Ana sayfa Politika “Niye evet diyormuşuz. Biz de diyoruz ki, size ne, size mi soracaktık?”

“Niye evet diyormuşuz. Biz de diyoruz ki, size ne, size mi soracaktık?”

PAYLAŞ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli, 18 maddelik anayasa değişikliği teklifinin milli iradeyle tescil edileceğini ve ülkenin önünün açılacağını kaydederek şöyle konuştu:

“NİYE ‘EVET’ DİYORMUŞUZ? SİZE NE?”

MHP’nin anayasa değişikliği teklifine destek vermesinin bazı çevreler tarafından eleştirilmesine sert çıkan Bahçeli şöyle devam etti: “Ne tuhaf ve hazindir ki, bugünkü malum şer ve kriz ittifakı emel ve hedef birliği etmiş ve anayasa değişikliği konusundaki tutumumuzu eleştiriyor. 11 Ekim 2016’dan bu tarafa sadece bize vuruyorlar, bizi çekiştirip bizi eleştiriyorlar. CHP, HDP, FETÖ, PKK, DHKP-C, ÖDP, EMEP, Türkiye Komünist Partisi, eli kanlı aydınlıkçılar, sözcüler, fitne çağcılar, Cumhuriyetten geçinen fesat yuvaları, kendilerine milliyetçi diyen dar ve güdük bir grup ağız birliği etmişçesine MHP’ye bindiriyor, MHP’ye saldırıyor. Niye evet diyormuşuz. Biz de diyoruz ki, size ne, size mi soracaktık? Anayasa değişikliğine niye ihtiyaç duymuşuz. Ne yani, izin ve icazeti sizden mi alacaktık? Başkanlık sistemine neden tamam demişiz. Bu iftiraya cevap yetiştirmeye niyetlenmek bile zaman israfıdır. AKP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın nasıl olurda peşine takılıyormuşuz. Kimsenin peşine takıldığımız yoktur, ancak Kandil ve Pensilvanya’nın yoklama kaçaklarının tepesine binip enselerinden tutacağımız günler yakındır. Dün söylediklerimizle bugünküleri arasındaki çelişkileri görmüyormuşuz. Aslında bu isnat sahipleri çelişkiler içinde bocaladıklarını yine kendileri fark etmiyor, bir de yüzsüzce tezvirat yapıyorlar. Elbette aleyhimize kurulan karanlık kampanyaya düzeneğine temel teşkil eden bu sorgulama ve yargılama listesi uzayıp gitmektedir.Herkes MHP’deki sözde kaynamaya yorum getirmektedir. Neymiş, partimize oy verenlerin üçte biri hayır, üçte biri evet, üçte biri de kararsızmış. Kameraların karşısına geçen ne idüğü belirsiz yarım uzmanlar, gazete köşelerinden ahkâm kesen kalem yobazları partimiz hakkında hüküm verirken, partililerimizin ne yapacağını konuşmaktadır. Bugün ekran ekran gezerek MHP bilirkişisi olmaya soyunanların, dün karşımızda hıyanet kusanlar olduğunu biz gayet iyi biliriz. Neden başka hiçbir konuda bizleri önemsemiyorken, konu anayasa değişikliğiyle ilgili kararımıza gelince birden bire bizim gibi görünmeye çalıştıklarını da gözden kaçırmaz, aklımızdan çıkarmayız.”

“PERİNÇEK VE ERDOĞAN ARASINDA TERCİH HAKKIMIZ OLURSA SAYIN ERDOĞAN’I TERCİH EDECEĞİMİZİ HERKES BİLMELİ”

Bahçeli, MHP’nin devlet ve millet için sorumluluk altına girdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Dün halklara özgürlük diyerek, orak çekiçle poz vererek ülkücülere kurşun sıkan, pusu kuran Perinçgiller; şimdi kalkmışlar neredeyse bize davamızı öğretip ülkücülük anlatacaklar. Bu ne arsızlık, bu ne densizlik, bu ne ahlaksızlıktır? 48 yılımızın hiçbir diliminde olmamak şöyle dursun, en ağır hakaret ve saldırılarla üzerimize gelenler, sanki hidayete ermiş gibi, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in ne yapacağını haykırmaktadır. Anayasa değişikliğine evet diyoruz ya, sıkıntıları, açmazları, ağrı ve sancıları bundandır. Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz.”

“KARARIMIZIN ALTINDA YATAN 3 KRİTİK DÖNEMEÇ VAR”

