Connect with us

Öne Çıkanlar

Jüri kararını açıkladı; Hakan Atilla 5 ayrı suçtan suçlu bulundu

Published

on

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını deldiği iddiasıyla 21 ay önce Miami’de tutuklanan iş adamı Reza Zarrab’ın “tanık” olarak ifade verdiği davada jüri, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla hakkındaki kararını açıkladı. “ABD Hazine Bakanlığı’nı dolandırmak için kumpas kurma, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı delmek için kumpas kurma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma, kara para aklamak için kumpas kurma” suçlarından suçlu bulunan Atilla, kara para aklama suçlamasından beraat etti.

Jürinin hâkim Berman’a bir not göndererek “Bazı konularda mutabık kalıp diğerlerinde ayrışırsak ne olur?” diye sormuş, hâkim Berman müzakerelere devam etmeleri yanıtını vermişti.

Jüri üyeleri kararın açıklanmasının ardından mahkemede özel bir kapıdan dışarı çıkarıldı.Basına açıklama yapmak konusunda kısıtlılıkları kaldırılan jüri üyelerinin açıklama yapıp yapmayacağı bilinmiyor.

Atilla’nın eşi gözyaşlarını tutamadı
Mahkemeyi başından itibaren takip eden Law360 muhabiri Pete Brush, kararın okunması sırasında Mehmet Hakan Atilla’nın çok az tepki verdiğini aktardı. Karar açıklandığında Atilla’nın eşi Burçin Atilla ise gözyaşlarına boğuldu. Burçin Atilla kararın ardından basın mensuplarına herhangi bir açıklamada bulunmadan mahkeme salonundan ayrıldı.

Duruşma öncesinde salonuna getirilen eşini ilk sıradan izleyen Burçin Atilla, ayağa kalkarak eşini iki yanağından öperek sarıldıktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Sivil kıyafetlerle kelepçesiz halde salona alınan Hakan Atilla ise eşine gülümseyerek karşılık verdikten sonra avukatlarının yanına oturdu.

Cezaya hâkim Berman karar verecek
Bundan sonra Atilla hakkında ne kadar ceza verileceğine davanın hâkimi Berman karar verecek. Davada sadece sanık Mehmet Hakan Atilla ve tutuklu tanık Reza Zarrab hakkında karar çıkacak. ABD yargı sisteminde gıyabi yargılama olmadıgı için, eski Maliye Bakanı Zafer Çaglayan’ın da aralarında olduğu “firari sanık” statüsündek, 7 kişi hakkında hüküm verilmeyecek. Türk bankaları ile ilgili olası bir ceza ya da yaptırım kararı ise daha sonra ABD Hazine Bakanlığı tarafından verilecek.

Şimdi ne olacak?
Yargıç Berman’ın ayrı bir duruşmada tarafları bir araya getirip sanığa verdiği cezayı açıklaması öngörülüyor. Bu duruşmanın Ocak ayı sonlarına doğru olabileceği belirtiliyor.

Suçunu kabul eden ve savcılıkla anlaşma yoluna giderek, tanıklık yapan Türkiye ve İran vatandaşı iş adamı Reza Zarrab için verilecek cezanın belirlenmesinde iddia makamının bildireceği görüş de rol oynayacak.

Yapılan anlaşma kapsamında, savcılığın Berman’a bir dilekçe sunması ve bu dilekçede de Zarrab’ın tanıklığının iddia makamının davasına ne kadar yardımcı olduğunu anlatarak, ceza indirimi talebi olup olmadığını aktarması bekleniyor.

Yargıç Berman’ın Zarrab ile ilgili ceza kararında savcılığın görüşünü göz önünde bulundurması öngörülüyor.

Ses kaydı dinletildi
Ayrıca jüri üyelerine Reza Zarrab, Süleyman Aslan ve Zafer Çağlayan arasındaki bir telekonferansın kaydı da dinletildi. Mayıs 2013 tarihli ses kaydına göre, Hakan Atilla, Çğlayan, Zarrab ve Aslan arasında yapılan görüşmeye çocuklarını okula bırakması gerektiği için katılamıyor. Zafer Çağlayan, Atilla için ‘Kılıbıkmış ya’ ifadesini kullanıyor.

Hakan Atilla’ya yöneltilen suçlamalar
Sanıklara iddianamede altı suçlama yöneltiliyor:

– ABD ve özellikle de ABD Hazine Bakanlığı’nı dolandırmak için kumpas kurma, (Üst ceza sınırı 5 yıl)

– Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı (International Emergency Economic Powers Act) delmek için kumpas kurma, (Üst ceza sınırı 20 yıl)

– Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma, (Üst ceza sınırı 30 yıl)

– Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma, (Üst ceza sınırı 30 yıl)

– Kara para aklamak için kumpas kurma.(Üst ceza sınırı 20 yıl)

– Kara para aklama,

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar