Yurt yangınında çocuklarını kaybeden ailelere cemaat baskısı: Davadan çekilin!

Mayıs 12, 2017, 11:19 am
Adana Aladağ’da Süleymancılar Tarikatı'na ait öğrenci yurdunda 29 Kasım 2016 tarihinde çıkan ve 11 çocuk 1 yurt görevlisinin yaşamını yitirdiği yangın faciasında davacı olan ailelerin cemaat baskısına uğradığı ortaya çıktı.

Aladağ’da 11 çocuğun öldüğü 24’ünün de yaralandığı yurt faciasında davacı olan aileler baskı altında. Yurt avukatlarının, ailelere giderek, “Davadan vazgeçin çocuklarınızı üniversiteye kadar okutalım, maddi ve manevi destek olalım” teklifinde bulunduğu aktarıldı. Şu ana kadar 8 aile davadan çekildi.

Dihaber’den Hamdullah Kesen ve Nurhan Kuzu’nun haberine göre, Adana’nın Aladağ ilçesinde Süleymancılar Cemaatine ait yurtta 29 Kasım 2016’da çıkan yangında 11’i öğrenci 12 kişinin yaşamını yitirdiği ve 24 çocuğun yaralandığı faciasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşması ayın 30’unda görülecek. Mahkeme öncesi ailelerin davadan çekilmesi için “Cemaatin” baskı uyguladığı ve şimdiye kadar 8 ailenin davadan çekildiği belirtildi.

Aladağ Cumhuriyet Başsavcılığının, tutuklu yurt müdürü Cumali Ali Genç ile yurdun bağlı olduğu Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur, yönetim kurulu üyesi Ramazan Keleş, Mahir Kılıç, Mustafa Öztaş, Mahmut Deniz ve Ramazan Dede hakkında “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla hazırlandığı iddianameyi Kozan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 7 kişi hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemi ile açılan davanın ilk duruşması bu yanı 30’unda görülecek. Mahkeme öncesi davadan çekilmeleri için ailelere baskı arttı.

Aileler yoksul

Faciaya sonrası Aladağ’da merkezde cemaate ait bir erkek yurdu ile bazı köylerde de Kuran kursu adı altında yurtların bulunduğu ve burada da öğrenciler kalmaya devam edildiği belirtildi. Yangın faciasında çocuklarını yitiren Köprücük, Maden, Karahan ve Kışlak köyleri yoksulluktan dert yandı. Krom madeninde işçilik ya da keçi beslemeciği ile geçimlerini sağlayan aileler, çocuklarını ekonomik zorluklardan kaynaklı ve bazı yönlendirmeler ile bu ve benzeri yurtlara teslim ettiklerini söyledi. Yurt faciasına ilişkin Aladağ köylüleri ile yaptığımız görüşmede, dava öncesi baskıların arttığı sık sık ifade edildi.

Para teklif ediyorlar

Aladağ merkezde konuştuğumuz bazı mağdur aileleri, cemaatin ilçede etkili olduğunu ve bazı köylerde de yurtlarının faal olduğunu kaydetti. Köylüler, cemaatin, bazı ailelere davadan vazgeçme koşuluyla para teklif ettiğini, bazılarına ise çocuklarını okuma vadinde bulunduğunu anlattı. Birçok aile sık sık tekrarlanan bu tekli kabul etmediğini vurgularken, hukuka olan inançlarını korumak istediklerini dile getirdi. Görüştüğümüz aileler, davanın “Kasten öldürme” suçundan değil “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla açılmasına tepki gösterdi.

“‘Size yardım edelim’ dediler”

Yangın faciasında yaşamını yitiren Gamze ve yaralanan Gülcan Bağır’ın annesi Muhteber Bağır, savcının istediği cezaya tepki göstererek, kendilerine yapılan teklife ilişkin, “Benim yüreğim yandı, cezalarını çekmelerini istiyorum. Bize gelip size yardım edelim, her konu da ama biz kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Bizim istediğimiz tek şey bizim canlarımızı ellerimizden alanlar yargılansın. Başka ailelerin çocuklarına aileleri de aynı acıyı yaşamamaları için bu faciadan sorumlu olan kişilerin en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız.” dedi.

Çocuklarınızı okutalım

Baba Kemal Bağır ise, faciadan birkaç gün sonra “cemaat” yetkililerinin evlerine gelerek, “çocuklarınızı Adana’daki okullarımızda okutmak istiyoruz. Üniversiteye kadar” dediğini ve kendisinin bunu kabul etmediğini dile getirdi. Kendilerini o yurda İlçe Milli Eğitimin yönlendirdiğini ifade alan savcıya da aktardığını kaydeden baba Bağır, “Önce Kozan’a yönlendirdiler, sonra İmamoğlu’na. Oradan da ‘burası uygun, çocuklarınızı buraya alalım’ dediler. Köyün muhtarının yönlendirmesi ile kayıt yaptırdım. Yoksa Süleymancılarla merhabam bile yok. Muhtarından, Milli Eğitim Müdürüne hepsinin yargılanması gerekir. Sonuna kadar şikayetçiyim. Bize o yurdun özel yurt olduğunu söylediler. Özel yurt olsa bizim oraya para ödememiz gerekirdi. Özel yurda ödeyecek paramız yok. Bu garibanlığın, fakirliğin bir sonucu. Bu davadan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.