Ana sayfa Manşet Muharrem İnce: Selahattin Demirtaş hapiste olmasa referandum geçmezdi

Muharrem İnce: Selahattin Demirtaş hapiste olmasa referandum geçmezdi

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda partisinin "HDP ile CHP'yi aynı kefeye koyarlar, zor durumda kalırız" endişesiyle "evet" oyu verdiğini söyledi. "Hayır" oyu verdiğini hatırlatan İnce, "Hiç de zor durumda kalmadım. İlke, tutarlılık onu gerektiriyordu. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılmasaydı, referandumda Selahattin Demirtaş hapiste olmazdı, referandum da geçmezdi" dedi.

PAYLAŞ

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Türkiye ve Güney Kore’nin 1980’lerde aynı ekonomik düzeyde olduğunu söyledi. Güney Kore’nin kişi başına düşen milli gelirini 30 bin dolara yükselttiğini belirten İnce, “Güney Kore, neyine güvenerek yaptı bunu? Eğitilmiş iyi mühendisleri vardı. Türkiye, Güney Kore’yi örnek alırsa, eğitime ciddi bir yatırım yapması lazım” dedi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’na park yapılacağı yönündeki seçim vaadini değerlendiren İnce, “Geçmiş örnekleri var. Onun elinde olsa yapmayacaktır. Bir kenarına yapacak, ama oraya mutlaka bir gökdelen konduracaktır” diye konuştu.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, CNN Türk Televizyonu’nun canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.

Mitingler hava nasıl sorusu üzerine Muharrem İnce, “Müthiş. 16 yıldır milletvekilim, geziyorum sürekli Türkiye’yi. Bu sefer başka. Bir değişim rüzgarını hissediyorum. Referandumda da Türkiye’yi dolaşmıştım, 52 vilayette 106 miting yapmıştım. Bu sefer 30’a yaklaştı mitinglerimiz. 73 vilayete gideceğiz. Ben arkadaşlarımıza 81’i tamamlayın dedim ama sıkıştırabilirlerse 81’i tamamlayacaklar. Sadece bir şeyi bozmayın dedim. 54 yaşındayım hiç farklı bir yerde geçirmedim arife akşamı köyümde olmam, bayram namazını köyümde kılmam lazım” dedi.

Döviz kurundaki dalgalanmanın spekülatif olduğu açıklamaları ve “FETÖ’cüler, üst akıl birlikte hareket ediyor, ekonomik darbe” iddiaları sorulan İnce, şunları söyledi:

GEL BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM: “Üst akıl. Kim bu? Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Eğer birileri Türkiye’ye bir kumpas kurmak istiyorsa, benim ülkeme zarar ettirmek istiyorlarsa, ben yanındayım gel beraber mücadele edelim. Türkiye’nin, kamu ve özel sektörün 450 milyar dolar borcu var. Bunun 320 milyar doları son 16 yılda yapılmış. Yabancının Türkiye’den alacağı var. Alacağı olan biri yeri batırmak ister mi? Alacağını nasıl alacak sonra? Yabancı önce alacağını tahsil etmek ister. Batmış bir Türkiye onun işine yaramaz, çünkü onun parası da batar. Ortada bir mantık hatası var. Kimse bu üst akıl, gel beraber mücadele edelim. Yalan söyleme insanlara, insanları kandırma.”

GÜNEY KORE, EĞİTİLMİŞ MÜHENDİSLERİNE GÜVENDİ: “Türkiye’nin Güney Kore’yi örnek alması lazım. 1980’lerde Türkiye ile Güney Kore’nin ekonomisi aynı. Sonra 1996’da bir Asya krizi oluyor. Bundan sonra 5 büyük şirket, birbiri ile rekabet ediyor. Sonra devlet bunlara diyor ki, ‘Siz birbirinizle rekabet etmeyeceksiniz, küresel düzeyde hareket edeceksiniz.’ Devlet, ‘Size 2 destek sağlayacağım’ diyor. Bir, ARGE desteği; iki sermaye katkısı. Bunu sağladıktan sonra bu 5 şirketin ihracatı 250 milyar dolar. Güney Kore, neyine güvenerek yaptı bunu? Eğitilmiş iyi mühendisleri vardı. Türkiye, Güney Kore’yi örnek alırsa, eğitime ciddi bir yatırım yapması lazım. Bugün Türkiye 9 bin dolarda, Güney Kore 30 bin dolarda. Bir Güney Kore’nin bir de Türkiye’nin 1980’den bu yana, 38 yıldan beri geldiği duruma bakın. İnsanları yalanlarla kandırmayalım.”

1 HAFTADA NE YAPAĞIM?: “Cumhurbaşkanı olursam ekonomiyle ilgili 1 haftada ne yapacağım? Bir, Merkez Bankası’nın para politikaları bağımsız olacak. Merkez Bankası Başkanı, CHP Genel Merkezi’ne çağrılmayacak. Merkez Bankası Başkanı, AK Parti Genel Merkezi’ne davet ediliyorsa, ben onun bağımsızlığını tartışırım. Başka hiçbir veriye gerek yoktur. İki, ekonomiyle ilgili yöneticilerin görev süreleri ile bir tasarrufta bulunmayacağım, liyakatlarına bakarak bulunacağım. Bir ön yargım yok. Üç acil olmayan kamu yatırımlarını bir süreliğine erteleyeceğiz. Dört, öncelikli olarak kamu mali disiplinini sağlayacağız.”

