Ana sayfa Gündem ‘Koronavirüs sadece akciğerlere değil böbreklere, kalbe ve karaciğere de zarar verebiliyor’

‘Koronavirüs sadece akciğerlere değil böbreklere, kalbe ve karaciğere de zarar verebiliyor’

Doktorlar ve araştırmacılar, salgının henüz tüm hızıyla devam ettiği bu süreçte, kesin klinik sonuçlara varmak için yeterli veri bulunmadığını söylüyor.

PAYLAŞ

Koronavirüs, akciğerlerdeki küçük hava keselerini iltihapla doldurup tıkayarak yaşam için gerekli olan organlar kendini kapatana kadar vücudun oksijen kaynağını boğarak kişilerin ölümüne sebep oluyor. Ancak Washington Post’un haberine göre, dünya çapındaki birçok klinisyen, virüsün bunun yanında kalp iltihabı, akut böbrek hastalığı, bazı nörolojik sorunlar, kanın pıhtılaşması, bağırsak hasarı ve çeşitli karaciğer problemleri gibi birçok diğer soruna da sebep olabileceğini gösteren kanıtlar olduğunu söylüyor. Bu gelişme, koronavirüsün ağır seyrettiği tedavileri karmaşıklaştırırken virüsten kaynaklı hastalığın iyileşme ihtimalini de azaltıyor.

VİRÜS BÖBREKLERİ ETKİLİYOR 

Washington Post’a konuşan ABD’deki Yale Üniversitesi’nden nefrolog Alan Kliger, koronavirüs sebebiyle hastaneye yatırılan kişilerin neredeyse yarısınının idrarında kan ya da proteine rastlandığının ve bunun da böbreklerin zarar görmüş olabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Kliger’a göre daha endişe verici olan şey ise, elde edilen erken bulgular doğrultusunda New York ve Vuhan’da yoğun bakım ünitelerinde yatmakta olan hastaların yüzde 15 ile yüzde 30’unun böbrek fonksiyonlarını kaybederek diyalize ya da böbrekler için uygulanan renal tedaviye ihtiyaç duyuyor olması. New York’taki yoğun bakım ünitelerinde çok fazla böbrek yetmezliği vakası olduğunu söyleyen Kliger, New York’taki hastanelerde diyaliz yapabilen sağlık personeli ihtiyacı olduğunu ve ülkenin dört bir yanındaki gönüllülerin yardım için çağırıldığını belirtiyor. Ayrıca bu tedaviyi uygulamak için gerekli olan steril sıvılarda da oldukça ciddi bir kıtlık yaşanıyor.

Virüsün ilk görüldüğü yer olan Çin’in Vuhan kentinde çalışmalar yapan yerel bilim insanları tarafından 9 Nisan’da yayımlanan bir çalışma makalesine göre ise virüs sebebiyle hayatını kaybeden 26 kişinin dokuzunda akut böbrek rahatsızlığına, yedi kişinin böbreklerinde de koronavirüs parçacıklarına rastlandı. Pittsburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden nefrolog ve Ulusal Böbrek Vakfı Başkanı Paul M. Palevsky ise, virüsün böbreklerde yaptığı etkilerin 2002’deki SARS virüsüne göre oldukça farklı olduğunu belirtiyor.

KALPLE VE AKCİĞERLE İLGİLİ SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİYOR 

Çin ve ABD’li bazı klinisyenler de virüsün tıpkı böbreklere yaptığı gibi kalbe de zarar verebileceğini öne sürüyor. Klinisyenlere göre, koronavirüs hastalarında kalp kaslarında iltihaplanmaya ve daha ciddi bazı durumlarda kalbin durmasına sebep olabilen miyokardit görünme olasılığı mevcut. Columbia Üniversitesi’nde nöroloji uzmanı olan ve aynı zamanda da Amerikan Kalp Derneği Başkanı olan Mitchell Elkind’e göre, Çin’de ağır hastalar üzerinde yapılan bir inceleme, hastaların yüzde 40’ının kalp ritmi düzensizliği yüzde 20’sinin de diğer çeşitli kalp sorunları yaşadığını ortaya koyuyor. Elkind, bazı hastaların solunum güçlüğünü atlatma sinyalleri gösterdikleri anda aniden solunumla ilgisi olmayan bazı kalp sorunları yaşadığını belirtiyor. Elkind’e göre bu durumun akciğerle herhangi bir ilgisi yok ve neye bağlı olarak ortaya çıktığı tıp için hala bir merak konusu.

