Connect with us

Manşet

“Kendisine takılan ‘Sultan’ lakabının tamamen haklı olduğunu gösteriyor”

Published

on

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok sorumluluğunda hazırlanan “AKP’nin İnsan Hakları Karnesi” Rus basınında geniş yankı uyandırdı. Nezavisimiaya Gazeta, söz konusu rapor ışığında Erdoğan’ın konumunu, 15 Temmuz sonrası yaşanan baskıları ve referandum sürecini masaya yatırdı.

İgor Subbotin imzalı makalede görüşüne başvurulan uluslararası ilişkiler uzmanı Viktor Naevsky, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ve Fransa’daki yönetimlere oranla tüm gücü kendisinde toplayabileceği yeni bir yönetim sistemi kurduğunu söyledi. Naevsky’ye göre bu durum, Erdoğan’a takılan ‘sultan’ lakabının haklı olduğunu gösteriyor.

Makale şöyle devam ediyor:

Cumhuriyet Halk Partisi’nin raporuna göre, AKP iktidarı döneminde tutuklu ve hükümlülerin sayısında yüzde 232’lik bir artış yaşandı. Ülke yönetimini parlamenter sistemden başkanlığa döndürmesi muhtemel referandum öncesi açıklanan CHP’nin raporu, son 15 yıl içerisindeki insan hakları ihllallerindeki artışları da gösteriyor.

Rapor, AKP iktidara geldiğinde ülkedeki tüm tutuklu ve hükümlü sayısının yaklaşık olarak 60 bin olduğunu gösteriyor. Ancak 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte bu rakamda ciddi bir artış olduğu görülüyor. Darbe girişiminden sonra Erdoğan suçu ülkeyi terkeden vaiz Gülen’in üzerine koydu ve tutuklu/hükümlü sayısında yaklaşık 200 bin kişilik bir artış yaşanmasına neden oldu. Aynı şekilde rapora göre, son beş yıl içerisinde yaklaşık bin 300 kişi hakkında mahkemelerde hukuksuz kararlar verildi.

Fakat Türkiye Anayasa referandumuna hazırlanıyor ve hükumetin içerideki baskıcı politikasından vazgeçeceğine yönelik herhangi bir belirti yok. Geçtiğimiz hafta polis ve jandarma tarafından bin kişinin tutuklanmasıyla sonuçlanan 250 terör baskını gerçekleştirdi. 800 kişi Gülen Cemaati’ne üyelikten, 45 kişi IŞİD mensubu olmaktan, yaklaşık 520 kişi PKK ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. PKK’ya karşı yapılan baskınlar çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı bölgelerde gerçekleşti.

KÜRT MESELESİ PARLAMENTERLERLE SAVAŞMAK İÇİN FIRSAT HALİNE GELDİ

Kürt meselesi Meclis’teki etkili parlamenterlerle savaşmak için bir fırsat haline geldi. HPD’li Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı terör örgütü üyeliğiyle suçladılar ve birisi hakkında 142, diğeri hakkında ise 83 yıl hapis istemiyle dava açtılar. Onlar terör suçuyla kriminalize edildi. Diyarbakır savcılığının hazırladığı iddianamede ayrıca ‘halkı isyana teşvik’ ve ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ile de suçlandılar.

Rusya Bilim Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü kıdemli uzmanı Viktor Nadein-Raevsky, Erdoğan’ın kendi konumunu güçlendirmek için birkaç yıl önce başkanlık sistemine geçmeye niyetlendiğini söylüyor. Naevsky referandum sürecini şöyle yorumluyor: “Planladığı gibi o hükumete başkanlık ecedek, yönetim ise birkaç Cumhurbaşkanı yardımcısına emanet edilecek. Pratikte ülke yönetiminin bütün temel fonksiyonları onun ellerinde olacak. Geriye ne parlamento ne de Cumhurbaşkanı’nın denetimine verilecek olan yargı kalacak.”

Erdoğan’ın darbe girişiminden sonra halkı birleştirmeyi başarabildiğinin altını çizen Naevsky bunun geçici bir durum olduğunu söylüyor.

“Türk seçmeni diğer ülkelere göre galiba daha mobil. Onun hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeylere yönelik çok hızlı değişen bir bakış açısı var. Erdoğan, partisi parlamento seçimlerini kaybettiğinde ve kendisi cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığında bunu hissetti. Bu nedenle onun kendisini bu tip demokratik kıyımlardan koruması gerekiyor. Erdoğan, Rusya Devlet Başkanlığı ya da Fransa Cumhurbaşkanlığı’na göre kendisinde daha çok gücü toplayabileceği bir başka yönetim sistemi kuruyor. Bu durum kendisine takılan ‘Sultan’ lakabının tamamen haklı olduğunu gösteriyor.”

Rus uzmana göre, referandum Erdoğan’ın dış politikadaki bazı hedeflerini çözmeye yardımcı olmayacak. Çünkü Erdoğan, dış politikadaki meseleleri referandum olmadan da çözüyor. Prensipte dış politika odaklı meselelerde ipler zaten onun elinde. Elbette ordunun etkisi ona engel oluyordu. Ancak darbe girişimi sayesinde bu meselenin de üstesinden geldi. Örneğin ordu Suriye’ye asker göndermek istemiyordu. Ordu artık kendi kararlarını söyleyebilecek nitelikte değil. Çünkü ordunun önde gelenleri ya tasfiye edildi ya da hapiste.

