Ana sayfa Sürmanşet Snapchat ve Instagram filtreleri, insan psikolojisini nasıl etkiliyor?

Snapchat ve Instagram filtreleri, insan psikolojisini nasıl etkiliyor?

Boston Üniversitesi Kozmetik ve Lazer Merkezi’nin yöneticisi olan Doktor Neelam Vashi, bu filtrelerin insanları zihinsel olarak çok yanlış bir biçimde etkilediğini vurguluyor.

PAYLAŞ

Günümüzde çokça kullanılan Snapchat ve Instagram isimli sosyal medya uygulamalarında bir sürü değişik ve güzellik algılarımızla oynayan filtre mevcut. Örneğin, insanlar Snapchat’te ağızlarını açarak dil çıkaran bir köpek rolüne bürünürken, Instagram’daki filtreler sayesinde de adı duyulmuş internet fenomenlerine ve öbür ünlü isimlere benzeyebiliyorlar.

İlk ortaya çıktıklarında dikkate değer bir tehdit unsuru olmayan bu filtreler, şimdilerde genellikle ergenlik çağındaki insanları ve küçük yaştaki çocukları çok fazla etkilemeye başladı. Norm haline gelmiş bu filtrelerin yarattığı algı bozukluğu, bazen fenomen insanların paylaşımlarından da kaynaklanmakta. Genellikle Z kuşağına (1996-2012 yılları arasında doğmuş bireyler) ya da bir diğer adıyla internet kuşağına mensup bireyler, fenomen insanların Instagram veya öbür sosyal medya hesaplarındaki paylaştıkları filtreli fotoğraf ve videolarından etkilenerek, aynı filtrelerle bazı çekimler yapabiliyorlar. Fakat bir yaş grubu belirtmek yanıltıcı olabilir; zira yetişkin insanlar da bu filtrelerin etkisi altına girmiş bulunmakta.

Bir köpeğe benzemek ya da tek boynuzlu at olmak dışında milyonlarca çeşit özçekim filtresi bu sosyal medya mecralarında mevcut. Yüz incelten, bedeni olduğundan daha zayıf veya daha kilolu gösteren, suratı pürüzsüzleştirerek gözenekleri ve kırışıklıkları kapatan, göz rengini değiştiren filtreler ve daha fazlası…

Photoshop gibi fotomanipülasyon uygulamalarının sınırları dışında kalan bu eğlenceli filtreler, insanlar tarafından çok fazla ilgi görmekte. Bu nedenle de Instagram ve Snapchat’in yapım ekibi daha çok filtre yaratarak topladıkları ilginin daha fazlasını çekmeye çalışıyorlar.

İlk bakışta sorun yaratmayan ve insanların eğlence anlayışına yatkın bu filtreler artık plastik cerrahlar, psikologlar, psikiyatrlar ve diyetisyenler tarafından kötülenmeye başlandı. İngiliz kozmetik doktoru Tijion Esho, bu filtreler yüzünden ortaya çıkan ruhsal bozukluğa “Snapchat Şekil Algısı Bozukluğu (İng: “Snapchat Dysmorphia”) adını verdi. Bu sorun, bir çeşit “beden algısı bozukluğu” olarak görülüyor ve obsesif kompulsif spektrum hastalıkları arasında değerlendiriliyor.[

JAMA dergisinde, Snapchat gibi filtre özelliği sunan sosyal medya uygulamaları ve Facetune gibi gerçekçi olmayan değişimlere yol açan fotomanipülasyon programlarının, insanlara ‘mükemmeliyetçi’ bakış açısını baskıladığı yazılıyor. Yani bu tarz fotoğraf düzenleme ve sosyal medya uygulamaları, insanlara belli bir güzellik algısı dayatmaktadır. Bir başka deyişle, “Snapchat ve Instagram filtreleri asıl güzelliği ortaya koyarken doğal görünüşün bir önemi yoktur ve ‘doğal güzellik’ kavramı bir anlama sahip değildir.” iddiası, insanlara bir silah gibi doğrultulmuş durumda.

