Ana sayfa Gündem Korkutan açıklama: Türkiye’de büyük deprem olabilecek 8-9 il ve ilçe var!

Korkutan açıklama: Türkiye’de büyük deprem olabilecek 8-9 il ve ilçe var!

Türkiye'nin önemli deprem uzmanlarından Prof. Dr. Şerif Barış, 17 Ağustos 1999 Depremi’nin yıl dönümünde önemli açıklamalarda bulundu.

PAYLAŞ

Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, 21 yıl önce gelen Marmara Depremi’nin yıl dönümünde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Dünyada depreme karşı hazır hiçbir ülke yoktur, olası can kayıplarının ve ekonomik felaketin azaltılması için çalışmalar” yapılır diyen Prof. Dr. Barış, şunları söyledi:

İSİMLERİNİ AÇIKLAMIYORUM ÇÜNKÜ…

* Ülkemiz bir deprem bölgesidir. Şu an büyük deprem olabilecek 8-9 tane il-ilçe bulunmaktadır. Ben prensip olarak bu yerlerin isimlerinin verilmesini doğru bulmuyorum. Bunun nedeni öncelikle bu bölgelerden ilk hangisinde deprem olacak bunu kesin olarak bilemiyoruz. İkincisi ise yapılan öngörülerde oluşacak depremin zamanını bilemediğimiz için ‘büyük bir deprem olacak’ söylemi o bölgede yaşayan insanları tedirgin etmekte, insanların psikolojilerini ve ekonomilerini kötü etkilemektedir.

Prof. Dr. Şerif Barış

DEPREME BAŞKA BİR ŞEHİRDE DE YAKALANABİLİRSİNİZ

* Ayrıca depreme mutlaka yaşadığınız ev veya şehirde yakalanacaksınız diye bir kural yok. Seyahatte, tatilde veya başka bir yerde depremi yaşayabilirsiniz. Önemli olan depremin nerede, hangi büyüklükte olduğu değil; bir deprem sırası ve sonrasında doğru davranışları bilir ve ailenizle bir afet ev acil durum planı yaparsanız depremden çok daha az etkilenerek hayatta kalmanız ve sevdiklerinizle geç de olsa buluşmanız mümkündür.

DEPREMLER BİRBİRİNİ TETİKLİYOR MU?
Son 120 yılda ülkemizde her yıl ortalama 59 tane 4 ve 4’den büyük deprem; 9 tane de 5 ve 5’ten büyük deprem olmaktadır. Her 13 ayda bir tane aletsel büyüklüğü 6 ve 6’dan büyük bir deprem; ortalama her 6.5 yılda da aletsel büyüklüğü 7 ve 7’den büyük çok yıkıcı depremler olduğunu unutmayınız. Deprem tetiklemesi dünyada sürekli araştırması yapılan konulardan birisidir. Son yıllarda gerilme transferi yöntemi ile oluşan bir depremde açığa çıkan gerilimlerin bir bölümü kırılan fayın her iki ucundaki bölgelere aktarıldığı bilinmektedir. Ancak bu gerilim transferi ve uzak depremlerin birbirini tetiklediği teoremi henüz kanıtlanmış değildir.

* 26 Eylül 2012 tarihinde yaşanan Silivri depreminde yaralanan vatandaşlar depremden değil, oluşan panik ve korku nedeniyle yaralandı. Bina çökmesi bonucu değil kaçarken düşme, atlama veya başlarına bazı beton parçası ve eşyanın düşmesi sonucu yaralandı. Bazı okullar tatil edildi, veliler okullara çağırıldı. Bu tür davranışlar trafiğin kilitlenmesine yol açtı. Benzer durumların daha da kötü halinin yaşanmaması için deprem bilinci eğitimlerinin hızlıca yaygınlaştırılması çok önemli. Yapılan eğitimlerin de sık sık ev, iş yeri ve okullarda kısa tatbikatlara uygulanacak hayata geçirilmesi gerekir.