Manşet

Sivas E Tipi yönetimi ve gardiyanlar işkence suçu işliyor

Published

on

By

Cezaevinde tutuklulara yönelik kötü uygulamalar ilişkin gelen bilgiler arasında; “2 günde bir musluklardan 1.30 saat su veriliyor, sadece 3 kova var suyu koydukları kova fazla olursa geri alıyor döküyorlar. Koğuşta kantinden para karşılığında alınan suya da el koyuyorlar” şeklinde bilgiler geliyor. 

TUTUKLULAR YERDE YATIYOR VE BATTANİYE SERİLMESİNE İZİN VERİLMİYOR

Cezaevlerinde kapasitenin en az 2 katından fazla tutuklunun bulunduğuna ilişkin Adalet Bakanlığı’nın açıkladı. Cezaevlerinden gelen bilgiler de tutukluların yerlerde yattığına ilişkin bilgiler gelmeye devam ediyor. Sivas E Tipi Cezaevi’nin yönetimi ve gardiyanlar, yerde yatan tutukluların yere battaniye sermesine bile izin vermiyor. 

ŞİKAYET DİLEKÇESİ YAZAN TUTUKLULARA PSİKOLOJİK ŞİDDET UYGULUYOR

Cezaevi Müdürü’nün koğuşlarda dolaşarak psikolojik baskı uyguladığı ve koğuşlarda herhangi bir tutuklunun mesleğini sorduğu cevap vermediğinde ise makam odasına götürüp işkenceler uyguladığı iddia ediliyor. Koğuşlarda gezerken tutuklulara sürekli kötü sözlerle muamelede bulunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor. 

Makumlara ait  itiraz ve şikayet dilekçelerini ilgili yerlere ulaştırmadığı ve geri verdiği kaydediliyor. Şikayet dilekçesi veren tutuklulara ise koğuşta psikolojik baskı uyguladığı belirtiliyor. 

Continue Reading

Manşet

Interpol, Türkiye’den gelen kırmızı bültenleri beklemeye aldı

Published

on

By

Interpol’ün, üye devletleri suç, suçlu ve tehditler karşısında bilgilendirdiği ve gerektiği zaman yakalama emri talebi ilettiği sekiz ayrı bülten tipinden en bilineni olan kırmızı bültenle aranan kişilerin arasında Adil Öksüz, Mihraç Ural ve Salih Müslim gibi isimler var.

Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (Interpol), Türkiye tarafından çıkartılan 50’ye yakın kırmızı bülteni askıya aldığı öne sürüldü. Sabah gazetesinden Erkam Çoban’ın haberine göre Türkiye, yurt dışında olduğunu değerlendirdiği bazı kişiler için adli makamlarca acil yakalama talebinde bulunurken, Interpol dosyaları ‘siyasi’ bularak beklemeye aldı.

Eş zamanlı olarak hükümetin ‘F..’ olarak tanımladığı örgütün firarisi Adil Öksüz, eski PYD Eş Başkanı Salih Müslim, THKP-C Acilciler üyesi Mihraç Ural gibi isimlerin aralarında bulunduğu 50’ye yakın kişi ile ilgili kırmızı bülten çalışmaları başlatılmıştı.

Kırmızı bülten talepleri onaylandıkları takdirde Interpol, kendisine üye 170 ülkeye bunu yayımlayacak ve Türkiye’nin istediği birçok kişi hakkında yakalama kararı verilmiş olacaktı.

Yakın zaman önce Türkiye, Türkiye kökenli Alman yazar Doğan Akhanlı hakkında kırmızı bülten çıkartmış, yazar İspanya’da gözaltına alınmıştı. Interpol daha sonra Akhanlı hakkındaki kırmızı bülteni sildi.

Continue Reading

Editörden

‘Kayıp 106 bin silahın araştırılması’ AKP oylarıyla engellendi

Published

on

By

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, İçişleri Bakanlığı’nın 2017 yılı faaliyet raporunda yer alan ‘kayıp silah sayısının’ son üç yılda yüzde 720 arttığını belirterek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

 

Önergesinde, kayıp silahların ülke güvenliği açısından büyük tehdit oluşturduğunu öne süren CHP’li Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyundan kayıp silahlara ilişkin gerçekleri sakladığını ifade etti.

‘106 bin silahın kayıp olması sizleri korkutmuyor mu?’

CHP’li vekil Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“OHAL Türkiyesi’nde her geçen gün sorunlar giderek artıyor. Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlığı, her yıl diğer kurumlar gibi faaliyet raporlarını açıklamaktadır. Bakanlığın 2017 yılı faaliyet raporunu incelediğimizde, kayıp silah sayısının 106 bini geçtiğini görüyoruz. İçişleri Bakanlığının verilerinde, 2014 yılında kayıp silah sayısı 14 bin görünürken, her ne hikmetse, bu sayı 2017 yılında 106 bine çıkıyor. Kayıp silah sayısı sadece 3 yılda yüzde 720 artmış durumdadır. Ateşli silah nedeniyle her gün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. 106 bin silahın kayıp olması sizleri gerçekten korkutmuyor mu, ürkütmüyor mu?” (daha&helliip;)

Continue Reading

Çok Okunanlar