Ana sayfa Medya “Kamu yararı gördüğüm haberi yazmak zorundayım”

“Kamu yararı gördüğüm haberi yazmak zorundayım”

PAYLAŞ

İT TIR’ları haberleri nedeniyle Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ile gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Savcı; Can Dündar ve Erdem Gül’e 10’ar yıla kadar hapis, CHP’li Berberoğlu’na ise müebbet ve 10 yıla kadar hapis cezası istedi.

Cumhuriyet gazetesinin Ankara temsilcisi Erdem Gül’ün Gazete Karınca’ya konuyla ilgili yaptığı açıklamalar şu şekilde:

“Bir koyundan kaç post çıkar”

Gazeteciliğe yönelik baskılara geçmek için geçtiğimiz gün görülen duruşmanızdan başlarsak; Savcılık mütalaasında “MİT TIR’ları” ile ilgili haberiniz nedeni ile hakkınızda “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” iddiası ile 10 yıl hapis cezası talep etti. Devam eden süreci anlatabilir misiniz?

Halk arasında bir deyim vardır, “bir koyundan kaç post” çıkar diye. Can Dündar ile ben, Cumhuriyet Gazetesi’nde manşet olan birer haber nedeni ile 3 ay tutuklu kaldık ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile tahliye olduk. Tahliye ardından “devletin gizli kalması gereken bilgilerini yayınladığımız” gerekçesi ile ceza aldık ve dosya Yargıtay’a gönderildi. Ardından, Savcılık haberlerimizin aynı zamanda “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçu kapsamına girdiğini belirtti ve bir dava daha açtı. Hakkımızda açılan bu davaların delillerini haberlerimizden oluşturmakta.

Hakkımızda açılan ikinci davanın duruşmaları Eylül ayında başladı ve dokunulmazlığı kaldırılan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu da yargılamaya dahil edildi. Çarşamba günü gerçekleşen duruşmamız üçüncü duruşmamızdı ve bir önceki duruşmada tanıkların dinlenmesi yönünde bir karar verilerek bugüne ertelenmişti. Bizler mahkemeye gittiğimizde savcının apar topar mütalaasını verdiğini gördük. Savcılık, mütalaasında bahsi geçen suçlama nedeni ile cezalandırılmamızı talep ederken, mahkeme sürecinde bu örgütün nasıl bir örgüt olduğuna ve nasıl yardım ettiğimize dair bir tartışma ise asla yaşanmadı.

“Mahkeme heyetinin üç üyesi de değişmiş”

Son duruşmaya gittiğimizde, yargılamayı gerçekleştiren mahkeme heyetinin üç üyesinin de değiştiğini gördük. Mahkeme salonuna girdiğimizde karşımızda hiç tanımadığımız bir heyet vardı ve değişen heyet, daha önceki yargılamayı yapan ve “devletin gizli kalması gereken sırlarını açıklama” gerekçesi ile bizlere hapis cezası veren heyetti. Son duruşma sadece 10 dakika sürdü ve dinlenmeyen tanıkların dinlenmesine karar verilerek 1 Mart’a ertelendi.

“Yaptığımız gazetecilik”

Size göre iktidardan “MİT TIR’ları” haberine bu denli ağır tepkiler gelmesinin, hedef gösterilmenizin nedenini neydi?

Haberi yazdığımız dönemde Türkiye 7 Haziran Genel Seçimleri’ne gidiyordu. 7 Haziran öncesinde ve sonrasında şiddetli olaylar meydana geldi. 7 Haziran öncesi Diyarbakır’da HDP mitingine bombalı saldırı gerçekleşti, 7 Haziran ertesinde AKP ilk defa iktidarını kaybetti ve birçok noktada saldırılar yoğunlaşmaya başladı. Bizlerin yaptığı da gazetecilik refleksi ile “Türkiye Suriye’de yaşananlara benzer katliamlar yaşıyorken, yasadışı silah sevkiyatı var mı yok mu?” konusunu haber olarak yazmaktı. Gazetecinin yapması gereken, halkı katliam tehlikelerine karşı uyarmak ve nedenleri anlatmaktı, bilgisini ve belgesini yayınlamaktı. Biz de gazeteciler olarak bunu yaptık. Geriye doğru bakınca anlıyoruz ki konu, hükümetin Suriye politikasının tam ortasında yer alan bir meseleymiş.

Geldiğimiz noktada da Numan Kurtulmuş, “Suriye politikamız baştan sona yanlıştı” dedi. Ancak gelinen noktada hala birçok can yitiyor, katliam korkusu devam ediyor, insanlarımız sokağa çıkmaktan endişe duyuyor ve çok sayıda insan yaşamanın mucize olduğunu düşünüyor.

Haberleri yazdığımız dönemde Batı’da Türkiye’nin IŞİD ile yeterince mücadele etmediği algısı egemendi ve bizim haberler de bu algının bir parçası olarak görüldüğü için bizler hedef seçilmiş olabiliriz. Ancak benim derdim veya niyetim onların sorununun ne olduğu değildir, ben kamu yararı gördüğüm haberi yazmak zorundayım. Yazmamak sansür olur ve işimi doğru yapmamış olurum.