ZİRAAT BANKASI MEDYA ALIMINA KREDİ VERMEYECEK: “(Kamu yatırımları ile ilgili sözleri hakkında “Muharrem İnce yatırıma karşı” yorumlarının sorulması üzerine) Böyle bir şey olabilir mi? Hükümet Türkiye’ye para girişine izin veriyor, para çıkışına ceza getirmeyi düşünüyor, yüzde 40. Zorlama tedbirlerle ekonomi olmaz. Demokrasinizi düzelteceksiniz, hukuk devleti olacaksınız. O zaman çıkamayacağını düşündüğü için para gelmez. Kamu bankalarını sektörel olarak yeniden yapılandıracağız. Ziraat Bankası, kredilerin yüzde 80’ini tarım, tarım hayvancılık ve tarıma dayalı sanayiye verecek; medya alım satımına vermeyecek.”

KANAL İSTANBUL’U DURDURACAĞIZ: “Türkiye dışarıdan para aldı değil mi? Türkiye, üretim yapmadı, bu parayı taşa, toprağa, betona gömdü. Üretim yapmadığı için, fabrika açmadığı için şimdi zorlanacak. Durdurulacakları proje bazında tartışmak doğru olmaz. (Soru üzerine) Kanal İstanbul’a asla girişmeyeceğiz. Memleket bu durumdayken Kanal İstanbul’un ne getirisi olacak? Şirketler bir bir iflas ederken, memleket batıyor ben orada hafriyat mı kazacağız? Tabi ki durduracağım Kanal İstanbul’u.”

16 YILDIR NEDEN YAPMADIN?: “16 yıl sonra ‘Ben şunu yapacağım’ diyemez birisi. Ancak Erdoğan özür dileyebilir. Erdoğan gelecek bildirgesi açıklayamaz. 16 yıldır memleketi yöneten bir adamın ‘Ben ekonomiyi düzelteceğim’ demesi ayıptır. 16 yıldır niye yapmadın? Bugün, polis, öğretmen, hemşire, din görevlilerine ‘3600 vereceğim’ diyor. Kasım 2017’de CHP’li milletvekillerin 3600 önergesi. Bu önergeler, AKP’lilerin oylarıyla reddedilmiş. 16 yıldır 3600’ü vermemişsin, CHP vekilleri bu önergeleri vermiş, reddetmişsin. Şimdi bir ‘İnce’ korkudan, Muharrem İnce meydanlara çıkmış, ‘Size 3600’ü vereceğiz’ demiş, aklın başına gelmiş, şimdi çıkmışsın ‘3600 vereceğiz’ diyorsun. Bunlar komik. Ben vereceğim. Bu sözü verme hakkım var, çünkü ben yeniyim. Çünkü yalan söylemedim bu millete.”

ELİNDE OLSA ORAYA PARK YAPMAZ: “(‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim beyannamesindeki projelerden beğendiğiniz var mı?’ sorusu üzerine) Ayrıntılı incelemedim, bugün zamanım yoktu ama yarın akşam incelerim. Atatürk Havalimanı’nın olduğu yeri bir park yapacaksa hiç itirazım yok. Zaten o yapamayacak, ben yapacağım. Ben devam ettiririm onu. Ama emin olun öyle bir düşüncesini olduğuna asla inanmıyorum. Orası 5 birimse 1 birimine onu yapacaktır. Oraya rezidans kondurmadan mümkün değil. Geçmiş örnekleri var. 16 yıllık icraatlarına bakarım. Sadece küser o kat sayısı fazla olunca, tıraşla der tıraşlamaz, sonra da barışır. Geçmiş örneklere baktığımda, her tarafı ranta boğdular. Keşke daha önce yapsalardı. Onun yanında başka araziler de var. Sadece orası yetmez. Yanındaki arazileri de dahil etseler. Biz dahil edeceğiz. Mantalite olarak oraya park yapma mantığında bir insan değil. Onun elinde olsa yapmayacaktır. Bir kenarına yapacak, ama oraya mutlaka bir gökdelen konduracaktır.”

DOKUNULMAZLIK KONUSUNDA YİNE AYNISINI YAPARIM: “Siyaset bir ilke işidir. İnsanların geçmişine bakarak, gelecekte ne yapabildiklerini kestirebilirsiniz. Bir tane örnek yeterlidir buna: Dokunulmazlıklar konusu. Dokunulmazlıklar konusunda ben partimle ayrı düştüm. Çıktım ‘Ben hayır vereceğim’ dedim ve hayır verdim. Korku şuydu: HDP ile CHP’yi aynı kefeye koyarlar, zor durumda kalırız. Hiç de zor durumda kalmadım. İlke, tutarlılık onu gerektiriyordu, bugün olsa yine aynısını yaparım. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılmasaydı, referandumda Selahattin Demirtaş hapiste olmazdı, referandumda da geçmezdi. Yanlıştı, yine olsa yine yaparım.”

SOLUN BİRLEŞMESİ İŞE YARAMAZ: Türkiye’de bizim mahallede, hep solun birlikteliği tartışılırdı, sol birleşsin. Birleşmesi bir işe yaramaz artık, Türkiye için çözüm değil. Cumhuriyetçilerin birleşmesi lazım, büyük şemsiye, büyük yelpaze.