Ana sayfa Gündem Koronada ‘zincirin en korumasız halkası’: 2 bin 304 liraya ölen insanlarız

Koronada ‘zincirin en korumasız halkası’: 2 bin 304 liraya ölen insanlarız

Bir temizlik personeli yaşadığı hissi, “Bizler 2 bin 304 TL’ye ölen insanlarız” sözleriyle anlatıyor.

PAYLAŞ

Koronavirüsü ile mücadelede büyük risk altında çalışan ve Covid-19 tanısı konulan sağlık çalışanlarının sayısı hızla artarken, her gün onlarca hastayla temas eden, odaları temizleyen hasta bakıcı ve temizlik personeli de ciddi endişe içinde. Sağlık çalışanları arasında kendilerini “zincirin en zayıf halkası” olarak nitelendiren yardımcı personel, koruyucu ekipman bulmakta zorluk çekerken, içlerinde enfekte olanlar da az değil.

‘İLK HAFTA KORUYUCU EKİPMAN VERİLMEDİ’

Koronavirüsü salgını sürecinde doktorlar ve hemşireler gibi büyük risk altında olan farklı hastanelerdeki temizlik işçileriyle konuştuk. Salgın süreci başladığında hastanenin enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından kısa bir bilgilendirme dışında kendilerine konuya ilişkin detaylı bir eğitim verilmediğini belirten bir temizlik personeli yaşadıklarını, “Önce kendi canınız dediler ama bir hafta koruyucu sağlık ekipmanı vermediler” diye anlattı.

‘BİR KORUYUCU GÖZLÜĞÜ 3 SAĞLIKÇI KULLANIYORDU’

Korona virüsü tedavisi gören hastaların bulunduğu odalara temizlik yapmak üzere günde en az 4 defa girdiklerini ifade eden personel, yaşadıkları süreci Gazete Duvar’dan Müzzeyen Yüce’ye şöyle anlattı:

“Vaka açıklandığı ilk bir hafta bize ‘yok’ denilerek koruyucu malzeme verilmedi. Yoğun mücadele ve itirazlarımız sonucu maske, eldiven ve bone vermeye başladılar. Servislerde odaların önünde duran ayaklı masalarda koruyucu malzemeler oluyor. Orada bir gözlük bulunuyordu; o gözlüğü önce doktor takıyor, sonra dezenfekte edip hemşire en son da biz takıyorduk. Kabul etmedik, eğer herkese ayrı ekipman verilmezse odalara girmeyeceğimizi söyledik ve itirazlar sonucu herkese ayrı gözlük verilmeye başlandı. Ama M3 maske yine verilmiyor, cerrahi maske kullanıyoruz. Tulumlar da son bir haftadır veriliyor. Odalara günde en az 4 defa girip her yeri dezenfekte ederek temizliyoruz. Her odanın temizlik malzemesini ayrı kullanıyoruz. Bir odada kullandığımız paspası diğer odada kullanmıyoruz. Biz personel olarak kendimizi korumak için ayrı bir çaba sarf ediyoruz.”

‘KİT YOK DENİLEREK TEST YAPILMADI’

Hastanede çalışan hiçbir temizlik personeline şu ana kadar test yapılmadığına dikkat çeken görevli, “Bize ‘kit yok’ denilerek test yapılmadı, belki de şu an taşıyıcıyız. İki küçük çocuğum var; o yüzden 26 gündür evime gitmiyorum. Sağlık çalışanlarına temin edilen yurtta kalıyorum. Sonuçta taşıyıcı olup yakınlarımıza bulaştırabiliriz, korkuyoruz. Bizler de bu sürecin bir parçasıyız ama sağlık çalışanı sayılmıyoruz. Doktora, hemşireye yapılan ek ödemeler bize yapılmıyor. Oysa biz de risk altında çalışıyoruz. Özellikle yoğun bakımda görev yaptığımızda daha da risk altındayız. Hastaların neredeyse hepsi entübeli. Yoğun bakıma girerken tulum, gözlük, maske veriliyor. 8 saat boyunca yoğun bakımdan çıkmıyoruz, sadece yemeğe gidiyoruz” dedi.

‘İMZA KARŞILIĞINDA GÜN BOYU TEK MASKE’

Başka bir hastanede çalışan temizlik personeli ise, olanakları kısmen daha iyi birkaç kamu hastanesi dışında görev yapan yardımcı sağlık personelinin çalışma koşullarının çok kötü olduğunu söyledi. Koruyucu ekipmanlardan maskeyi imza karşılığı aldıklarını belirten personel, “İmza karşılığı alınan bir tek maske ile gün boyu çalışmak zorunda olanlar şanslı bile sayılabilir. Çünkü çoğu arkadaşımda maske ya da eldiven yok. Kıyafet sorunumuz çok fazla. Daha birkaç gün öncesine kadar beyaz tulum alamıyorduk. Hasta odalarına girmemekte direndik, hakkımızda tutanaklar da tutuldu ama beyaz tulumları ancak bu şekilde alabildik” dedi.

‘6-7 ARKADAŞIMIZ ENFEKTE OLDU’

Virüsün bulaş riskinin en yüksek olduğu meslek grubu arasında yer alan yardımcı sağlık personeli, eksik ekipmanla çalıştıkları gün sonu ise kaygıyla evlerinin yolunu tutuyor.

