Ana sayfa Gündem ‘IŞİD’i kim koruyor’ sorusuna bakanlıklar: IŞİD’i soramazsınız

‘IŞİD’i kim koruyor’ sorusuna bakanlıklar: IŞİD’i soramazsınız

PAYLAŞ

Meclis Başkanlığı uzunca bir süredir parlamenterlerin sunmuş olduğu soru önergelerini çeşitli gerekçelerle iade ediyor. İade edilen soru önergelerinin ortak paydası ise, parlamenterin muhalefet etme görevinin kısıtlanması. 30 Ocak’ta tutuklanan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın iki soru önergesini Meclis Başkanlığı, “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasına dair soru sorulamaz” gerekçesi ve TBMM İçtüzüğü’nün soru önergesine dair maddelerini gerekçe göstererek işleme koymadan iade etti.

“IŞİD üyeleri kim tarafından korunmaktadır?”

Beştaş, geçtiğimiz aylarda IŞİD üyesi olarak yargılanan Abdülsamet Ç.’nin, yargılandığı mahkemece “samimi beyanları” ve “sabit ikametgah” sahibi olması gerekçe edilerek tahliye edilmesine dair soru önergesi verdi. Soru önergesinin 15 sorusundan sadece 2 soru uygun bulunup, geriye kalan sorular kriterlere uymadığı gerekçesiyle iade edildi. Sorulardan bazıları şöyle:

IŞİD üyeleri kim tarafından korunmakta ve kollanmaktadır?
IŞİD adına faaliyet yürüten ve birçok katliamın müsebbibi olan kişilere yönelik cezasızlık politikasının sebebi nedir?

Bahse konu “tahliye kararı” ile ilgili kararı veren mahkeme bir talimat almış olabilir mi?
“Diyarbakır’a yönelen zorunlu göç” ifadesi uygun bulunmadı

Yine KHK ile kapatılan Diyarbakır’daki Sarmaşık Derneği’nin kapatılma gerekçeleri ve buna dair İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan her işçiden Sarmaşık Derneği için 200 lira alındığına, bunlar hakkında devletin gereğini yerine getirdiğine dair söylemlerine ilişkin soru önergesi de iade edildi.

Uygun bulunmama gerekçesi olarak; önergenin giriş kısmının ilk paragrafının ikinci cümlesi olan “Sarmaşık Derneği, özellikle son 20 yılda Diyarbakır’a yönelen zorunlu göçün ve üretimsel anlamda geri kalmışlığın toplum üzerindeki etkilerini sosyo-ekonomik açıdan araştırmak ve raporlamak amacıyla 2006 yılı Nisan’ında kurulan bir sivil toplum örgütü idi” ifadeleri belirtildi.

Soru önergelerinin tamamı şöyle:

“IŞİD üyesi olduğu delillerle sabitken neden tahliye edildi?”

Adalet Bakanı’nın cevaplaması için verilen soru önergesi:

Kamuoyuna yansıdığı üzere 24 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul’da üç ilçeyi kapsayan bir operasyonda İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, IŞİD bünyesinde çatışmalara da katıldığı belirlenen Fazlı K.’nin ev toplatınları da yaptığını tepit etmiş ve bu operasyonla ilintili olarak Mühyettin S. (37) , İbrahim K. (35), Yavuz İ. (30), Cenk A. (32) ve Abdulsamet Ç. ‘yi (25) gözaltına almıştı. Dokuz günlük gözaltı sürecinin ardından Abdülsamet Ç. gözaltına alınırken diğer 4 şüpheli adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde 5 kişi hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği” gerekçesiyle dava açılırken 23 Kasım tarihli iddianamede de şüphelilerin yurt dışına gideceklerine dair bir bilgi yer aldığı haberlere konu olmuştur.

