Connect with us

Manşet

Tarım sektöründe son 20 yılın en sert düşüşü yaşandı

Published

on

Meclisin ziraat mühendisi kökenli CHP’li Vekili Orhan Sarıbal’ın hazırladığı “2016 Yılında Tarım” raporu durumu özetliyor: 2016 yılında tarım sektöründe son 20 yılın en sert düşüşü yaşandı. Buğday rekoltesi önceki yıla göre 2 milyon tondan fazla geriledi. Girdi maliyetlerinin yüksekliği, düşük ürün fiyatları, dışa bağımlılık ve iç talepteki daralma gibi nedenlerle çiftçiler 2016 yılını zorluklarla kapattı.

Evrensel’in aktardığı rapora göre, 2016 yılında tarımsal üretim geriledi. Sarıbal tarafından hazırlanan raporda gerilemeye ilişkin şu rakamlar paylaşılıyor: Buğday rekoltesi önceki yıla göre 2 milyon ton gerileyerek 20 milyon 600 bin tona düştü. 2015 yılında yaklaşık 39 milyon ton olan hububat (buğday, mısır, çeltik, arpa, çavdar, yulaf vb.) üretimi 2016 yılında yüzde 9 oranında azalarak 35 milyon tona düştü.

Raporda, 12 Aralık 2016 tarihinde yayımlanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2009 bazlı ‘yeni’ milli gelir serisi üzerinden tarımdaki rekor küçülmeye dikkat çekilmiş. Buna göre Türkiye ekonomisi, 2016 yılının temmuz, ağustos ve eylül aylarını içeren üçüncü çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1.8 daraldı.

Tarımda ise son 20 yılın en sert düşüşü yaşandı. Tarım sektörü ise birinci ve ikinci çeyreklerde yüzde 5.6 küçülürken; yılın 3. çeyreğinde yüzde 7.7 küçülme ile rekor kırdı.

İTHALAT REKORU YAĞLI TOHUMLARIN

2016 yılının ocak-kasım döneminde toplam 14.3 milyar dolarlık tarım ve gıda ürünü ithal edildi. Bu dönemde ödenen rakamlar şöyle: 4.7 milyon ton hububat ithalatı için 1.1 milyar dolar. 414 bin ton kuru baklagiller ithalatı için 342 milyon dolar. 793 bin ton pamuk ithalatı için 1.2 milyar dolar. 2.9 milyon ton yağlı tohum ithalatı için 1.3 milyar dolar. 1.3 milyon ton bitkisel ham yağ ithalatı için 1.4 milyar dolar. 1.4 milyon ton küspe ithalatı için 384 milyon dolar.

Bu kapsamda ithal buğday ithalatı 4 milyon ton, mercimek ithalatı 290 bin ton, soya fasulyesi ithalatı 1.9 milyon ton, ayçiçeği tohumu ithalatı 360 bin ton, ayçiçeği ham yağ ithalatı ise 620 bin tona ulaştı.

İTHALAT ÜRETİMİ GEÇİYOR

Rapordaki dikkat çekici noktalardan biri de Türkiye’nin kendine yeter derecede üretim yapabileceği tarımsal ürünleri ithal etmesi hatta bazı ürünlerde ithalatın ülke üretimini geçiyor olması!

Raporda bu konu hakkında verilen örnekler şöyle: 2016 yılında yağlı tohumlar üretimi 2.2 milyon ton; buna karşılık 11 aylık ithalat 2.9 milyon ton. Lif pamukta üretim 750 bin ton; ithalat 790 bin ton. Mercimekte üretim 365 bin ton; ithalat 289 bin ton. Buğdayda üretim 20.6 milyon ton, ithalat 3.9 milyon ton.

Tahıl ambarı olan Türkiye buğdayda üretiminin yüzde 20’si kadar ithalat yapmış.

HAYVANCILIKTA DA DURUM AYNI

İthalat tarımın önemli kollarından hayvancılıkta da söz konusu. Et ve Süt Kurumunun (ESK) 500 baş besilik hayvan; TİGEM’in de 150 bin baş damızlık düve ve 20 bin küçükbaş hayvanı gümrüksüz olarak ithal etmelerine karar verildi. Böylelikle devletin 2016’da ithal edeceğini açıkladığı hayvan sayısı toplam 670 bin başa ulaştı.

Sığır ithalatında rekor kırıldı. Türkiye, Amerika’dan sonra en çok sığır ithal eden ikinci ülke oldu.

Ne yazık ki bu tablo değişmeyecek ve sığır ithalatı 2017’de de sürecek. Bakanlar Kurulunun, Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından kullanılmak üzere “Canlı Hayvan İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararı”, Resmi Gazete’nin 31 Aralık 2016 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre ESK’ye, 2017 sonuna kadar, sıfır gümrükle olmak üzere 500 bin büyükbaş hayvan ithalatı için yetki verildi.

HÜKÜMET, POTANSİYELİ HEBA EDİYOR

Türkiye sahip olduğu toprak ve su kaynakları, coğrafi konumu ve iklim şartlarından dolayı tarım potansiyeli yüksek bir ülke. Ancak bu potansiyel yeterince değerlendirilmemekte.