Washington Post tarafından ulaşılan raporlar, virüsün karaciğere de saldırabileceğini ortaya koyuyor. ABD’nin Long Island bölgesinde yaşayan 59 yaşındaki bir kadın hastaneye kaldırıldığında akut hepatinin neden olduğu koyu idrar sorunu yaşıyordu. Doktorların yaptığı incelemeye göre bu hastanın karaciğerindeki hasarın koronavirüs kaynaklı olarak ortaya çıkmış olduğu saptandı. Sağlık uzmanlarına göre Çin’in de içerisinde olduğu bazı ülkelerden günlük olarak güncellenen raporlara göre koronavirüs hastalarında akut viral kaynaklı sorunlar görülmeye devam ediliyor.

KAN PIHTILAŞMASI VE GÖZ RENGİ DEĞİŞİMLERİ İÇİN UYARI  

Virüsün yeni ortaya çıkan bir diğer tehlikesi de ayak gibi bölgelerde yoğun bir şekilde kan pıhtıları üretilmesine sebep olabilmesi. Üretilen kan pıhtıları akciğere ulaşarak pulmoner emboli olarak da bilinen bir durumu yol açıyor. Bu da akciğerlerin ani bir şekilde tıkanmasına yol açarak kişinin ölmesine sebep oluyor. Vuhan’da koronavirüsün sebep olduğu akciğer iltihabı sebebiyle hastaneye kaldırılan 81 hasta üzerinde yapılan muayenelerle birlikte sonuçları 9 Nisan’da yayımlanan bir incelemeye göre 81 hastadan 20’si böyle bir durumla karşılaştı ve bu hastalardan sekizi hayatını kaybetti. New York’taki hastanelerden gelen bilgiler ise kan pıhtılaşmasını önleyen kan inceltici ilaçların koronavirüs hastaları üzerinde beklenenden çok daha fazla oranlarda kullanıldığını ortaya çıkardı.

Ayrıca koronavirüsün insanlarda göz rengini kırmızıya çevirdiği, pembeleştirdiği ya da birtakım görme bozukluklarına yol açtığını işaret eden raporların sayısı da bir hayli fazla. Çin’in Hubei eyaletinde 38 hasta üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; hastalardan üçte birinin gözlerinde pembeleşme olduğu farkedildi. Ancak solunumla ilgili olmayan birçok diğer etki gibi, bu semptomun da oldukça nadir olduğu ve halihazırda başka hastalığı olan insanlarda daha çok görülebileceği belirtiliyor.

İSHAL VE KUSMA GİBİ SEPTOMLAR ORTAYA ÇIKABİLİYOR  

Kısa bir süre önce yapılan incelemeler ışığında da koronavirüs hastalarının tat ve koku alma duyularında zayıflamalar olabileceği ortaya çıkmıştı. Uzmanlara göre, virüs insanların koku almasını sağlayan sinir uçlarına saldırarak zarar veriyor ve bu sinir uçlarındaki liflerin bozulması beyine koku sinyalinin gönderilmesini etkiliyor. İngiliz Rinoloji Derneği’nden Claire Hopkins’e göre, koku duygusunu kaybeden insanlar ilginç bir şekilde diğer ağır solunum problemleriyle karşılaşmıyor.

Araştırmacılara göre; virüs, ağız, yemek borusu, mide ve bağırsakların da dahil olduğu gastrointestinal sistem üzerinde de oldukça net etkilere sahip. Uzmanların uzun süredir insanları uyardığı ishal, kusma gibi bazı semptomlara virüse bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Yapılan bir çalışmaya göre koronavirüs hastalarının yarısında gastrointestinal semptomlar görülüyor.

Bu tip araştırmaların alt kümesinde, daha önce İspanyol gribi ve Ebola gibi salgınlarda da kanıtlanmış başka durumlar da yer alabiliyor. Bağışıklık sisteminin virüse aşırı bir tepki vermesiyle oluşan sitokin fırtınası bunlardan bir tanesi. Bazı doktorlara göre bağışıklık sisteminin ritmini kaybederek vücuda giren virüse aşırı tepki vermesine ve bunun dolayında organların işlevini yitirerek kişinin ölmesine sebep olan “sitokin fırtınası” durumu, herhangi bir sistematik dahilinde değil yalnızca genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bu durumu kontrol etmek için bazı doktorlar kanser tedavilerinde de kullanılan IL-6 adındaki bir ilacı kullanıyor.