Dava dosyasında yer alan bilgiler de kamuoyu gündemini epey meşgul etmiş olup Abdulsamet Ç.’nin cep telefonunda IŞİD ile ilgili flama, fotoğraf, video ve marşlar bulunduğu bilgileri yer almaktadır. Yine Abdulsamet Ç.’nin evinde yapılan aramada yasak yayınlar bulunduğu, ifadesinde IŞİD marşının “kulağa hoş geldiği” ifadelerinin yanı sıra ilgili iddianamede Abdülsamet Ç. ile ilgili “Şüphelinin DEAŞ silahlı terör örgütü ile organik bağını belirli bir süreklilik içerisinde devam ettiği bu anlamda üzeri atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği…” hususu yer almaktadır. Ayrıca Abdülsamet Ç.’nin 2014’de IŞİD’e katıldığı, Minbiç’te dini eğitim aldığı, Musul’da hastanede çalıştığı, El Bab’da bulunduğu 2015 yılında ise teslim olduğu belirtilmektedir. Ancak Abdülsamet Ç.’nin Ümraniye’de de örgüt ile irtibatının sürdüğü tespit edilmiştir. Bu iddialar kapsamında 2 Eylül 2016 tarihinde tutuklanan Abdülsamet Ç.’nin son duruşmasında ise İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi adli kontrol şartı ile tahliye kararı vermiş olup mahkeme kararının gerekçesi, Ç.’nin sabit ikametgâh sahibi olması ve dosyanın geldiği aşama olarak ifade edilmiştir. Kararda ayrıca tutuklama tedbirine nazaran adli kontrol hükümlerinin amaca uygun ve ölçülü olduğu da belirtilmiş olup mahkeme MİT’e yazı yazılarak, IŞİD bünyesindeki yurtdışı faaliyetlerine ilişkin bilgi talep ederek Ç.’nin pasaportunun iptali için de emniyete yazı yazılmasını talep etmiştir. Suç örgütü ile açık bağı tespit edilen kişinin tahliyesinin sanık avukatı tarafından da beklenmeyen bir netice olduğu ifade edilmekte olup avukat, tahliyeye şaşırdığını ancak bu kararda “samimi beyanların” etkili olduğunu dile getirmiştir.

Bu bağlamda;

1-) IŞİD ile açık bağlantısı tespit edilen Abdülsamet Ç. hakkında verilen tahliye kararı sizi de şaşırtmış mıdır?
2-) Abdülsamet Ç.’nin IŞİD üyesi olduğuna dair “samimi beyanları” neden tahliye gerekçesi olmaktadır? Bu bağlamda suç işleyen herkes “samimi beyanda” bulunduğu taktirde tahliye ile ödüllendirilecek midir?
3-) Abdülsamet Ç.’nin IŞİD mensubu olduğu ve bu yönde birçok çalışmaya katıldığı delillerle sabit iken neden tahliye edilmiştir?
4-) Halihazırda binlerce yurttaş hiç işlemediği yahut/ tutukluluk hali gerektirmeyecek basit sosyal medya paylaşımları nedeniyle yıllarca cezaevinde tutuklu bulunurken büyük katliamların müsebbibi bir suç örgütünün üyesi Abdülsamet Ç.’nin tahliyesi ne anlama gelmektedir?
5-) Abdülsamet Ç.’nin IŞİD’e üye olduğu tarihten bu yana Musul, El Bab, Minbic başta olmak üzere pek çok ikametgah değiştirdiği dava dosyası ile de sabit olduğu halde “sabit ikametgah” gibi mesnetsiz bir gerekçe ile tahliyesinin gerçek sebebi nedir?
6-) Bahse konu “tahliye kararı” ile ilgili kararı veren mahkeme bir talimat almış olabilir mi?
7-) HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin, belediye başkanlarının tecrit altında cezaevlerinde tutulduğu hakeza sayıları binlerle ifade edilen tutuklu HDP’lilerin gerekçesiz biçimde tutuklu bulunduğu halde IŞİD üyesinin tahliyesinin gerekçesi sadece “sabit ikametgâh” sahibi olması mıdır?
😎 “Sabit ikametgâh” dayanağı mahkemelerce HDP eşbaşkanları ve milletvekilleri için geçerli görülmez iken IŞİD üyesi olduğu delillerle sabit olan bir kişinin avukatını dahi şaşırtacak düzeyde verilen bu kararın sebebi mahkemelerin bağımsız olmamasından mı yoksa mahkemelerin IŞİD’i kollamalarından mı kaynaklanmaktadır?
9-) IŞİD üyeleri kim tarafından korunmakta ve kollanmaktadır?
10-) Anılan mahkeme kararını Bakanlık olarak araştırdınız mı? Bu karar nasıl verilmiştir?
11-) IŞİD üyelerinin korunduğu ve tahliye edildiği öte yandan muhaliflerin gerekçesiz biçimde tutuklandığı bir tabloda hukuk devletinden söz edilebilir mi?
12-) Yargının vermiş olduğu taraflı ve bağımlı kararlara ilişkin bir inceleme başlatılması gündeminizde olacak mıdır?
13-) Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan resmi bilgilere göre 295 yurttaşın ölümüne, 1024 yurttaşın da yaralanmasına sebep olan IŞİD’e üye sanıklardan neden sadece 7 kişi cezalandırılmıştır? IŞİD adına faaliyet yürüten ve birçok katliamın müsebbibi olan kişilere yönelik cezasızlık politikasının sebebi nedir?
14-) IŞİD’in üstlendiği Reina katliamının hemen akabinde IŞİD üyelerine yönelik bu tahliye haberi bu ve benzeri olayları teşvik etmez mi?
15-) IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırıların artmasına mukabil IŞİD yerine Halkların Demokratik Partisi başta olmak üzere demokrasi güçlerine yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonlarının izahı nedir?
“Devletin görevi bireyin en temel haklarını yok saymak mıdır?”