Yapılması gereken raporda şöyle özetlenmiş: Üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun biçimde kullanılması!

Raporda tarımın en başta gelen sorunu olarak yüksek girdi maliyetleri gösterilerek şu tespite yer verilmiş: Dövizdeki yükselme de ürün maliyetlerini artırmaktadır. Türkiye, bitkisel üretimin en önemli girdileri olan tohum, mazot, gübre ve tarım ilacı ile hayvansal üretimin en önemli maliyet kalemini oluşturan yem hammaddeleri bakımından büyük ölçüde ithalata bağımlıdır. Uygulanan tarım politikaları bağımlılığı azaltmak yerine daha da artırmakta; üretimi sürdürülemez hale getirmektedir”. Raporda mazot fiyatı son 1 yılda yüzde 24 arttığına dikkat çekiliyor. 2017 yılı için çiftçinin kullanacağı mazotun yarısını devlet karşılanacağı duyuruldu. Ancak 2017 yılı bütçesine mazot için çiftçinin mazota ödediği paranın ancak yüzde 5’i kadar ödenek konuldu.

SÜT İNEKLERİ KESİME GİTTİ

Süt üreticisinin kullandığı tüm girdilerin maliyetleri artarken; Ulusal Süt Konseyinin 1 Temmuz 2014’te litre başına 1 lira 15 kuruş olarak tespit ettiği çiğ süt referans fiyatı 2016 yılında da sürdürüldü. Bazı bölgelerde çiğ süt fiyatlarının 80-90 kuruşa kadar düşmesi üzerine, sütten para kazanamayan üretici, işletmesini ayakta tutmakta zorlandığı için hayvanlarını kesime gönderdi. Ulusal Süt Konseyi 26 Aralık’ta çiğ süt referans fiyatını ocak 2017’den itibaren 6 kuruş artırarak 1 lira 21 kuruş olarak belirledi.

YETERSİZ VE ÇÖZÜM OLMAYAN DESTEKLER

Raporda hükümetin, tarımdaki olumsuz tabloyu engelleyemeyen, 2016 yılı tarımsal desteklere de verildi.

2016’da verilen 11.6 milyar liralık desteğe ilişkin şu bilgiler paylaşıldı: “2016 yılında çiftçilerin satın aldıkları 43 farklı makine-ekipmana yüzde 50 hibe desteğini öngören destek kaldırıldı. Yaygın bitkisel ve hayvansal üretim kredi üst limitleri düşürüldü. Gübre desteğinin ön şartı olarak uygulanan toprak analizi desteği önce kaldırıldı, sonra yeniden uygulamaya konuldu. Mazot ve gübre desteği birleştirildi. Bu birleştirme sonucunda, bazı ürünleri yetiştiren çiftçilerimiz geçen yıla göre daha düşük destek aldı. Hububatta (buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi) 5 kuruş/kg olan prim desteği artırılmadı; dane mısırda 4 kuruş/kg olan prim desteği 2 kuruşa düşürüldü. Tarımsal yayım ve danışmanlık desteğine getirilen kısıtlama nedeniyle 2 bin 600 gencimiz işsiz kaldı. Hayvancılıkta hayvan başına yapılan anaç hayvan desteği kaldırılarak, buzağı desteği temel destek olarak kabul edildi.”

ZEYTİNCİLİĞİN İDAM FERMANI

Zeytincilik Kanunu’nun değiştirilerek zeytinliklerin imara açılmasını öngören düzenlemeler 2002’den bu yana 6 defa Meclise getirildi ve her defasında reddedildi. Zeytinciliğin idam fermanı olarak nitelendirilen düzenleme 7. kez Meclise getiriliyor.

AKP iktidarı Meclise getirmeye hazırlandığı “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı” ile ülkemizde 750 bin ailenin geçimini sağlayan ve 600 milyon dolar değer yaratan zeytinlikleri talana açmaya hazırlanıyor.

ÜRETİCİYE YANSIMAYAN KDV İNDİRİMİ

Gübrede yüzde 18, yemde yüzde 8 olan katma değer vergisi yüzde 1’e düşürüldü. Gübrede daha sonra 6663 sayılı Kanun’la vergi tamamen sıfırlandı. Ancak 2016 Tarım Raporu’nda

Şu tespite yer verildi: “Gübre ve yemde piyasada üreticinin haklarını ve çıkarlarını koruyacak etkin üretici örgütlenmesi ve piyasayı regüle edecek kamu kurumları olmadığı sürece yapılan vergi indirimlerinin amacına ulaşması mümkün değildir.”

Raporda ayrıca patlayıcı yapımında kullanıldığı gerekçesiyle nitratlı gübrelerin kullanımının yasaklanmasının şu olumsuz sonucu doğuracağı vurgulandı: “Üreticinin nitratlı gübre kullanamaması nedeniyle özellikle buğday, mısır gibi hububat ürünlerinde ciddi verim düşüşleri görülecektir.”

