Yargıtay KCK ana davasında kararları bozdu: Siyasi parti faaliyeti suç sayılamaz

Haziran 20, 2017, 1:34 pm
Yargıtay, “KCK Van Ana Davası”ndan tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan aralarında Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya’nın da bulunduğu 13 kişiye verilen 150 yıl cezayı bozdu. Yargıtay suç olarak görülen PKK’lıların cenazelerine katılma, Newroz, 8 Mart gibi eylemlerde yapılan konuşmaların 'siyasi parti faaliyeti' olduğuna hükmetti.

Van’da 2012 yılında “KCK Van Ana Davası” adı altında yürütülen operasyonda tutuklanan ve daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya’nın da aralarında yargılandığı 13 Kürt siyasetçi hakkında verilen hapis cezası, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nce bozulmuştu. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “Silahlı örgüte üye olmak” iddiasıyla 13 kişiye verilen toplam 150 yıl hapis cezasını temyiz eden Yargıtay, temyiz ilamında emsal karar verdi.

Davada yargılanan 13 kişinin avukatları, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma vermeyerek, savunma hakkının ihlal edildiği gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştu. Söz konusu başvuruyu değerlendiren Yargıtay, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma şansı verilmeyerek savunma hakkının ihlal edildiği, sanıklara verilen cezanın üst sınırdan verildiği ve neredeyse dosyanın tamamını oluşturan eylem ve etkinliklerinin birçoğunun siyasi parti faaliyeti olduğunu vurgulayarak, dosyayı yerel mahkemeye geri gönderdi.

Yargıtay’ın bozma gerekçeleri arasında 2012 yılında başlatılan “KCK” operasyonları ve son süreçte tutuklanan Kürt siyasetçilerinin tutuklanma gerekçelerine emsal niteliği taşıyor. Yargıtay, Kürt siyasetçilerinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen PKK’lıların cenaze töreni ya da taziyelerine katılmanın, Newroz, 8 Mart, Anadil Günü, miting gibi etkinlerde yapılan konuşmaların, suç unsuru olamayacağını, siyasi parti faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.

16’ncı Ceza Dairesi’nin verdiği kararda şöyle denildi:

“Terör örgütü yöneticilerinin talimatı veya KCK sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirilen eylem ve faaliyetlerin siyasi parti çalışması olarak kabulü mümkün değil ise de bir kısım il ve ilçelerde belediye başkanı ve BDP yöneticisi olan sanıkların siyasi parti faaliyeti olarak değerlendirilebilecek basın açıklamaları, anayasa referandumunu boykot amacıyla miting düzenleme, BDP tarafından organize edilen iki dilli yaşam yürüyüşü ve basın açıklaması, Nevruz bayramı kutlamaları, Kürt dil bayramı, dünya kadınlar günü mitingi, BDP aday tanıtım mitingi, dünya barış günü vesilesiyle miting, terör örgütü propagandasına dönüştürülmeyen insani mülahazalarla gerçekleştirilen taziye ziyaretleri, Van festivali adıyla yapılan etkinlik gibi eylemlerin silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında kabul edilerek bu eylemlerin örgüt üyeliği suçundan suçun unsurları ve cezanın belirlenmesinde hükme esas alınması, yasanın öngördüğü cezanın alt ve üst sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş bicimi, sanıkların kaste dayalı kusurlarının yoğunlugu maddeden öngörülen cezaların alt sınırı da naazara alınmak suretiyle bir kısım sanıkların eylemlerinin niteliği, tehlike ve zararın ağırlığı, dosya kapsamı, TCK’nın 61’nci maddesinde belirtilen ölçütler ve aynı kanunun 3’ncü maddesinde yazılı oratantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kuralları da gözeltirelerek uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözeltilmeden sanıkların haklarında silahlı terör ögrütüne üye olmak suçundan üst sınır ve üst sınıra yakın fiilerinin ağırlığıyla orantılı olmayacak şekilde asgari haddin çok üzerinde temel ceza tayin edilerek, teşdidin derecesinde yanılgıya düşürmek suretiyle fazla ceza tayini kanuna aykırı, sanık müadafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğunda hükümlerin bu sebeplerden dolayı bozulmasına oy birliğiyle karar verildi.”