İçişleri Bakanı’nın cevaplaması için verilen soru önergesi:

Sarmaşık Derneği yürütmekte olduğu faaliyetlerinden alıkonulmak suretiyle kapısı mühürlenerek 12.11.2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği tarafından kapatıldı. Sarmaşık Derneği, özellikle son 20 yılda Diyarbakır’a yönelen zorunlu göçün ve üretimsel anlamda geri kalmışlığın toplum üzerindeki etkilerini sosyo-ekonomik açıdan araştırmak ve raporlamak amacıyla 2006 yılı Nisan’ın da kurulan bir sivil toplum örgütü idi. Dezavantajlı gruplar (işsizler, kadınlar, çocuklar, engelliler vd.) başta olmak üzere, özellikle de açlık riski ile karşı karşıya bulunanların durumlarını iyileştirebilecek projeler uygulama önceliğiyle Diyarbakır’daki Büyükşehir Belediyesi, Sivil Toplum Kuruluşları, Sanayici ve İşadamları Dernekleri ve Meslek Birliklerinden 32 kurucunun bir araya gelerek kurdukları yoksullukla mücadele ve kalkınma odaklı çalışmalar yürüten bir nevi platformdur. Dernek tüzüğünde de ifade edildiği üzere belirlenen temel hedefler; yoksullukla mücadeleyi temel hedef alan ulusal ve uluslararası kurumlar ile işbirliği içinde olmak, yoksulluğun ortadan kaldırılması için küresel düzeyde belirlenen hedeflerin yerel düzlemde gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, merkezi hükümet başta olmak üzere yerel yönetimin ve de özellikle Sivil Toplum Kuruluşlarının bu mücadeleye katılımını sağlamayı ve bir bütün olarak Türkiye toplumunu, yoksullukla mücadele konusunda duyarlı hale getirmek, toplumsal dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirmek, yoksulluğun tüketilmesi ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunacak çalışmalar yapmak, dezavantajlı gruplara gıda, giyim, sağlık, eğitim, yakacak, barınma, vb konularda ayni/nakdi her türlü yardımda bulunmak, dezavantajlı gruplara yönelik sürdürülebilir projeler üretmek ve uygulamak olarak belirlenmiştir.

