Connect with us

Öne Çıkanlar

Son 15 yılda en az 482 gazeteci tutuklandı

Published

on

Rapora göre, 2002-2007 arasında en ez 482 gazeteci tutuklandı. 2017 yılının ilk 10 ayında gerçekleştiği tespit edilebilen yaşam hakkı ihlali sayısı az 563. 2011-2017 yılları arasında Türkiye’de en az 14 bin 525 kadının yaşam hakkı ihlal edildi, on 15 yılda en az 482 gazeteci tutuklandı

Raporda, cezaevlerinde yaşanan olaylar ve cezaevi yönetiminin
ihmalleri sonucu 563, kadın cinayetlerinde 14 bin 525, iş cinayetleri 20 bin 878, çocuğun yaşam hakkı ihlallerinde 3 bin 755, 15 Temmuz darbe girişimi yaşam hakları ihlallerinde 274, kara mayınlarında 299, yasadışı örgüt saldırılarında 636, sivil çatışmalarında 97, ölüm oruçlarında 26, faili meçhul cinayetlerde 253 kişi yaşamını yitirirken; şüpheli asker ölümlerinin 351, göç yolunda ölümlerin 572, gözaltında ölümlerin 133, köy korucuların öldürdüğü kişilerin 116, nefret cinayetlerinde ölü sayısı 53 olmakla birlikte 2002-2017 yılları arasında toplamda 44 bin 17 kişinin öldüğü bilgisi yer aldı.

Tanrıkulu’nun hazırladığı raporda yer alan hak ihlallerinden bazı bölümler şöyle.

* 2002 yılının Kasım ayından 2017 yılının on birinci ayına kadar –en az- 20 bin 878 işçi “önlenebilir sebeplere rağmen” yaşamını kaybetmiştir.

15 Temmuz darbe girişimi yaşam hakkı ihlalleri

* Yaşam hakkı ihlalleri 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşanan olaylarda, 179 sivil, 62 polis, 29 asker olmak üzere 270 kişi yaşamını kaybetmiştir (2.195 kişi yaralanmıştır).

Kuşkulu ölümler

* FETÖ/PDY soruşturması ile bağlantılı olarak 4 kişi kuşkulu biçimde yaşamını kaybetmiştir.

İntiharlar

* FETÖ/PDY soruşturması ile bağlantılı olarak 15 kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir.

İşkence ve kötü muamele

* 2002-2017 yılları arasında -en az 18 bin 762 kişinin işkence ve kötü muameleye uğradığı tespit edilmiştir.

Hak savunucularına ve sivil topluma dönük baskılar

* Olağanüstü hal ilanından Ağustos 2017’ye kadar geçen süreç içinde 19 sendika, federasyon ve konfederasyon, 1412 dernek kapatılmıştır. Kapatılan dernekler arasında İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Gündem Çocuk Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Mezopotamya Hukukçular Derneği, Van Kadın Derneği, Kürt Enstitüsü, Sarmaşık Derneği gibi dernekler bulunmaktadır.

Kapatılan derneklerin çoğunluğunu hak temelli çalışanların oluşturması AKP’nin insan haklarına ve hak savunucularına yönelik tutumunun bir göstergesidir.

Raporda akademiye yönelik yer alan baskılar şöyle yer aldı:

Araştırma Görevlilerinin Kadrolarının Değiştirildi

Devlet üniversitelerinde güvenceli kadro olarak adlandırılan 33/A kadrosuyla görev yapan ve Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında atanan tüm akademisyenler 50/D maddesine geçirildi. Bunun sonucunda, doktorasını tamamlamış olan araştırma görevlisinin okulda kalıp kalmayacağına ilişkin karar, üniversite görevlilerine devredildi.

Doçentlik İşlemlerinin Durduruldu

KHK ile açığa alınan ya da haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca ya da haklarındaki adli soruşturma/kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemleri durduruldu. İhraç edilenler ya da haklarında mahkûmiyet kararı verilenlerin ise doçentlik başvuruları ise iptal edilecek.

Yurtdışındaki Yükseköğrenim Kurumlarından Mezun Olanların Denkliğinin verilmemesi

Yurtdışında yüksek öğrenimini tamamlayanların diplomaları ve derecelerinin denklik işlemleri, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu” Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen kişilerin eğitimlerine ilişkin olarak almış oldukları diploma ve derecelerin denklik işlemleri yapılmayacağı hükme bağlandı.

Olağanüstü Hal ilanından 2017’nin Ağustos ayına kadar geçen süreçte KHK’larla 5 bin 717 akademisyen görevinden ihraç edildiği aktarıldı.

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar