Ana sayfa Ekonomi TÜSİAD: AB’nin Türkiye raporu dip noktası, ‘temel haklarda gerileme’ ve ‘AB’den uzaklaşma’...

TÜSİAD: AB’nin Türkiye raporu dip noktası, ‘temel haklarda gerileme’ ve ‘AB’den uzaklaşma’ anahtar kelimeler

"Gönül isterdi ki, enflasyon oranımızı diğer gelişmekte olan ülkeler gibi yüzde 5'in altına çekebilmiş olsun..."

PAYLAŞ

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 24 Haziran’da gerçekleştirileceğinin duyurulmasından önce iş dünyasının ‘erken seçim’ istemediği açıklamasında bulunan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, “Gönül isterdi ki, enflasyon oranımızı diğer gelişmekte olan ülkeler gibi yüzde 5’in altına çekebilmiş, yapısal reformları büyük ölçüde başarmış olsaydık. Maalesef son yıllarda siyasi gündem, çoğu zaman ekonomik gündemin önünde gitti. Seçimlerin ardından bir an önce ülke gündemi tekrar ekonomi olmalıdır” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’yle ilgili olarak 2 hafta önce yayınladığı ve ‘tarihinin en serti’ olarak nitelendirilen rapora vurgu yapan Bilecik, “Avrupa Komisyonu’nun yeni açıkladığı Türkiye raporunun içeriği özelikle demokratik standartlar açısından oldukça kritiktir. Geçmişte, Komisyon’un Türkiye hakkındaki yıllık raporları, Türkiye’nin AB kriterleri açısından ilerlemesini ele alırken, son birkaç yıldaki raporların siyasal gelişmelere paralel olarak mevcut kriterlerdeki duraklama ve gerilemelere odaklandıklarını görüyoruz. Bu açıdan, 2018 raporunu bir dip noktası olarak görebiliriz. Genişleme Strateji Belgesi ile birlikte düşünüldüğünde, anahtar kelimeler ‘temel haklarda gerileme’ ve ‘Türkiye’nin belirgin bir şekilde AB’den uzaklaştığı’ vurgusudur. Raporun ortaya koyduğu Türkiye tablosu ve gidişat, öngörülebilir bir gelecekte AB üyesi olacak bir Türkiye sunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Gönül isterdi ki, enflasyon oranını yüzde 5’in altına çekebilmiş olalım”
Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nde düzenlenen ‘İstişare Toplantısı’nda Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile birlikte bir basın açıklaması düzenleyen TÜSİAD Başkanı, 24 Haziran’daki erken seçim kararının Türkiye açısından en iyi sonuçlara vesile olması temennisinde bulunurken, seçim sürecinde olsa dahi makro ekonomik istikrara her zamankinden çok daha fazla dikkat edilmesi uyarısında bulundu.

“Gönül isterdi ki, enflasyon oranımızı diğer gelişmekte olan ülkeler gibi yüzde 5’in altına çekebilmiş, yapısal reformları büyük ölçüde başarmış olsaydık. Maalesef son yıllarda siyasi gündem, çoğu zaman ekonomik gündemin önünde gitti. Ekonomi, yarını görmek ister. Ekonomi, rahat nefes almak için yatırım ister. Yatırımı yapanlar da istikrar ve önünü görebilmek ister. Şimdi önümüzde erkene alınmış bir seçim var. Seçim tarihinin Haziran olarak belirlenmesinden dolayı, iş dünyası altı ay kazanmış oldu. Seçimlerin ardından bir an önce ülke gündemi tekrar ekonomi olmalıdır” diyen Bilecik, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin AB üyelik hedefi, sürecin tıkandığı son birkaç yılı hariç tutarsak, 15 – 20 yıllık reform perspektifimizin itici gücü oldu. Bunu ekonomik, demokratik ve sosyal kazanımlarımız anlamında rahatlıkla ifade edebiliriz. Türkiye, AB sürecinde ilerledikçe ABD’den Çin’e, Körfez’e kadar dünyanın diğer bölgeleri için de siyasal açıdan etkili, ekonomik açıdan cazip bir ülke haline geldi. Süreçteki duraklama, maalesef dünya ile ilişkilerimize de olumlu yansımadı. Son olarak, Türkiye-AB arasındaki Varna Zirvesi’nde ilişkileri geriletecek bir karar çıkmamıştır. Zirve bu yönden olumludur ancak, Avrupa Komisyonu’nun yeni açıkladığı Türkiye raporunun içeriği özelikle demokratik standartlar açısından oldukça kritiktir.”

“Tablo, öngörülebilir bir gelecekte AB üyesi olacak bir Türkiye sunmamaktadır”
“Geçmişte, Komisyon’un Türkiye hakkındaki yıllık raporları, Türkiye’nin AB kriterleri açısından ilerlemesini ele alırken, son birkaç yıldaki raporların siyasal gelişmelere paralel olarak mevcut kriterlerdeki duraklama ve gerilemelere odaklandıklarını görüyoruz. Bu açıdan, 2018 raporunu bir dip noktası olarak görebiliriz. Genişleme Strateji Belgesi ile birlikte düşünüldüğünde, anahtar kelimeler ‘temel haklarda gerileme’ ve ‘Türkiye’nin belirgin bir şekilde AB’den uzaklaştığı’ vurgusudur. Raporun ortaya koyduğu Türkiye tablosu ve gidişat, öngörülebilir bir gelecekte AB üyesi olacak bir Türkiye sunmamaktadır.”

“Gümrük Birliğinin tarım, kamu alımları ve hizmetler alanlarına genişletilmesi, anlaşmazlıkların çözüm mekanizmasının oluşturulması ve mevcut karar asimetrilerinin düzeltilmesi yönünde güncellenmesi, hem ekonomik hem de siyasal açıdan AB sürecimize yeni bir canlılık kazandırır. Küresel düzeyde korumacılığın revaçta olduğu bir dönemden geçilse de, Türkiye rekabet gücünü ilave gümrük vergileri ve ticareti zorlaştırıcı tedbirler aracılığıyla değil, katma değeri yüksek ürünler üreterek, marka bilinirliğini ve pazar çeşitliliğini artırarak sağlamalıdır. Teknolojinin her zamankinden de hızlı geliştiği dijital dönüşüm çağında, üretim şekilleri, tüketim ve ödeme biçimleri, ulaştırma ve lojistik gibi birçok alanda devrim niteliğinde değişiklikler yaşanıyor.”