Connect with us

Politika

“Türk milleti hakkına, hukukuna ve ezeli haysiyetine 16 Nisan’da sahip çıkacaktır”

Published

on

16 Nisan’da yapılacak Anayasa referandumu öncesi Türkiye’nin marazi tartışmalarla kilitlendiğini ve maksatlı soru ve sorgulamalarla boğulduğunu söyleyen Bahçeli, “Türk milleti egemenliğini kullanarak hakkına, hukukuna ve ezeli haysiyetine 16 Nisan’da sahip çıkacaktır. Bunun için EVET diyoruz.” dedi.

Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

16 Nisan’da yapılacak Anayasa referandumu öncesi Türkiye marazi tartışmalarla kilitlenmiş, maksatlı soru ve sorgulamalarla boğulmuş durumda.

Usta provokatörler, uzman bozguncular,icazetli spekülatörler,kuyruğu dik tutmaya çalışan müşfik kisveli münafıklar son kozlarını oynuyorlar.

Uzun bir kıştan sonra buzlar altında filizlenen otlar gibi kara kampanya mucitleri referandum bahanesiyle tekrar meydana üşüştüler.

Akıllarda MHP, ağızlarda MHP. Hep aynı soru! Müflis cenah acaba referandumda MHP’liler ne diyecek, ne karar verecek sorgulaması yapıyor.

Dingilinden fırlayıp kontrolsüzce seyreden tekerin akıbeti neyse hakkımızdaki mesnetsiz değerlendirmelerin nezdimizdeki itibarı aynıdır.

Türk milletiyle bağını koparmış, demokrasinin erdemiyle kalp rabıtasını bozmuş kim varsa tercihimizi yokluyor, bizimle ilgili yorum yapıyor.

Demokratik nitelikli samimi ve safiyane eleştiriler dışındakiler elbette bizim için yok hükmündedir. Varlık içinde yokluk acı bir sondur!

Kimileri kalkıyor ışıksız otellerde gürültü çıkarıp, bitmiş ve tükenmişlikleriyle çaresizliğin ve çamurluğun limanına demir atıyor.

Bunlar avuç içlerine kınadan bayrak yaparak sözüm ona sanal gündemde yer tutmaya, çürümüş zihinleriyle ayakta durmaya çalışıyor.

Anlayana;bayrağı bugün ele çizen yarın yele verir.Halbuki bayrak şereftir, bağımsızlık sembolüdür;ancak baş tacı edilir,zirvelerle taçlanır.

İstikbalsiz bir hayatın bütün ağırlığını sırtında taşıyanların ikide bir gizlendikleri kaos örtüsünden başlarını çıkarması nafile çabadır.

Yüzlerinden kötülük ruhu bir elmastan taşan ışık gibi parlayanların ne davaya,ne devlete,ne de büyük milletimize en ufak hayırları dokunmaz.

Hele birileri var ki, kalpleri nedamet ve yeis içinde çarpması gerekirken Anadolu’ya hayır turuna çıkma kararları hayret ve ibret vericidir.

Bir ara zamanlarını boşa harcayıp her işten kaytaranlar, araya kaynak yapıp mücadeleden kayış atanlar şimdilerde yollara düşeceklermiş.

Bir gün övdüklerini göklere çıkaracak kadar heyecan duyanların,diğer gün yerip yerin dibine geçirme hevesleri kurnazlık ve karakter zaafıdır

Davamızda ileri hamlelere ayak uyduramayanların gözleri daima arkadadır. Ve bunlar ilk istasyonda inmişler, ilk hendekte düşmüşlerdir.

Ülkülerimize ulaşılması için fedakarca emek veren özverili ve tutkulu arkadaşlarım gerçek dava ve değer simgeleridir. Onlar aynı yerindedir.

Yerinde olmayan dönenler, satanlar, sapanlar, sövenler ve de savrulanlardır. Bize düşen de onlara yolunuz açık olsun demektir.

Kötü gören kötü gösterir. Tıyneti iyi olanın niyeti iyidir. Fikri berrak ve oturaklı olanın kötülüğün fiili bekçisi olması beklenmemelidir.