Boston Üniversitesi Kozmetik ve Lazer Merkezi’nin yöneticisi olan Doktor Neelam Vashi, bu filtrelerin insanları zihinsel olarak çok yanlış bir biçimde etkilediğini vurgulayarak, hastalarının kendisinden onları Snapchat ya da Instagram filtreli hallerine benzetmesini istediklerini dile getirmekte. Ve yalnız da değil: Birçok plastik cerrah, artık hastalarının ellerinde benzemek istedikleri ünlü fotoğrafları ile değil de kendi filtreli özçekim fotoğrafları ile geldiklerini dile getiriyorlar.

Birleşik Krallık’ta günlük olarak yayınlanan internet gazetesi The Independent’ın bir haberine göre her 50 kişiden 1’i bu ruhsal bozukluğa sahip ve estetik ve plastik cerrahi uzmanından filtreli fotoğraflarındaki halinin tıpa tıp aynısını ortaya çıkartmasını beklemekte.

Elbette bu olguyu henüz resmi bir “algı bozukluğu” olarak ilan etmek için henüz biraz erken olabilir.[4] Fakat uzmanların da dikkat çektiği üzere, bu filtrelerin yarattığı sahte güzellik algısının, insanların plastik cerrahi tercihlerini etkileme ihtimali büyük bir problem yaratabilir. 2018 itibariyle, Snapchat veya Instagram gibi kurumları, kendilerine sahte bir algı vermekle suçlayan hiçbir plastik cerrahi hastası bulunmuyor; ancak zaman geçtikçe ve bu problem büyüdükçe, bu tür yasal sorunlar da görmeyi bekleyebiliriz.

BU ALGI BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLEBİLİR? 

Eğer bu sorun bu şekilde devam edecek olursa, giderek artan sayıda gençte beden algı bozukluğu görmek kaçınılmaz olacaktır. Bu filtrelerin popülerliğini tetikleyen ana unsurun “sosyal medya fenomenleri” olduğunu düşünecek olursak, bu fenomenleri filtreli paylaşım yapmak yerine doğal hallerini paylaşmaya teşvik etmekte fayda var. Bu kişilerin, aslında bedende bulunan çatlakların, kırışıklıkların, sivilcelerin ve öbür lekelerin bir kusur olmadığını ve herkeste bulunabildiğini göstermesi, bu algı bozukluğunun önüne geçebilir.

Ünlü insanların paylaşımları bir yana, sıradan kullanıcılar da filtreli fotoğraf ve video paylaşımlarını azaltarak veya tamamen durdurabiliriz; böylece bu gerçekçi olmayan güzellik standartlarının yayılmasının önüne geçilebilir ve başta gençler olmak üzere diğer kullanıcılar da bu yanıltıcı beden imgelerine maruz kalmamış olur.

Bir diğer yandan, Doktor Vashi, Snapchat algı bozukluğundan muzdarip olan bireylerin bilişsel davranışçı terapi ile bu ruhsal hastalığı yenebileceğini savunmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi, insana fayda sağlamayan düşünce ve inançlara odaklanarak bunları değiştirmeye çalışan bir psikososyal müdaheledir.

Icahn Tıp Okulu’nda yardımcı doçent doktor olan Talia Wiesel ise sosyal medya uygulamalarının kendisini psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini düşünen ve bu nedenlerle plastik cerrahi isteyen insanlara, bu uygulamaları kullanmaya bir süre ara vermelerini önermekte. Aynı zamanda, Doktor Talia bu filtreleri henüz hiç kullanmamış olan bireylere hiç göz atmamalarını da söylemekte.[2] Bu noktada, plastik cerrahların da kendi etik kurallarını gözden geçirmeleri ve hangi durumlarda bu tür ameliyetları reddetmeleri gerektiğini net bir şekilde belirlemeleri önerilebilir.

Sosyal medya firmaları da bu tür beden imgesini çarpıtıcı filtreleri pekiştirmek yerine, doğal beden imgelerini yansıtan unsurları öne çıkarabilir veya filtrelerin algıyı bozmayacak biçimde olmadığını garanti etmeye uğraşabilir.