, yurt dışında olduğunu değerlendirdiği bazı kişiler için adli makamlarca acil yakalama talebinde bulunurken, Interpol dosyaları ‘siyasi’ bularak beklemeye aldı.

Eş zamanlı olarak hükümetin ‘F..’ olarak tanımladığı örgütün firarisi Adil Öksüz, eski PYD Eş Başkanı Salih Müslim, THKP-C Acilciler üyesi Mihraç Ural gibi isimlerin aralarında bulunduğu 50’ye yakın kişi ile ilgili kırmızı bülten çalışmaları başlatılmıştı.

Kırmızı bülten talepleri onaylandıkları takdirde Interpol, kendisine üye 170 ülkeye bunu yayımlayacak ve Türkiye’nin istediği birçok kişi hakkında yakalama kararı verilmiş olacaktı.

Yakın zaman önce Türkiye, Türkiye kökenli Alman yazar Doğan Akhanlı hakkında kırmızı bülten çıkartmış, yazar İspanya’da gözaltına alınmıştı. Interpol daha sonra Akhanlı hakkındaki kırmızı bülteni sildi.

Manşet

Sivas E Tipi yönetimi ve gardiyanlar işkence suçu işliyor

Published

on

By

Cezaevinde tutuklulara yönelik kötü uygulamalar ilişkin gelen bilgiler arasında; “2 günde bir musluklardan 1.30 saat su veriliyor, sadece 3 kova var suyu koydukları kova fazla olursa geri alıyor döküyorlar. Koğuşta kantinden para karşılığında alınan suya da el koyuyorlar” şeklinde bilgiler geliyor. 

TUTUKLULAR YERDE YATIYOR VE BATTANİYE SERİLMESİNE İZİN VERİLMİYOR

Cezaevlerinde kapasitenin en az 2 katından fazla tutuklunun bulunduğuna ilişkin Adalet Bakanlığı’nın açıkladı. Cezaevlerinden gelen bilgiler de tutukluların yerlerde yattığına ilişkin bilgiler gelmeye devam ediyor. Sivas E Tipi Cezaevi’nin yönetimi ve gardiyanlar, yerde yatan tutukluların yere battaniye sermesine bile izin vermiyor. 

ŞİKAYET DİLEKÇESİ YAZAN TUTUKLULARA PSİKOLOJİK ŞİDDET UYGULUYOR

Cezaevi Müdürü’nün koğuşlarda dolaşarak psikolojik baskı uyguladığı ve koğuşlarda herhangi bir tutuklunun mesleğini sorduğu cevap vermediğinde ise makam odasına götürüp işkenceler uyguladığı iddia ediliyor. Koğuşlarda gezerken tutuklulara sürekli kötü sözlerle muamelede bulunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor. 

Makumlara ait  itiraz ve şikayet dilekçelerini ilgili yerlere ulaştırmadığı ve geri verdiği kaydediliyor. Şikayet dilekçesi veren tutuklulara ise koğuşta psikolojik baskı uyguladığı belirtiliyor. 

Continue Reading

Editörden

‘Kayıp 106 bin silahın araştırılması’ AKP oylarıyla engellendi

Published

on

By

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, İçişleri Bakanlığı’nın 2017 yılı faaliyet raporunda yer alan ‘kayıp silah sayısının’ son üç yılda yüzde 720 arttığını belirterek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

 

Önergesinde, kayıp silahların ülke güvenliği açısından büyük tehdit oluşturduğunu öne süren CHP’li Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyundan kayıp silahlara ilişkin gerçekleri sakladığını ifade etti.

‘106 bin silahın kayıp olması sizleri korkutmuyor mu?’

CHP’li vekil Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“OHAL Türkiyesi’nde her geçen gün sorunlar giderek artıyor. Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlığı, her yıl diğer kurumlar gibi faaliyet raporlarını açıklamaktadır. Bakanlığın 2017 yılı faaliyet raporunu incelediğimizde, kayıp silah sayısının 106 bini geçtiğini görüyoruz. İçişleri Bakanlığının verilerinde, 2014 yılında kayıp silah sayısı 14 bin görünürken, her ne hikmetse, bu sayı 2017 yılında 106 bine çıkıyor. Kayıp silah sayısı sadece 3 yılda yüzde 720 artmış durumdadır. Ateşli silah nedeniyle her gün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. 106 bin silahın kayıp olması sizleri gerçekten korkutmuyor mu, ürkütmüyor mu?” (daha&helliip;)

Continue Reading

Editörden

29 gazetecinin yargılandığı davada karar açıklandı!

Published

on

By

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanıklar mütalaa karşı savunmalarını yaptılar.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ/PDY’nin medya yapılanmasına yönelik aralarında şarkıcı Attila Taş’ın da olduğu 29 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. Atilla Taş’a örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Sanıklardan Murat Aksoy’a 2 yıl 1 ay hapis cezası çıktı. Yine sanıklardan Cuma Ulus silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ayrıca, Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Oğuz Usluer, Ufuk Şanlı, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve Davut Aydın hakkında “örgüt üyeliğinden” 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Büşra Erdal ise 6’şar yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı.