SAVRULAN EŞYA İNSANLARI ÖLDÜRÜYOR

* Depremde tüm binalar sarsılır ve sallanır. İnsanlar her sallanan binanın depremde yıkılacağını zannederler. Aslında tamamen göçen binaların oranı çok düşüktür ve geçmiş dönemlerde yapılmış deprem yapı şartnamelerine göre yapılmış binaların da 1999 depremi gibi büyük depremlerde bile ayakta kaldığını unutmamak gerekir. Binalar hasar görmese de yıkılmasa da güçlü deprem sarsıntıları sırasında devrilen, kayan veya savrulan ev eşyası, mobilyalar, beyaz eşya, makine ve teçhizat gibi unsurların insanları yaraladığını ve öldürdüğünü unutmamak gerekir. İnsanların sadece depreme dayanıklı yapılarda kendilerinin depremden korunacağını düşünmemesi ve önlem almayı öğrenerek, depremler sırasında ve sonrasında nerede olurlarsa olsunlar doğru davranışları öğrenmeleri gerekir.

İSTANBUL’DA BÜYÜK DEPREM OLACAK MI?
Kocaeli ve İstanbul çevresinde büyük deprem beklentisine de açıklık getiren Prof. Dr. Şerif Barış, afet yaşanan bir bölgede afetlerin sürekli olarak tekrar ettiğini belirterek, şunları söyledi: Doğada bir kural vardır. Tarih tekerrür eder. Nerede bir doğa olayı olduysa o olay tekrar edecektir. Nerede bir afet yaşanmışsa orada o afet tekrar edecek. Ülkemiz bulunduğu konum nedeniyle dünyanın en aktif deprem kuşağı olan Alp-Himalya Tetonik Kuşağı üzerinde bulunuyor. Binlerce yıldır yıkıcı depremler olmuş, bundan sonrada yıkıcı depremler olacaktır. Marmara Bölgesi de deprem potansiyeli yüksek bölgelerden birisidir.

DEPREME NASIL HAZIRLANACAĞIZ?

* Devletin görevi gerekli her türlü yasa, yönetmelik ve planlamaları kapsamı, yapılacak her türlü eğitim çalışmaların planlaması ve denetimde bulunması, depremle ilgili kurum ve kuruluşlarını güçlendirmesi gerekiyor. 1999 depreminden sonra yapılan birçok çalışmalar var. Örneğin riskli yapıların tespit ve riskli alanların tespiti, yapı şartnamesinin güncellenmesi, AFAD ve UMKE gibi kuruluşların kurulması, arama-kurtarma birliklerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi ve Türkiye Afet Müdahale Planı’nın yürürlüğe girerek 2014 yılından itibaren illerde yaygınlaştırılması çalışmalarını sıralamak mümkün. Ancak 2015 yılında Japonya’nın Sendai şehrinde ülkemizin de imzaladığı Sendai Çerçeve Anlaşması kapsamında yapılması gereken Zarar Azaltma ve Hazırlık Planlarının (Risk Azaltma Planları) henüz yayınlanmamış olması önemli bir eksikliktir.

TÜM HAZIRLIKLARI DEVLETTEN BEKLİYORLAR

Olası bir depremde oluşacak can ve mal kayıplarını azaltmanın yolu risk planlarının yapılarak toplumun en küçük birimlerinde bile uygulanması gerekiyor. Öte yandan unutulmaması gereken kural depreme hazırlık kişiden yani evden, iş yerinden başlar. Kişi ve kurumların da depreme hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarını evlerinde ve iş yerlerinde yapması gerekir. Bu açıdan bakıldığında da bireyler bu tür hazırlıkların devlet tarafından yapılmasını beklemekte, kendi yapmaları gereken çalışmaları çok önemsemiyorlar. Kişi, kurum ve devlet işbirliğiyle yapılacak bu çalışmalar oluşacak depremlerde can kaybı ve ekonomik kayıpları azaltmanın yegane yoludur.