Körfez krizinin temelinde Katar’ın bağımsız dış politikası mı yatıyor?

Haziran 06, 2017, 12:14 am
Suudi Arabistan öncülüğündeki beş Arap ülkesi Katar'a karşı bir takım yaptırımlar da içeren diplomatik abluka kararı aldı. Kararın Katar'a faturasının ağır olması beklenirken, Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Birol Başkan, Körfez ülkelerinin Katar ile olan ilişkisini kesme kararının Müslüman Kardeşler, bölgedeki çekişmeler, İran ile ilişkileri kapsayacak şekilde "Katar'ın bağımsız bir dış politika sürdürmek istemesinden" kaynaklandığını düşünüyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır ve Yemen ‘Terör örgütlerine desteği’ nedeniyle Katar ile diplomatik ilişkilerini kesme kararı aldı. Bölgede uzun yıllardır yaşanan en önemli çatlak olarak görülen krizin ekonomik açıdan Katar’ı olumsuz etkilemesi bekleniyor. Katar’ın gıda ithalatının yüzde 40’ı Suudi Arabistan’dan gerçekleşiyor. Emirates, Fly Dubai ve Etihad havayollarının Doha seferlerini iptal etmesi de 2022 yılındaki Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak Katar’daki organizasyonlara büyük darbe vuracak.

Georgetown Üniversitesi Katar Kampüsü’nde Yardımcı Doçent Birol Başkan, Hardnews Foreign Policy’nin konuyla ilgili sorularını cevapladı:

Bu sıradışı kriz nasıl başladı?

Her ülkenin kendi sebebi var. Bahreyn ve Katar 1980’li yıllarda Hawar adalarından dolayı anlaşmazlık yaşıyordu. Ayrıca yakın zamanda Bahreyn, Katar’ı Bahreynli Sünnileri Katar’a göç etmeye teşvik etmekle suçluyordu. Ayrıca Suudi Arabistan’ın da Bahreyn üzerinde ciddi bir etkisinin bulunduğunu not etmek lazım. Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın Müslüman Kardeşlere devam eden desteğini eleştiriyor. Bu ülkeler Müslüman Kardeşleri’n terörü yayma amacı güttüğünü düşünüyor. Katar’ın Müslüman kardeşlerle ilişkisi ayrıca Suudi Arabistan için de bir sorun. Suudi Arabistan Müslüman Kardeşler’i terör örgütü olarak görüyor. Ancak özellikle bu noktada Katar’ın İran’a karşı yumuşak tutumu Suudi Arabistan için en önemli mesele… Bana göre krizin temelinde Katar’ın bağımsız dış politikası var gibi duruyor. 20.yüzyılın başlarından 1990’lı yıllara Katar, Suudi Arabistan’ahep yakın durdu. 1990’lı yıllarla birlikte iktidara gelen şu anki liderin babası Şeyh Hamad bin Khalifa Al-Thani ile birlikte Katar daha bağımsız bir politika izlemeye başladı. Şeyh Hamad’ın tahttan çekilmesi ve yerine oğlu Şeyh Tamim’in geçmesiyle birlikte Suudi Arabistan ve diğer güçler yeni emiri disipline edebileceklerini umdular. Bu ülkeler söz konusu stratejisi aynı zamanda Şeyh Hamad’a da uygulamıştı. Şeyh Tamim bazı sembolik tavizler verdi. Ancak babasının izlerini takip ederek daha bağımsız bir dış politika izlemeye kararlı olduğunu gösterdi. Bununla birlikte Katar’ın caydırıcı bir askeri gücü olmayan küçük bir ülke olduğu da göz ardı edilmemeli. Suudi Arabistan ve diğerleri Katar’a karşı dayılanabilir. Ancak Umman da en az Katar kadar bağımsız bir ülke hatta Katar’dan daha bağımsız bir ülke. Ancak Suudi Arabistan ve diğerleri hala Umman’ın gönlünü almaya çalışıyor.

Katar, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin iddia ettiği gibi bu organizasyonları gerçekten destekliyor mu?

Katar aslında Mısır’daki Müslüman Kardeşleri destekliyor. Ancak Katar’ın bu harekete verdiği desteğin türü duruma göre değişiklik gösteriyor. Örneğin Katar, Mısır’da Mursi hükûmetini hem diplomatik hem de finansal açıdan desteklemişti. Darbeden sonra Katar Mısır’dan kaçan Müslüman Kardeşler üyeleri için güvenli bir liman olmuştu. Katar merkezli Al Jazeera kanalı, Müslüman Kardeşler’le ilişkili Mursi’ye karşı sempati duyuyordu. Katar ayrıca, Müslüman Kardeşlerin Filistin’deki uzantısı olan Hamas’la da sıcak temas halindeydi. Birçok Hamas lideri ya Katar’da bulunuyor ya da sık sık Doha’yı ziyaret ediyor. ‘Katar, Müslüman Kardeşler’i destekliyor mu?’ Bir ölçüde evet. Katar’da hala birçok Müslüman Kardeşler üyesi var. Al Jazeera kanalı Müslüman Kardeşler’e karşı bir kampanya yürütmüyor.

Katar, Suudi Arabistan’ın başını çektiği Sünni ittifakının içinde olmasına rağmen neden İran’la ilişki içerisinde?

Bunun başlıca sebebi olarak, Katar’ın İran’la Körfez Bölgesi’nde aynı doğalgaz sahalarını paylaşıyor olması gösterilebilir. İran, Katar’ın söz konusu doğalgaz sahalarından yararlanmasını da görmezden geliyor. Ayrıca, Katar’da Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt’te olduğu gibi, huzursuz bir Şii topluluğu yok. Bu yüzden İran’ın kendisine karşı Şii’leri kullanmasından korkmuyor.

Doha’da deniz üsleri bulunan Batı, bu krize nasıl tepki verdi?

ABD’nin Katar’da bir hava üssü bulunuyor. Ayrıca ileri CENTCOM karargâhı var. Benim bildiğim kadarıyla hepsi bu. Başka hiçbir Batılı ülkenin Katar’da bir askeri üssü bulunmuyor. Bu kriz ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından patlak verdi. Ancak ABD’den yapılan resmi açıklamada, her iki tarafa da krizi büyütmemeleri tavsiye edildi. Diğer Batılı ülkelerin de farklı davranacağını düşünmüyorum.

Bir askeri müdahaleyle rejim değişikliği ihtimali var mı? İran ve Türkiye bu krize nasıl tepki verir?

Bir askeri harekât beklemiyor. Orada hala bir Amerikan üssü var. Ayrıca bir de Türk üssü var. Genç emire iktidardan ayrılması için bir baskı olabilir. Ancak bu baskı yönetimdeki Al-Thani ailesinin içerisinden gelecektir. Şeyh Tamim’in baskıya boyun eğip eğmeyeceği, Emir Şeyh Hamad’dan ve Al-Thani ailesinin içerisindeki diğer güçlü kabile liderlerinden alacağı desteğe bağlı. Ayrıca alacağı uluslararası destek de çok kritik. İran’dan alacağı destek geri tepebilir. Türkiye, Kuveyt ve Umman’ın güçlü ve yerel desteği Şeyh Tamim’in lehine olabilir. Körfez ülkelerinin Katar’dan daha ciddi sorunları var. Ben öyle umuyorum ki; bu ülkeler, aklıselime dönecekler ve bu suni krizi daha fazla büyütmekten kaçınacaklardır.