“Bizler bu sistemin içindeki görünmeyenleriz” diyen bir personel, bu süreçte 6-7 meslektaşının da enfekte olduğunu söyledi:

“Çalıştığım hastanede 6-7 arkadaşım enfekte oldu. Bir arkadaşımız yarım yamalak ekipmanı ile acilde açık risk alanında çalışıyordu. O da yakın zamanda pozitif çıktı ve idare tarafından evinde izole olması söylendi. Bizler 2 bin 304 TL’ye çalışan insanlarız. Arkadaşımız tek göz odada 65 yaş üstü annesi ile birlikte yaşıyor. Bu koşullarda evde nasıl izole olabilir? Gün boyu hastayı tomografiye, filme taşıyan, hasta odalarını temizleyen, riske en yakın olan bizleriz. Sözde sağlık çalışanıyız ancak hiçbir yerde adımız geçmiyor. Hiçbir şekilde insan yerine konmuyoruz. Hastaneye gelen ekipman önce doktor ve hemşirelere, idareye eğer kalırsa bizlere veriliyor. Bizler aslında 2 bin 304 TL’ye ölen insanlarız.”

‘HASTANE İDARESİ ADALETSİZ VE AYRIMCI UYGULAMALAR SERGİLİYOR’

Bir başka hastanede önce hasta bakıcı ardından temizlik görevlisi olarak çalışan bir personel de hastane idaresinin uygulamalarından şikayetçi. Bu süreçte hastaneye gıda, temizlik gibi yüklü bağışlar geldiğini belirten personel, “İdare gelen bağışları sahada çalışan ekiplere adaletsiz ve ayrımcılık yaparak dağıtıyorlar. Küçük bir örnek verecek olursam hastaneye çeşit çeşit çikolata geliyor. Bize verdikleri birer tane gofret. Bunu bize yönelik bakış açılarını anlamanız için anlattım. Yoksa kimse burada çikolata peşinde değil. Ama bu adaletsiz uygulamalar ekipman gibi hayati konularda da kendini gösteriyor. İlk 10 gün çok ciddi ekipman sorunu yaşadık ama şu an daha iyi durumdayız” dedi.

TEMİZLİK PERSONELİ ÖZLÜK VE MALİ AÇIDAN DEZAVANTAJLI

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Aksaray Şube Yöneticisi Aydın Erol da iş güvencesi olmayan hasta bakıcı ve temizlik personeline dikkat çekiyor. Erol, “Taşerondan kadroya geçen ancak iş güvencesi olmayan hizmetli temizlik personeli özlük ve mali açıdan dezavantajlı. Malzeme eksik olduğunda en zayıf halka dediğimiz hasta bakıcı, temizlik personeline ya verilmiyor, ya da sadece cerrahi maske veriliyor. İtiraz ettiklerinde de farklı davranış şekilleri ile karşılaşabiliyorlar” dedi.

HASTANEDEN CEVAP: TEMİZLİK GÖREVLİLERİNİ HASTALARDAN UZAK TUTUYORUZ

Bu süreçte enfekte olan birçok hasta bakıcı ve temizlik personeli olduğunu ifade eden Erol, “Devlet hastanelerinden, üniversite hastanelerine kadar evde izolasyon süreci geçiren ya da hastanede yatan birçok hasta bakıcı ve temizlik personeli arkadaşımız var” diyor. Yardımcı sağlık personelinin sorunlarını çözmek amacıyla sağlık kuruluşları ile iletişime geçtiklerinde aldıkları yanıtı şu sözler ile anlatıyor:

“Bize, ‘Ekipman sınırlı geliyor. Doğrudan hasta ile temas halinde olanlara vermemiz isteniyor. Temizlik personelini hastadan uzak yerlere görevlendirebiliyoruz’ diyorlar. Ama hastaların atıklarından tutun da yedikleri yemeğe kadar birçok işi temizlik personeli yapıyor. En riskli grupta olan bu arkadaşlara ne ücret anlamında ne de ekipman anlamında pozitif bir yaklaşım gösterilmiyor. Görev tanımları açısından da ‘kendilerine ne söylenirse onu yapması gerektiği’ gibi bir yaklaşım var. Bu da bu arkadaşlarımızın itiraz etme konusunda korkmasına neden oluyor.”

‘SAĞLIK İŞİ EKİP İŞİDİR, AYRIM YAPILMADAN EKİPMAN SAĞLANMALI’

SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden de sağlık işinin bir ekip işi olduğuna dikkat çekerek, “Bu ekibin her bir halkasının emeği kıymetlidir. Tüm bu ekibe ayrımsız ve eşit bir şekilde kişisel koruyucu ekipmanın uygun kalitede sağlanması gerekiyor. Yapılan işe, bakılan hastaya ve çalıştığın birime göre kişisel koruyucu ekipman değişir. Bazı yerlerde cerrahi maske yeterlidir, bazı yerlerde de tulum ve gözlük olmadan işlem yapamazsın. Bu süreçte, güvencesiz çalışan arkadaşlarımız talep ederken de itiraz ederken de daha fazla güvencesizlik ile karşı karşıya. Güvencesiz çalışan arkadaşlarımız haklarını aramada daha çekingen maalesef. Bu yüzden taşeron ve güvencesiz çalışan arkadaşlarımızın sorunları daha fazla” diye konuştu.