“Umarım, Türkiye’nin elindeki tek koz olan, ‘bölgeyi istikrarsızlaştırma’, dış siyaset olarak belirlenmez”

Haziran 05, 2017, 11:24 am
"Ama, böyle bir ihtimal var ve Batılı müttefiklerinin Türkiye’yi bu yöne sürüklemesi tam bir felaket olur."

iktidarın Ortadoğu ve Suriye politikalarındaki hataları nedeniyle Türkiye’nin bedel ödediğini söyleyen Cumhuriyet yazarı Nuray Mert, Esad rejiminin devrilmesi odaklı siyaset ve Kürt otonomi girişimlerini engelleme girişimleri nedeniyle Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ters düştüğünü belirtti. Türkiye’nin bu denli köşeye sıkıştırılmasının kimseye hayır getirmeyeceğine dikkat çeken Mert, “Umarım, Türkiye’nin elindeki tek koz olan, ‘bölgeyi istikrarsızlaştırma’, dış siyaset olarak belirlenmez” dedi.

Nuray Mert’in yazısının ilgili kısmı şöyle:

Türkiye, iktidarın yanlış politikalarda ısrarının bedelini ödüyor, daha da ödeyecek gibi görünüyor. Son olarak, Türkiye tüm çabasına rağmen, Rakka operasyonun dışında kalmanın hüsranını yaşıyor. Dahası, ABD’nin Rakka operasyonunu YPG ile ittifak içinde yapması, bu çerçevede YPG’ye silah vermesi, tam bir hezimet tablosu oluşturuyor. Suriye politikasının diğer bir boyutu, Türkiye’de iktidarın Kürt siyasetinin tam bir açmaza girmiş olması. Barış sürecinin sona ermesi, Kürt meselesinin tekrar askeri/güvenlikçi siyaset zeminine oturmasının bedeli, içerde demokrasi ve özgürlüklerden vazgeçiş, sınır ötesinde ise tam bir bilinmezliğe savruluş oldu.

Yok, mesele iktidar çevresinin hatalarını ‘başarı’ hikâyesi olarak takdim etme çabası ile iddia ettikleri gibi Batılı müttefiklerinin, Türkiye’nin parlamasını engellemek için önünü kesme gayreti falan değil. AK Partisi siyaseti, işin başında, Suriye siyasetini Batılı müttefiklerine rağmen değil, onlar ile uyum ve işbirliği içinde şekillendirdi, sonra Batı siyaseti istikametini değiştirdi, ama Türkiye Esad rejimini devirme siyasetinde ısrarcı oldu. Diğer taraftan, Suriye’de öncelik Kürt otonomi girişimlerini engellemek olarak belirlendi. Bu noktada, Batılı müttefikleri ile ters düştü, Batılı müttefiklerine terslenmeye başladı. O kadar ki, hiçbir ittifak ilişkisi içinde hazmedilmesi mümkün olmayan suçlamalara girişildi, açıktan ‘teröre destek’ ithamlarına başlandı, kısacası fazlasıyla yüz göz olundu. Ben hiç meraklısı değilim, ama sonuçta Türkiye Batı ittifakı içinde bir NATO üyesi, iktidar bu ilişkiyi ‘gözden geçirmek’ten öte zorladı. Gediğimiz noktada, bu sonuçların neler olabileceğini görüyoruz.

Ancak, diğer bir gerçek de, Türkiye’nin bu denli köşeye sıkıştırılmasının kimseye hayrı olmayacağı. Umarım, Türkiye’nin elindeki tek koz olan, ‘bölgeyi istikrarsızlaştırma’, dış siyaset olarak belirlenmez. Ama, böyle bir ihtimal var ve Batılı müttefiklerinin Türkiye’yi bu yöne sürüklemesi tam bir felaket olur.

Yazının tamamı için…