Bahçeli, MHP’nin anayasa değişikliği teklifine destek verme kararının altında 3 kritik dönemeç bulunduğunu anımsatarak şunları söyledi: “Milliyetçi Hareket Partisi, dünkü sözlerini çiğnememiş, inkar etmemiştir. Konuşmamın başından beri vurguladığım beka meselesi için, ki birileri için beka bir vadinin adı olabilir, inisiyatif üstlendik, devlet ve milletin geleceği için sorumluluk altına girdik. Bu kararımızın altında yatan üç kritik dönemeç vardır. İlk olarak, 21 Ekim 2007 tarihinde anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verilmesidir. Bu yolu açanlar 367 tıkacının fail ve fanatik tetikçileridir. Buna neden olanlar TBMM’de Cumhurbaşkanının seçilmesine direnip ülkeyi erken seçime götüren CHP’nin başını çektiği kaos çetesidir. Ve o tarihlerde TBMM’deki tıkanmışlığı açan, demokrasinin çarkını döndüren de Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur. Bu tarihi duruş ve irademizden dolayı bizi eleştirenlerin alayı birden bugün yine karşımızdadır. İkinci olarak, 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanı seçimidir. İlk kez bir Cumhurbaşkanı millet tarafından doğrudan doğruya belirlenmiş, yeni ve zorlu bir dönemin rotası çizilmiştir. Ve ne kadar itiraz edip ne denli karşı çıksak da, siyasi güç ilişkisinden doğan fiili durum ülke yönetimini tepeden tırnağa sarsmış ve sarmıştır. Sayın Erdoğan, bizatihi ve aracısız millet tarafından seçildiğinden hareketle, alışılmış ve sembolik bir Cumhurbaşkanı olmayacağını defalarca dile getirmiştir. Bu durum yeni şartları ve farklı bir yönetim yapısını meydana çıkarmıştır. Her fırsatta Cumhurbaşkanının anayasal sınırlarından taşmaması gerektiğini vurgulamamız herhangi bir cevap bulmamış, Türkiye adı konmamış, yani fiilen uygulanan partili Cumhurbaşkanlığı sistemine zoraki de olsa dümen kırmıştır. Kaldı ki, Sayın Cumhurbaşkanı sistemin fiilen değiştiğini 14 Ağustos 2015 tarihinde Rize’de ilan etmiştir. Üçüncü ve en önemlisi olarak, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklardır. FETÖ darbe teşebbüsü milattır; tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olmayacaktır. 15 Temmuz bize göstermiştir ki, anlamsız tartışma, söz düellosu, sert kutuplaşma bitmeli; siyaset milli ülkü ve hedeflerde buluşmalıdır. Demem odur ki, Türk devletinin tarihi ve ebedi sürekliliği milli uzlaşma, anlaşma, ittifak ve kucaklaşmaya bağlıdır. Biz parti olarak, küçük hesapların ardına takılıp, büyük hesapların oyuncağı olmayacağız. Önce, oyunu yukarıdan, kaynağından, yedi düvelin bitmeyen hesaplarından bozacağız.Küresel güçlerin bölgemizdeki kanlı tezgahlarını milletle dayanışma halinde, devletle birlikte olarak dağıtacağız. Milliyetçi Hareket Partili olmanın tarihi sorumluluğu da buradadır.”

“BAŞKANLIĞA DEĞİL CUMHURBAŞKANI HÜKÜMET SİSTEMİNE EVET DİYORUZ”

Referandumda milletin sesini duyarak ‘Evet’ diyeceklerini bildiren Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü: “İçine haklı ve masum gelişmeler olarak sinsice yerleştirilmiş hilelere takılmayacak, hayırsızların, hayır kuşağında buluşmuş Türkiye muhaliflerinin dedikodularını çürümeye bırakacağız ve Evet diyeceğiz. Mekruh ile mubahın bir arada olmayacağını idrak edip, Evet diyeceğiz. Zemzem ile zehri birleştirip altın kasede içirmeye çalışanların Cumhuriyet elden gidiyor, diktatörlük geliyor gürültülerine bakmayacak, Evet diyeceğiz. Sandıkta milli beka için Evet mührünü vuracağız. Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine Evet diyoruz. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına Evet diyoruz. Biz Türk ve Türkiye düşmanlarının bozgunu için Evet diyoruz. Rejim değişikliği diye kızılca kıyameti koparan CHP ve yanında hizalanmış terör ve bölücülük konsorsiyumunun yalanlarını boşa çıkarıp sistemsel yenilenme için güçlü bir Evet diyoruz. Milletimizin kararından korkup fildişi kulelerinden Türkiye’ye ayar vermeye kalkışan kiralık gazeteci ve aydınlara hadlerini bildirip Evet diyeceğiz. Lafa gelince millete büyük, aziz, kahraman; icraata gelince bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar, makarnacılar diyen nankörleri sandığa gömmek için Evet diyeceğiz. Bizim gönlümüzde evet veya hayır iradesine sahip her vatan evladı değerli, yeri dolmaz, bir ve eşittir. Ve hepsinin kararına sonsuz hürmetimiz vardır. Diyoruz ki; devlet, millet, cumhuriyet görüşümüz Evet. Biz şahsa değil, sistemin bakiliğine evet diyoruz. Biz bir partiye, ideolojiye, bir kesim ve düşünceye değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve kurtuluş yıllarının anısına ve adına evet diyoruz. Evet dedik, Çanakkale’de doğrulduk; yine evet deyip Ankara’dan geleceğe koşacağız. Evet dedik, Sakarya ve Dumlupınar’da ayağa kalktık, yine evet deyip bölücü, yıkıcı düşmanlara, tüm terör örgütlerine ortak bir mücadele azmi ve iradesiyle dünyayı dar edeceğiz. Biz milletimizin kararına güveniyoruz, en doğrusu neyse yapacağını biliyoruz.”