Ana sayfa Politika “Niye evet diyormuşuz? Ne yapacaktık, FETÖ’nün yanında mı duracaktık”

“Niye evet diyormuşuz? Ne yapacaktık, FETÖ’nün yanında mı duracaktık”

PAYLAŞ

“MHP kaostan seçim yapan parti olmamıştır. Bizim sorumluluklarımız vardır. Bizim ecdadımıza karşı vefa ve sadakat borcumuz da bilinmektedir.” diyen Bahçeli konuşmasında, “Önümüze engel çıkarıyorlarmış yıkar geçeriz, ayağımıza çelme takıyorlarmış üzerinden atlarız, karşımıza saf saf dizilip hareketimizi durduracaklarmış alayını yıkarız. Ahlakını tüketmiş, fikren tükenmiş kim ya da kimler varsa bizimle boy ölçüşemez, bizimle aşık atamaz. ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin konuşması şöyle:

“AMAÇLARI MİLLİ MUTABAKAT ZEMİNİNİ ÇÖKERTMEKTİR”

Türkiye’nin tarihi temellerinen kopmadan, milli yeminlerden ayrılmadan, yenilenen sistem yapısıyla devamı şarttır. Mazisi asırlara dayanan ve muhtaç olunan uzlaşma, kucaklaşma ve dayanışma ruhuna ihtiyaç hasıl olmuştur. Bize dönük ahlaksız suçlamaların amacı da milli mutabakat zeminini çökertmektir. Türkiye düşmanları maşalarını, iplerini gevşeterek ortalığa salmıştır. Ne kadar hıyanet ehli varsa iştahla taarruzadadır. Sayıyorlar ki başaraşacaklar, sanıyorlar ki Türkiye’nin sırtını yere getirecekler. Bilmiyorlar ki bunların küfrü 80 milyon Türk vatandaşı başlarına geçirecektir.

“GEREKİRSE RAKKA’YA MİLLİ KUDRET YILDIRIM GİBİ İNMELİDİR”

Türkiye olağanüstü şart ve dönemdedir. El Bab sonuç vermiş, kentin büyük bölümünde kontrol sağlanmıştır. Türkiye’nin El Bab’da mevzi kazanımı, terörizmi odağında etkisiz hale getirmesi bakımından önemlidir. Rakka operasyonu sıradadır. Konuyla ilgili görüşmeler yoğunlaşmıştır. İddia odur ki, İncirlik’in seçilmesi Rakka operasyonun harekat merkezi olarak kullanılması düşünülmektedir. Türkiye’nin ABD ile Rakka operasyonu ile iki ayaklı taslak plan paylaşıldığı anlaşılmaktadır. ÖSO’nun Tel Abyad’dan girip Rakka’ya yönelmesidir. İkinci olarak da El Bab’da Menbiç ve buradan Rakka’ya harekettir. Burada zorlu coğrafi şartlar bilinen gerçektir. YPG’nin doğudan bağımsız girmesi, ÖSO’nun da kuzeyden güneye ilerlemesi ABD’nin talepleri arasındadır. Türkiye hiçbir şart altında terör örgütü YPG/PYD ile aynı çizgide olması düşünülemeyecektir. Başbakan’ın MGK’da ‘Prensipte anlaşırsak doğrudan operasyona girmeyeceğiz. Taktik, destek vereceğiz. ÖSO önde biz arkada olacağız’ ifadeleri yeni bir boyut getirmiştir. Gerekirse Rakka’ya milli kudret yıldırım gibi inmelidir. Mesele Türkiye’nin savunmasıdır. Rusya ve İran’ın izleyeceği politikalar da titizlikle izlenmeli, işbirliği ve diyalog kanalları açık tutulmalırıdır. Rusya’nın PYD’ye kucak açması dikkatlerimizden kaçmamaktadır. Moskova’daki bölücülük konfrenansına HDP’den de katılımlar olması bizim için ihanettir. Astana ve Cenevre süreçlerine sekte vurulması konusunda Rusya’nın heves içinde olması bizim için iyi okunmayacaktır.

