Ana sayfa Manşet RSF: Türkiye, gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi

RSF: Türkiye, gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), '2018 Dünya Basın Özgürlüğü' raporunu açıklandı.

PAYLAŞ

Raporda, “Türkiye’de ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki, gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

25.04.2018Paris kökenli basın meslek örgütü Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters Sans Frontières/RSF) ‘2018 Dünya Basın Özgürlüğü’ raporu açıklandı. Türkiye, geçen yıla göre iki sıra daha gerileyerek 180 ülke arasında 157’inci oldu.

Raporda, “Siyasi liderlerce medyaya duyulan düşmanlık artık sadece Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı değil. Bu ülkelerde ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

GAZETECİLERE YÖNELİK NEFRET

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire yaptığı açıklamada, “Gazetecilere yönelik nefretin artması, demokrasilerin önündeki en kötü tehditlerden biri. Gazetecilere karşı nefret besleyen siyasi liderler ağır bir sorumluluk taşıyor çünkü propaganda yerine gerçeklere dayalı kamuya açık tartışma anlayışına zarar veriyorlar. Bugün gazeteciliğin meşruiyetini tartışmaya açmak, aşırı tehlikeli bir siyasi ateşle oynamak demektir” dedi.

Raporda Rusya ve Türkiye’de basın özgürlüğünün 30 yılı aşkın süredir emsali görülmeyen seviyelere gerilediği belirtildi. Raporda, “İki ülkenin çevrelerindeki bölgeye yaptıkları etki nedeniyle bu düşüş özellikle endişe verici” değerlendirmesi yapıldı.

‘AYM KARARLARI BİLE UYGULANMADI’

Raporda Türkiye için “profesyonel gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” tabiri kullanıldı. Ve Türkiye dair şu düşüncelere yer verildi:

“Düzinelerce gazeteci, bir yılı aşkın geçici gözaltıların ardından, Temmuz 2016’daki darbe girişiminde suç ortağı oldukları iddiasıyla yargılanmaya başladı. İlk mahkumiyet kararları arasında ömür boyu hapis cezası da bulunuyor. İki yıla yakın bir süredir yürürlükte olan olağanüstü hal, yetkililere, çoğulculuk adına ne kaldıysa onu da yok etme imkanı tanıyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke üzerindeki kontrolünü pekiştirecek anayasal reformun önünü açtı. Hukukun üstünlüğü şu anda sadece solmakta olan bir hatıradan ibaret kaldı. Bu durum, Ocak 2018’de hapisteki iki gazetecinin derhal serbest bırakılmasını hükmeden Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesiyle doğrulandı.”