TAŞ’TAN AÇIKLAMA

Karar sonrası açıklama yapan Atilla Taş, “Yargı kararıdır, sonuçta saygı duyacağız. Ben her zaman söylüyorum, adalete her zaman güvendim, her zaman inanıyorum. Ben muhalefet ettim, başka hiçbir şey yapmadım. Bir ülkede muhalefet etmek suçsa, ben o kadar suçluyum. Başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

SAVUNMALAR

Ufuk Şanlı: İddianame 22 sene önce mezun olduğum okulda eğitim görmemi delil olarak sunmuştur. Aksiyon’da 8 yıl çalıştım. Ahmet Davutoğlu ve Nihal Bengisu Karaca da yazıyordu. Ankara ofisi AKP milletvekillerinin uğrak yeriydi. Algı operasyonu yaptığım iddia edilen Aksiyon dergisi tarafından tazminatsız işten çıkarılarak mağdur edildim.

Ünal Tanık: Suç olarak gösterilen fotoğraflarda AKP sözcüsü Yasin Aktay var. Davet edildiğim bir toplantıda neden davet eden suçlu değil? Bilirkişi sosyal medyada Taha Ün ile bir yazışmamı delil olarak almış. Bilgi yanlışlığını kontrol ettiğim bir yazışma. Bu sanki bir ast-üst ilişkisi olarak ele alınmış. Taha Ün’ün nikahı Cumhurbaşkanı tarafından kıyılmıştı. Eşi de Emine Erdoğan ile çalışıyordu. Haber 7’de Ersoy Dede, Hüseyin Yayman, Cem Küçük gibi isimlerin yazı yazmalarını ilk ben teşvik ettim. Rotahaber’de ilk kez yazanlar arasında Halime Kökçe, Meryem Gayberi, Yaşar Taşkın Koç, gibi isimler vardı.

Yakup Çetin: Zaman’da muhabir olarak 5 yıl çalıştım. Ben devletin gözetimi ve denetimi altında bir kurumda çalıştığımı sanıyordum. İddianamede Zaman’a kayyum atandığı gün attığım 6 tweet var. O zaman işsiz kalacağımı düşünmüştüm. Şimdi bakınca önemsiz geliyor. Cezaevine girmeden konuşmadığım insanlar var. Bünyamin Köseli ile 1 kez, Cihan Acar ile telefonda 2 kez konuşmuşum. Bu nasıl bir örgütsel faaliyet olabilir? Sosyal medyayı örgüt stratejisi yönünde değil, aksi yönde kullanmışım. 20 aydır benimle ilgisi olmayan olayların bedelini ödemekten tükendim. Başkası için örgüt üyeliği oluşturmayan bir ölçünün benim için de oluşturmaması gerektiği kanaatindeyim. Zaman’da çalışmam bir önyargıdır. Ama hukuken bir karşılığı var mıdır? Hayır.

SANIKLARIN SON SÖZLERİ 

Abdullah Kılıç: Adnan Menderes “bir milletin sığınabileceği en adil liman hakimlerin pak vicdanıdır” demişti.

Ahmet Memiş: Ailem gerçekten mağdur. Beraatimi talep ediyorum.

Ali Akkuş: FETÖ örgüt kriterlerinin hiçbiri bende mevcut değildir. Aklanmak istiyorum.

Atilla Taş: Şöhret maddiyattan çok bela ve kötü şans getirdi. Ben suçsuzum, beraatimi istiyorum.

Bayrak Kaya: Sadece muhabirlik yaptım, algı varsa algının sorumlusu ben değilim. Dönemin yöneticilerine tanınan haktan ben de yararlanmak istiyorum.

Muhammed Sait Kuloğlu: Ben bugün eşim için belki hediye olurum, o da evlilik yüzüğümü geri takar.

Cihan Acar: Kendi hatalarım ve hayallerimle yaşadım. Tek istediğim özgürlük.

Cemal Azmi Kalyoncu: Terör örgütü üyesi değilim, suçsuzum. Tahliyemi talep ediyorum.

Bünyamin Köseli: Vereceğiniz karara razıyım.

Cuma Ulus: Sadece gazeteciyim. Yargılanmaktan hiçbir zaman kaçmadım. Beraatimi istiyorum.

Habip Güler: Masumiyetimi her yönden ispatladım. 20 aydır yavrularıma hasretim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum.

Gökçe Fırat Çulhaoğlu: Hayatta korunması gereken en önemli şey masumiyettir. Bugün benim doğum günüm. Bir bebek masumiyetiyle çıkmak istiyorum.

Halil İbrahim Balta: Hapiste değilim, ölsem de evde öleceğim. Beraatimi talep ediyorum.