“FETÖ TEHDİDİ GEÇMEMİŞTİR, BEKLEMEDEDİR”

Ortadoğu yanarken ülkemiz hiç rahat değildir. FETÖ iblisinin 15 Temmuz darbe kalkışmasının tamiratı arzulanan seviyede değildir. Milli hafızalardan çıkmayacak bu temmuz akşamı, Türk milletinin esarete diz çöktürülmesi planlanmıştır. TBMM bombalanmış, millet kurşulanmış, 248 vatan evladı da şehadet şerbetinden içmiştir. Hiç kuşku yok ki 15 Temmuz darbe teşebbüsü son 2 asrın en adi, en korkunç cinayet girişimidir. Tanklara perde çeken, havada karada darbecilere pençe vuran aziz milletimizdir. ABD’nin bu teröristi Türkiye’ye derhal iade etmesi insanlığın teyiti ile iki ülke arasındaki ilişkilerin canlanmasına hizmet edecektir. Tehlikenin farkına hala varamamış, siyaset ve sosyal çevrelerin mevcudiyeti meselenin başka kaygı verici yanıdır. FETÖ’nün PKK’dan, IŞİD’den, DHKP-C’den eksiği yok fazlası vardır. 15 Temmuz düşmanlığı Türk vatanının imhası, Türk devletinin tarihten silinmesi vahim bir plan olarak devrededir. Bu tehdit geçmemiş, uygun zamanın gelmesi için beklemeye alınmıştır.

“15 TEMMUZ YENİ BİR SERV DAYATMASIDIR”

Bin yıldır İslam’ın inmeyen kılıcı, vatanı bölüşmek isteyenler 15 Temmuz’un tam ortasındadır. Biz Türklüğün bekasını düşünmek, Türk milletinin istiklalini korumak mecburiyetindeyiz ki bu yüzden 16 Nisan’a evet diyoruz. Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’ye Irak ve Suriye haçlısı yaparak kökünü kurutmak isteyenler 15 Temmuz’da işbaşı yapmıştır. Eğitim, emniyet, STK’lar gibi alanlarda konuşlanmış hayasızlar destek vermiştir. Bu yeni değildir, arkası da kesilmeyecektir. Senaryo hep aynıdır. Çanakkale’de şamarladıklarımız, Sakarya’da şaşkına çevirdiklerimiz, Dumlupınar’da kovaladıklarımız 15 Temmuz’da karşımıza çıkmıştır. 15 Temmuz Türk milletine yeni bir Serv dayatmasıdır. Linç kampanyasıdır. Eğer 15 Temmuz süreciyle su üstüne çıkan işgal ve darbe mekaniği tamamen silinmezse, Türkiye’nin bu coğrafyada yaşaması zora girecektir. Belki de imkansızlaşacaktır. Tehlike yakın ve büyüktür. Şayet 15 Temmuz başarılı olsaydı kaç vatan evladı yok edilecek, vatansızlığa sürüklenecekti? Devlet yıkılıp, vatan elden gitseydi ne yapacaktık? Bir zamanlar başbakan olacağım diye bağıranlar nasıl cevap verecektir? Halep yolunda deve izi saymayın, kargayı bülbül diye satmaya kalkmayın. Hiç kimse yemez, hiç kimse yutmaz. Kazdığınız kuyuya bir kez daha düşeceksiniz.

FETÖ SORUŞTURMALARI

15 Temmuz feci bir olaydır. Zamanla sis perdesi aralanacaktır. Yurtta Sulh Konseyi’nin kimlerden oluştuğu, siyasi kadrosu ortaya çıkacaktır. 15 Temmuz’un karanlıkta kalan yüz ve isimleri öğrenmek en doğal haktır. Darbe şakşakçıları, FETÖ’nün kripto elemanları kimdir? FETÖ’nün kodaman ve hatırlı simaları nerelerde gizlenmektedir. 100 bine yakın kişi mesleklerinden ihraç edilmiştir.