Continue Reading

Manşet

Sivas E Tipi yönetimi ve gardiyanlar işkence suçu işliyor

Published

on

By

Cezaevinde tutuklulara yönelik kötü uygulamalar ilişkin gelen bilgiler arasında; “2 günde bir musluklardan 1.30 saat su veriliyor, sadece 3 kova var suyu koydukları kova fazla olursa geri alıyor döküyorlar. Koğuşta kantinden para karşılığında alınan suya da el koyuyorlar” şeklinde bilgiler geliyor. 

TUTUKLULAR YERDE YATIYOR VE BATTANİYE SERİLMESİNE İZİN VERİLMİYOR

Cezaevlerinde kapasitenin en az 2 katından fazla tutuklunun bulunduğuna ilişkin Adalet Bakanlığı’nın açıkladı. Cezaevlerinden gelen bilgiler de tutukluların yerlerde yattığına ilişkin bilgiler gelmeye devam ediyor. Sivas E Tipi Cezaevi’nin yönetimi ve gardiyanlar, yerde yatan tutukluların yere battaniye sermesine bile izin vermiyor. 

ŞİKAYET DİLEKÇESİ YAZAN TUTUKLULARA PSİKOLOJİK ŞİDDET UYGULUYOR

Cezaevi Müdürü’nün koğuşlarda dolaşarak psikolojik baskı uyguladığı ve koğuşlarda herhangi bir tutuklunun mesleğini sorduğu cevap vermediğinde ise makam odasına götürüp işkenceler uyguladığı iddia ediliyor. Koğuşlarda gezerken tutuklulara sürekli kötü sözlerle muamelede bulunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor. 

Makumlara ait  itiraz ve şikayet dilekçelerini ilgili yerlere ulaştırmadığı ve geri verdiği kaydediliyor. Şikayet dilekçesi veren tutuklulara ise koğuşta psikolojik baskı uyguladığı belirtiliyor. 

Continue Reading

Manşet

Interpol, Türkiye’den gelen kırmızı bültenleri beklemeye aldı

Published

on

By

Interpol’ün, üye devletleri suç, suçlu ve tehditler karşısında bilgilendirdiği ve gerektiği zaman yakalama emri talebi ilettiği sekiz ayrı bülten tipinden en bilineni olan kırmızı bültenle aranan kişilerin arasında Adil Öksüz, Mihraç Ural ve Salih Müslim gibi isimler var.

Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (Interpol), Türkiye tarafından çıkartılan 50’ye yakın kırmızı bülteni askıya aldığı öne sürüldü. Sabah gazetesinden Erkam Çoban’ın haberine göre Türkiye, yurt dışında olduğunu değerlendirdiği bazı kişiler için adli makamlarca acil yakalama talebinde bulunurken, Interpol dosyaları ‘siyasi’ bularak beklemeye aldı.

Eş zamanlı olarak hükümetin ‘F..’ olarak tanımladığı örgütün firarisi Adil Öksüz, eski PYD Eş Başkanı Salih Müslim, THKP-C Acilciler üyesi Mihraç Ural gibi isimlerin aralarında bulunduğu 50’ye yakın kişi ile ilgili kırmızı bülten çalışmaları başlatılmıştı.

Kırmızı bülten talepleri onaylandıkları takdirde Interpol, kendisine üye 170 ülkeye bunu yayımlayacak ve Türkiye’nin istediği birçok kişi hakkında yakalama kararı verilmiş olacaktı.

Yakın zaman önce Türkiye, Türkiye kökenli Alman yazar Doğan Akhanlı hakkında kırmızı bülten çıkartmış, yazar İspanya’da gözaltına alınmıştı. Interpol daha sonra Akhanlı hakkındaki kırmızı bülteni sildi.

Continue Reading

Editörden

‘Kayıp 106 bin silahın araştırılması’ AKP oylarıyla engellendi

Published

on

By

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, İçişleri Bakanlığı’nın 2017 yılı faaliyet raporunda yer alan ‘kayıp silah sayısının’ son üç yılda yüzde 720 arttığını belirterek Meclis’e araştırma önergesi verdi.

 

Önergesinde, kayıp silahların ülke güvenliği açısından büyük tehdit oluşturduğunu öne süren CHP’li Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyundan kayıp silahlara ilişkin gerçekleri sakladığını ifade etti.

‘106 bin silahın kayıp olması sizleri korkutmuyor mu?’

CHP’li vekil Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“OHAL Türkiyesi’nde her geçen gün sorunlar giderek artıyor. Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlığı, her yıl diğer kurumlar gibi faaliyet raporlarını açıklamaktadır. Bakanlığın 2017 yılı faaliyet raporunu incelediğimizde, kayıp silah sayısının 106 bini geçtiğini görüyoruz. İçişleri Bakanlığının verilerinde, 2014 yılında kayıp silah sayısı 14 bin görünürken, her ne hikmetse, bu sayı 2017 yılında 106 bine çıkıyor. Kayıp silah sayısı sadece 3 yılda yüzde 720 artmış durumdadır. Ateşli silah nedeniyle her gün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. 106 bin silahın kayıp olması sizleri gerçekten korkutmuyor mu, ürkütmüyor mu?” (daha&helliip;)

Continue Reading

Çok Okunanlar