Hanım Büşra Erdal: Ben hep gazetecilik yaptım. Düşüncelerimi hukuki çerçevede ifade ettim. Bir bedel ödedim. Umarım aileme ve sevdiklerime kavuşurum.

Hüseyin Aydın: Şimdi vereceğiniz karar hapishanede kalan insanlar için ölüm demek. Eşim çok acı çekiyor. Bu çukurdan beni kurtarın.

Muhterem Tanık: Kendim ve eşim adına beraat istiyorum.

Murat Aksoy: Ben gazeteciyim. Muhalif ve eleştirel olabilirim. Suçsuzum. Beraatimi ve üzerimizdeki lekenin çıkarılmasını istiyorum.

Mustafa Erkan Acar: Beraatimi istiyorum. Çalıştığım tüm kurumlarda işimi yasalara uygun bir şekilde yapmaya çalıştım.

Mutlu Çölgeçen: 23 yıllık gazeteciyim. Önce hep iş dedim, bundan dolayı eşimden özür dilemek istiyorum. Artık yoğurdu bırakın üflemeyi, dondurarak yiyoruz.

Oğuz Usluer: 20 yıllık gazeteciyim. Darbeci olmadığım gibi darbe karşıtı belgeseller yayınladım. Tüm gazetecilerin serbest kalmasını talep ediyorum.

Seyid Kılıç: Hayatta kusurlarım oldu. Ailemin çok vaktini çaldım. Ama terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul edemem. Ülkem için adaletin tecellisini talep ediyorum.

Ufuk Şanlı: 37 yaşımda işsiz, 38 yaşımda terörist oldum. Zor bir süreç ama bir gün olsun adaletten kaçmadım. Kendimle ilgili tüm gerçeklerle yüzleşmekten vazgeçmedim.

Ünal Tanık: Bütün hayatım bütün şeffaflığıyla önünüzde. Ben gazetecilik yaptım.

Yakup Çetin: Son 20 ayda beni en çok üzen şeyleden biri bana bir sayı muamelesi yapılması oldu. Benim bir insan olduğumu görmenizi istiyorum.

Yetkin Yıldız: Eşime evlenme teklif ederken ona bir söz vermiştim: Onu yalnız bırakmayacaktım. 20 aydır onu yalnız bıraktım. Ben sadece gazetecilik yaptım.

Son sözler tamamlandı, yargılama sona erdi. Karar saat 17:30’da açıklanacak.

KARAR AÇIKLANDI

Atilla Taş 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

SAVCI CEZALANDIRILMALARINI İSTEDİ

Gazeteci Murat Aksoy ve müzisyen Atilla Taş’ın aralarında yer aldığı 19’u tutuklu toplam 29 sanık hakkında savcı ceza talebinde bulunmuştu. Mütalaada savcı, Murat Aksoy, Gökçe Fırat ve Muhterem Tanık’ın örgüte yardım suçlamasıyla cezalandırılmasını, Fırat’ın da tahliye edilmesini istedi. Taş’ın aralarında bulunduğu 23 sanığın ise örgüte üyelik suçlamasından cezalandırılmasını talep etti. Taş ve Aksoy’un aralarında bulunduğu 13 sanık 31 Mart 2017’de tahliye edildikten sonra darbeye teşebbüs ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlamalarıyla yeniden tutuklanmıştı. Haklarında yeni soruşturma da yürüyen dava ile birleştirilmişti. Savcı bu suçlamaların yöneltildiği sanıkların bu suçtan beraatine karar verilmesini de talep etti. Dosya kapsamında firari 2 sanığın dosyasının da ayrılmasını istemişti.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31 Mart tarihindeki duruşmasında Savcı Göksel Turan, 13 sanığın tahliyesine karar verilmesini istemişti. Ancak mahkeme, Atilla Taş’ın aralarında bulunduğu 21 sanığın tahliyesine karar vermişti. Bunun üzerine savcı, 8 sanığın yeniden tutuklanması için itirazda bulunmuştu. Üst mahkeme, savcının itirazını kabul ederek sanıkların yeniden tutuklanmasına karar vermişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan ayrı bir soruşturma kapsamında, tahliyelerine karar verilen diğer 13 sanık Ali Akkuş, Atilla Taş, Hüseyin Aydın, Murat Aksoy, Mustafa Erkan Acar, Seyid Kılıç, Yetkin Yıldız, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Yakup Çetin, Bünyamin Köseli, Cihan Acar, Abdullah Kılıç ve Oğuz Usluer hakkında “Darbeye teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından gözaltı kararı çıkarılmıştı. İki hafta emniyette gözaltında tutulduktan sonra mahkemeye çıkarılan 13 kişiden Ali Akkuş serbest bırakılırken; 12 sanık ise tutuklanmıştı. Öte yandan bu mahkemenin heyeti ve duruşma savcısı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından açığa alınmıştı.

Cumhuriyet

Continue Reading

Çok Okunanlar