Bugüne kadar 3 bin 886 hakim ve savcının ihracı sağlanmıştır. Bu Türk adaletinin ne hale düşürüldüğünün kanıtıdır. FETÖ elebaşı adaletin terazisini kırmıştır. Yıllarca kim haklı, kim haksız birbirine geçmiştir. Masum musun, mahkum mu belli olmamıştır. Nerede FETÖ orada haksızlık, nerede FETÖ orada pisliktir. Onbinlerce kişi tutukludur ancak ortada dişe dokunur isimlere tesadüf edilebilmiş değildir. Pensilvanya’nın kapısında nöbet bekleyen meşhur siyasetçilerden hiçbir iz yoktur.

Bununla birlikte bazı akademisyenlerin konforu bozulunca ortalık karışmıştır. Türkiye’nin milli varlığı için en küçük katkısı olmayan FETÖ/PKK çizgisinde bulunmaktan rahatsızlık duymayan küçük bir grup, hukuk semtlerine uğrayınca ayağa kalkmıştır. Memur görevinden oluyor da akademisyen niye olmayacakmış. Üniversiteleri tekellerine alanların timsah gözyaşlarına bu milletin karnı toktur. Kimin suçu varsa veya kim suçsuzsa Türk mahkemeleri bunun kararını verecektir. Cumhurbaşkanı’na suikast düzenlemek isteyen darbeci hainlerin yargılanmasına dün başlandı. Davanın 2 numaralı sanığının medyaya yansıyan ifadeleri ise tüyler ürperticidir. Bu caninin “Darbe yaptım, cezası idam bile olsa canım yanmaz” şeklindeki kokuşmuş sözleri en küçük pişmanlık emaresi taşımadığı için, Türk milletine meydan okumaktadır. Hainler idamdan korkmuyor ve milletimiz de idam talebinde ısrar ediyorsa bize düşen bu kanuni düzenlemeyi TBMM’de Türkiye düşmanlarına gerekli dersi vermek. AKP zamana oynamasın, amaçları hakikaten idamı getirmekse kayıtsız şartsız destek vereceğiz.

“İDAMA KAYITSIZ ŞARTSIZ DESTEK VERECEĞİZ”

Bunlar oluyorken 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’na suikast yapmak isteyen darbecilerin yargınlanmasına başlanmıştır. Türk adaletinin bu darbeci ve diğerlerini en ağır şekilde cezalandıracağına inancım tamdır. Hainler idamdan korkmuyor ve milletimiz idam istiyorsa bize düşen bunu Meclis’te yapmaktır. AKP top çevirmesin, zamana oynamasın. İdamda samimiyse MHP’nin sözü söz buna kayıtsız şartsız destek verecektir.

“15 TEMMUZ’UN TEKRARI MÜMKÜNDÜR”

15 Temmuz Türkiye için dönüm noktasıdır. Türkiye bu beladan temizlenmelidir. 15 Temmuz herkes ve özellikle Türk siyaseti için ders niteliğindedir. Türkiye’nin beka sorunu 15 Temmuzla birlikte daha derinleşmiştir. 15 Temmuz’dan sonra ülkemizi hedefine alan saldırı emellerine, derin komplolara karşı bir ve uyanık olmak kaçınılmazdır. Siyasi kavrayış ve anlayışımız stratejik olarak zorunlu olarak değişmek durumunda kalmıştır. 15 Temmuz depreminin tekrarı mümkündür, beklenmelidir.

“BU CHP, 1923’ÜN CHP’Sİ DEĞİLDİR”

Türkiye’ye sahip çıkmak önemli hal almıştır. 11 Ekim’de TBMM’de hükümet etme sistemindeki fiili tıkanıklığın açılması için teklifimizin altında yatan budur. Fiili sorunun önünü arkası alınamayacak krize neden olduğunu gördüğümüzde, meseleyi uzlaşmayla ele aldık. Son kararın milli irade tarafından verilmesi konusunda uzlaşmaya vardık. Biz devlet için evet, millet için evet, cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet, Türkiye için evet diyeceğiz. Devlet, millet kaynaşmasına destek olacağız. FETÖ’nün yanında mı duracaktık, niye çeleşelim, PKK’nın, CHP’nin, TKP’nin, EMEP’in, elinde kan olan aydınlıkçıların kuyruğuna takılmak asıl çelişki değil midir? Biz vatan millet diyoruz elimizin taşın altına sokuyoruz. Hayır diyen vatandaşlarımıza sözüm yoktur, bilakis iradelerine saygım vardır. Fakat hayırsızlardan oluşan, hayır cephesi kurarak fesatlık yapan emekli siyasetçilere, eski tüfeklere, terör bölücülük taşeronlarına itibarımız yoktur, sırtımız da bunlara dönüktür.

16 Nisan’da bir parti, bir şahıs, bir siyaset değil, milletimiz anayasa değişikliğini oylayacak, kendi geleceği hakkında karar verecektir. Hayır koalisyonunun niçin telaşlı, niçin tahammülsüz olduğudur. Demokratik nezaket hiç gözetilmemektedir. CHP sözcüleri bazı, anketçiler, bir kısım çürük çarık fikir sahipleri MHP tabanın yarıdan fazlası hayır verecek kehanetiyle yatıp kalkmaktadır. Kafaları büyük, içi boş, tut kulaklarından çifte koş. Bitli baklanın kör alıcısı olur misali, CHP sözcüleri 16 Nisan’ı kara göstermeye çalışmaktadır. Milletten ödleri kopmaktadır. PKK’nın tırmandığı dala salıncak kuran bu zihniyet 1923’ün CHP’si değildir. Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olurmuş. CHP yanına aldığı bölücülükle mimlenmiştir. Ne derse desinler MHP 16 Nisan’da evet diyecektir.

Cumhurbaşkanı hükümet sistemi gelmesiyle devlete düzen, ülkeye huzur gelecektir. Türkiye tek yürek, tek millet, tek ses olacaktır. Bundan kimler, neden rahatsızlık duymaktadır. İlkesizler Türkiye’yi kilitleyip bunalım çıkmazına mahkum etmek isteyenler emri nereden almıştır?

“NİYE EVET DİYORMUŞU? NE YAPACAKTIK, FETÖ’NÜN YANINDA MI DURACAKTIK”

“Niye evet diyormuşuz? Ne yapacaktık, FETÖ’nün yanında mı duracaktık. Niye kendimizle çelişelim, PKK, CHP, İşçi Partisi’nin elinde ülkücü kanı var. Biz Türkiye diyoruz, vatan-millet için elimizi taşın altına koyuyoruz. Demokratik eleştiri haklarımız saklı kalmak kaydiyle yaptığımız budur. Hayır diyen vatandaşlarımıza sözüm yoktur, bilakis iradelerine saygım vardır. Bunu tartışmak bize göre abestir. Fakat hayırsızlardan oluşan, hayır cephesi kurarak fesatlık yarışına giren, yalancı siyasilere, emekli siyasetçilerine, terör taşeronlarına kesinlikle itibarımız yoktur. Bizim anlayamadığımız hayır koalisyonunun neden bu kadar gerilimli, telaşlı olduğudur. Adaplı bir şekilde tezlerinizi anlatın. Ne var ki bu yapılmamakta, demokratik nezaket gözetilmemektedir. Bakıyorum da art niyetli propagandacılar, dava arkadaşlarımız üzerinden kampanya yürütmeye ayarlanmıştır. CHP sözcüler, bazı anketçiler, bazı çürük kalemli fikir sahipleri MHP’nin tabanının yarısı “Hayır” diyecekler diyor. Bizde taban yoktur diyoruz; anlamıyorlar. Bunlara ne desek boştur. Bunların tut kulaklarından çifte koş. Durumları aynen budur. CHP sözcüleri gibi yanmış tava gibi 16 Nisan’ı karartmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin toparlanmasından korkup kriz ayinine çıkmakta utanç duymayan CHP için başını öğe eğeceği günler uzak değildir.