Tarafınız gensoru görüşmelerinde Meclis Genel Kurulu’nda yapmış olduğunuz açıklamada; “Diyarbakır Belediyesinde çalışan her işçiden Sarmaşık Derneği için 200 lira alındığını, bunlar hakkında devletin gereğini yerine getirdiğini” ifade etmiştiniz. Ancak bu ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır. Tarafımın da üyesi olduğu Derneğe, yalnızca belediye çalışanlarının (memur-işçi) üyesi olduğu sendikalarıyla imzaladığı protokol çerçevesinde, çalışanların da rızası ve yazılı bireysel başvuruları ile verdikleri aylık 10-15-20 TL. tutarında düzenli bağışlar söz konusudur. Bu bağış da işçilerin yazılı olarak verdikleri otomatik banka talimatı yoluyla tamamen legal ve şeffaf bir şekilde yapılmıştır. Ayrıca bunun haricinde Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından toplamda 9000 kişi bankalarına verdiği otomatik ödeme talimatı yoluyla SARMAŞIK’a her ay küçük ama anlamlı katkılarda bulunmuştur. Bahse konu bu yaygın/sürekli bağış modeli nerdeyse dünyada bir ilk olmuştur. Sadece belediye çalışanları değil, toplumun tüm kesimleri bu dayanışma ağına dâhil olmuştur. Dernek tüm bu bağışları tüzüğünde yer alan amaçlar doğrultusunda destek olduğu ailelerde hiçbir ayrımcı tutuma girmeden gıda, çocuklarına çok yönlü eğitim desteği ve kadınlara yönelik sağlık çalışmaları için kullanmıştır. Derneğin ulaştığı kişi sayısı yaklaşık 32 bin (5400 aile) olarak ifade edilmektedir. Destek sunulan aileler düzenli geliri olmayan, tek öğün destek sunulmadığında günlerini gerçek manada açlıkla geçirme riski açık olan aileler olup halihazırda derneğin kapatılması büyük ve telafisi imkansız zararların doğmasına yol açmıştır.

Üyeleri arasında çeşitli siyasi parti mensuplarının da bulunduğu Sarmaşık Derneği, tüzüğünde belirlenmiş olan ilkeleri büyük bir hassasiyet ve adil bir biçimde yerine getirmiş olup tüm işlemleri defalarca denetlenmiştir. Tüm denetimler müfettiş raporlarında da açıkça yer aldığı üzere Dernek çalışmalarını büyük bir titizlik içerisinde yerine getirmiştir.

Bu bağlamda;

1-) On bir yıldır çalışmalar yürüten ve müfettiş raporları ile “bir olumsuzluk taşımadığı’ saptanan Sarmaşık Derneği’nin kapatılma gerekçesi nedir?
2-) Tüm müfettiş raporları ve Derneğin çalışmaları yasal, şeffaf bir biçimde yürütülmesine karşın neden “devletin gereğini yerine getirdiğini” ifade ettiniz? Devletin gereğini yerine getirme görevi yoksullukla dayanışma ağı içerisinde mücadele etmenin yasak edilmesi midir?
3-) Tarafınız Sarmaşık Derneği’ni denetleyen müfettiş raporlarını incelemiş midir? Şayet incelemediyseniz neden teftiş raporlarını incelemeksizin Derneği kriminalize eden açıklamalar yapmaktasınız? Eğer raporları incelemiş iseniz neden gerçeğe aykırı beyanda bulundunuz?
4-) İdarenin iş ve işlemlerinde “kamu yararı” gözetmesi esas olup bu bağlamda neden Sarmaşık Derneği’ni bu ilkeyi bertaraf ederek kapattınız?
5-) Sarmaşık Derneği’nin ulaştığı 5400 ailenin maruz kaldığı mağduriyetin boyutlarına ilişkin bir çalışma yürütüyor musunuz?
6-) Derneğin kapatılması ile Sarmaşık’ın yardım sağladığı 32 bin kişinin “gıdaya erişim hakkı” ihlaline ilişkin kararı hangi talimat üzerine verdiniz? Alınan bu karar neticesinde “açlık” ile karşı karşıya kalan yurttaşların durumu ne olacaktır?
7-) Görsel ve yazılı medyada yer alan insan onurunu kırıcı ve yurttaşları dilenci görüntüsüne sokan yaklaşımlar söz konusu iken bu tür bir yardım ilişkisini reddeden Sarmaşık Derneğinin faaliyetleri neden durdurulmuştur?
😎 Devletin görevi bireyin en temel haklarını yok saymak ve açlığa mahkûm etmek midir?
9-) Sarmaşık Derneği hakkında ifade ettiğiniz gerçeğe aykırı beyanlar hususunda kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yeni bir açıklama yapacak mısınız?
10-) Sarmaşık Derneği’nin faaliyetlerine yeniden devam edebilmesi adına yeni bir karar alınması gündeminizde midir?