Bizim aramızda klik ve kulis faaliyetler yaşayamaz. Gergin yüz hatlarıyla,boğuk ses tonuyla fitneye mihmandarlık yapanların oyunları tutmaz.

Dinamik bünyeye statik aşı, diri muhayyile ve muhtevaya yıkım irini enjekte edilemez.Buna en başta tarih müsaade etmez, Türklük izin vermez.

Milletten çizik yemişlerle yol yürüyemeyiz. Milliyetçi Hareket’in 48 yıllık haysiyetini iki paralık etmeye çalışanlarla hedefe varamayız.

Biz Türkiye’ye evet derken, birileri hayır diyor. Varsın desinler; ama unutmasınlar ki son söz millete, son hüküm milli iradeye aittir.

Hakim hükümet sistemleri insanlığın ihtiyaç ve arayışından doğmuştur.Tarihin bir diliminde pek tabii zorunlu nedenlerden de değişebilecektir.

Sistem vahiy değil, insanlık icadıdır. Huzurlu, kardeşçe, birlik ve refah içinde yaşamanın formül arayışı ise hiç bitmeyecektir.

Bir sistem değişikliği, tarihsel yolculukta bir durum muhasebesi, rota düzeltmesi, devlet ve toplum dengesini yeni baştan kurma arzusudur.

Elden giden bir şey yoktur. Feda edilen, hiçe sayılan, yıkılan bir şey de olmamıştır. Ve de millet kendi hakkında karar verecektir.

Türk milleti aciz, kudretsiz, sığıntı, cahil, rüştünü kaybetmiş, iradesini çaldırmış, tutsak bir kalabalık mıdır ki, güven duyulmaz?

Pensilvanya ve Kandil’e adeta türbe kurup başlarında mum yakacak kadar gözü dönenler ve bunların peşine takılanlar hükümsüz, haramdır.

Hayır demek demokrasi olacak, evet demek Cumhuriyeti dağıtmak sayılacak! Bu nasıl bir kötürüm, nasıl kirli ve garez dolu bir bakıştır!

Dengesizlik bir kez hız kazandı mı onu ancak güç yerine oturtacaktır. Güç ise millettir. Milletin ta kendisidir. Bunun için EVET diyoruz.

Mahkum olmak istemeyen bir milleti esareti altında tutmaya muktedir olacak kadar müstebitler, artık bu dünya yüzünde kalmamıştır.

Türk milleti egemenliğini kullanarak hakkına, hukukuna ve ezeli haysiyetine 16 Nisan’da sahip çıkacaktır. Bunun için EVET diyoruz.

CHP’nin zoru görünce yan çizmesinden dolayı Anayasa Mahkemesi’ne gitmeme kararı, milli iradeye şeklen saygı duyma mecburiyetindedir.

Biz 16 Nisan’da demokrasinin Sakarya Savaşı’nı yapacağız. Bu savaşı bir kez daha milletçe kazanacağız. Meraklanmayın tarih uyanacaktır.

Ekmek yerine süpürge tohumu yediğimiz, kavrulup öğüttükten sonra kaynatılan nohutu kahve niyetine içtiğimiz dönemler olmuştur.

Yokluk ve boşlukta sallanıp tutunacağımız dal aradığımız, sonra da kahraman ecdadımızla ihanet çemberini yardığımız devirler de olmuştur.

Sosyal ve siyasal felaketlerden yakamızı kurtarmamız,geleceği planlamak,bir sistem nakliyle yeni bir diriliş destanına imza atmamız şarttır.

Uyuşmuş, sinmiş kalabalıklardan millet çıkmayacaktır. Türk milleti uyanık bir şuura, kutlu ve devasa bir kültürel hazineye sahiptir.

MERAL AKŞENER’DEN TEK CÜMLELİK YANIT
MHP’den ihraç edilen Meral Akşener, Bahçeli’nin, “Kimileri kalkıyor ışıksız otellerde gürültü çıkarıp, bitmiş ve tükenmişlikleriyle çaresizliğin ve çamurluğun limanına demir atıyor.” sözlerine twitter hesabından yanıt verdi. Akşener “Edep ya hu” dedi.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar