Connect with us

Öne Çıkanlar

“Like” sevdası, Kars’a ilgiyi artırdı

Published

on

Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin günübirlik veya 2 günlük hafta sonu tatili için gittiği Kars, en çok ziyaret edilen yerlerden biri haline geldi. Tur düzenleyen çok sayıda grup da, Doğu Ekspresi ile Kars’a gitmeye başladı. Kars, günübirlik fotoğraf çekilip dönülen bir yer haline geldi.

Kars’a artan ilgi hakkında konuşan Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, “Bu yıl daha fazla talep var. Kars’a gelmek isteyenler için Doğu Ekspresi’ne ek vagonlar ilave edildi. İlimize olan talebin en önemli sebebi kış turizmi” diye konuştu.

‘İSTASYONDA YATAN BİLE OLUYOR’

Kars Tren İstasyonu Hareket Memuru Sebahattin Koç, geçen yıla göre yüzde 40’lık artışa dikkat çekerek, “1 olan yataklı vagon sayısı kimi seferlerde 3’e çıkarıldı. 25 Aralık’a kadar çok sınırlı sayıda bilet kaldı. Çok büyük ilgi var. Doğu Ekspresi ucuz olduğu için gençler çok tercih ediyor. 5-10 kişilik gruplar halinde geliyorlar. Akşam gelip sabah dönenler de iki gün kalan da oluyor. Kimisi istasyonda yatıyor. Kars Kalesi, Ani Harabeleri ve Sarıkamış Kayak Merkezi’ne gidiyorlar” dedi.

“BLOGGER’LAR ETKİLİ OLDU”

Trenle tek başına Kars’a seyahat eden fotoğrafçı Mücahit Muğlu ise, “Kars’tan ziyade Doğu Ekspresi deneyimi yaşamak istedim. Kars’ı da çok sevdim. Atmosferi inanılmaz. Kars bu ara çok popüler. Bence blogger’ların çok sık seyahat etmesi çok etkili oldu. Bu ara blogger ve fotoğrafçılar Kars’a çok gidiyor. Onların paylaşımlarını gören Kars’tan ve Doğu Ekspresi’nden haberdar olmaya başladı ve talep arttı. Seyahat hiç bitmesin istedim. Kars’taki tarihi eserler ve Rus mimarisine bayıldım. Bilet bulma da hafta içi çok zorluk çekilmiyor ama hafta sonu bilet bulmak sorun” diye konuştu.

‘INSTAGRAM’DA GÖRDÜK, BİLETİ ZOR BULDUK’

Geçen hafta 6 kişilik arkadaş grubuyla Doğu Ekspresi ile Kars’a giden Serkan İbil, “Böyle bir gezi planımız vardı. Instagram hesabından gördük ve Kars’a gitmeye karar verdik. Tren yolculuğunu ilk defa yaptım ve bu zamana kadar yapmadığım için pişman oldum. Kars’ta yakın çevremizden daha çok ilgi gördük. Biz bilet alırken epey sıkıntı yaşadık. Bir ay boyunca sabah, öğle, akşam bilet aradık, yoktu. Yola çıkmadan 3 gün önce bilet bulduk. Gece saat 12 civarında TCDD’nin bilet satış sistemine girdiğinizde bilet bulabiliyorsunuz” dedi.

‘BİLETLER ŞİRKETLERE SATILIYOR’ İDDİASI

CHP Milletvekili Zeynep Altıok ise Twitter’dan yaptığı açıklamada, TCDD’nin biletleri önceden turizm şirketlerine sattığını öne sürdü.

Habertürk’ten Uzay Kesmen’in haberine göre, Altıok, “Gezginci ve üniversite öğrencileri, Kars’a foto tur etkinliği düzenlemek istediklerini fakat bazı turizm firmalarının tüm tren biletlerini önceden kapatması sebebiyle gidemediğine yönelik şikâyetlerini iletti. Ücreti 100 lira olan yataklı vagonla yapılan yolculuğun acenteler tarafından uçuk fiyatlarla satıldığını ifade ettiler. Ocak ve şubat aylarına ait Kars treni yataklı vagon kısmının henüz sistemde dahi görünmemesine rağmen aylar öncesinden turizm şirketlerine satıldığını söylediler. TCDD’nin turizm şirketlerine toplu bilet satması rant ve usulsüzlük oluşturur. Kars’ta yaşayan vatandaşlar dahil kimse bilet alamamaktadır. Bu firmaların yasal tarihler dışında 3 ay sonraya nasıl tren biletlerini alıp kimlere sattıklarını öğrenmek istiyoruz” diye konuştu.

EK VAGON UYGULAMASI

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise talebin yoğunluğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi: “Doğu Ekspresi’nin vagonlarına ait biletler bir ay öncesinden tüm vatandaşlarımıza açık bilet satış sistemi aracılığıyla satılmakta. Trenin mevcut vagonlarının dışında tur şirketleri ile yıllık plan ile vagon kiralaması yapılmakta, bu vagonlar fazladan ilave edilmekte, kiralama yapan tur şirketleri bilet satışının yanında otel yemek ve gezi paketi halinde hizmet vermekte ve buna göre fiyatlarını belirlemektedir. Yoğun talep nedeniyle Doğu Ekspresi bileti kısa bir sürede satılmaktadır. Trene ilave vagon verilerek talepler karşılanmaya çalışılmaktadır.”

Bu arada 20 Aralık-15 Ocak arasında Doğu Ekspresi’nde her gün için 200 kişilik yer olduğu bildirildi.

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar