Ana sayfa Genel Pandemi, ödüllü oyuncuyu garson yaptı

Pandemi, ödüllü oyuncuyu garson yaptı

PAYLAŞ

Ödüllü tiyatrocu Cenk Dost Verdi, Koronavirüs salgını nedeniyle 5 aydır perdelerin kapalı olması sonrası garsonluk yapmaya başladı. Kafede çalışmaktan gocunmadığını ama bunun da bir şeylerin üstünü örtmekten ibaret olduğunu söyleyen Dost Verdi, birçok tiyatrocunun hayat şartlarıyla mücadele etmek için başka işler yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Koronavirüs yüzünden yaklaşık 5 aydır perdeler kapalı. Bu nedenle bir kafede garsonluk yapmaya başlayan tiyatro oyuncusu Cenk Dost Verdi, “Tiyatro bize ne verecek, biz tiyatroya ne verebileceğiz bilmediğimiz bir süreç” dedi.

Karantinayı 400 TL ile geçirdik”

Birgün’den Işıl Çalışkan’ın haberine göre, Dost Verdi karantina sürecinde yaşadıklarını “Pandemide Tiyatrolar Platformu’nun ve İhtiyaç Haritası ile birlikte kooperatifin düzenlediği dayanışma hikâyesiyle 400 TL’lik bir kart gönderdiler o kadar. Bunun adı dayanışma. Tiyatroyla ilgili bir gelir elde etmekle ilgili hiçbir şey yaşanmadı” sözleriyle anlattı.

Gidip Süreyya’nın önünde mi oturmak gerekiyor?

Şu an en büyük duygusunun öfke olduğunu söyleyen ve ne yapacağını bilmeyen bir ruh hali içinde olduğunu dillendiren Dost Verdi, kafede çalışmanın bir şeylerin üstünü örtmekten ibaret olduğunu anlattı.

Birçok arkadaşım parasızlıktan yakınıyor ama dişe dokunur bir adım atılmıyor” diyen Dost Verdi, “Gidip Süreyya’nın önünde mi oturmak gerekiyor?” ifadelerini kullandı.

“Her biletimin yüzde 38’ini alıyorsun el insaf”

Dost Verdi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu an başıma bir şey geldiğinde borç almak zorundayım. Tepemizde devlet diye bir mekanizma var ve soluk alıp vermemizden vergi kesiyor. Dolayısıyla ben buraya doğru daha keskin ve herkesi kapsayıcı şekilde gitmenin derdindeyim. Salonu olan yerlerin dertleri gerçekten çok büyük. Deli işi bir sabırları var bu insanların. Onların sabırları had safhaya gelmişken bizim bireysel olarak bir şey söylememiz gerekiyor. O bir yankı bulsun önce ve ne kadar doğru ne kadar yanlış görelim.

“Ben eminim benim kadar birçok insan oldu çalışan, çalışmaya başlayan. Ama biz çalıştıkça öfkemizi bastırıyoruz. Faturalar ödeniyor, dolaba bir şeyler alınıyor. Minnet hikâyesiyle yetişmiş bir nesiliz. Koskoca meslek hayatın boyunca hayallerinin peşinden git ama bir pandemide bütün hayallerinden vazgeçip süreyi kotarmaya çalışmak bana ikiyüzlüce geliyor. Biz devlete bir çuval para verin demiyoruz ki. Bizim güvencemizi sahiplenin, bizi kamusal ilan edin. En azından vergilerde benim biletimin yüzde 38’inden çekin elinizi. Her biletimin yüzde 38’ini alıyorsun el insaf!”

Yardım değil, işbirliği istiyoruz”

Behzat Uygur ise tiyatroların durumuna dikkat çekmek için Twitter hesabında ‘Tiyatro durunca!’ notuyla bir büfenin önünde fotoğraf paylaştı. Bunun Kültür Bakanlığı’ndan siyasetçisine, muhalefetinden iktidarına bir gönderme olduğunu ifade eden oyuncu, “Ama bu süreçte herkes tarafından yalnız bırakıldık. Meslektaşlarımız başka işlere yönelmek zorunda kaldı. Biz yine hicivle yaklaşmayı tercih ediyoruz” diye konuştu.

“Tiyatro kimseye el açmaz” vurgusunu yapan Uygur, “Bizim arzumuz tiyatroya yardım değil, iş birliği. Bu sayede daha ucuz bilet satacağız ve bu yine seyirciye yarayacaktır. İsmini vermek istemediğim İstanbul’da bir belediye biletli oynayacağımız bir açık hava tiyatrosunun kirası için bizden tam fiyat istiyor. Ki biz şu anda pandemiden dolayı yarısını doldurabiliyoruz. Söz gelimi herkes tiyatronun yanında ama amfi tiyatroyu kiralamak istediğimizde eski kirası neyse onu bizden ya da organizatör firmalardan istiyor” ifadelerini kullandı.