Ana sayfa Medya Zaman gazetesi davasında karar duruşması

Zaman gazetesi davasında karar duruşması

PAYLAŞ

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi sonrası Gülen cemaatine yönelik olarak başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan eski Zaman yazarları ve editörlerinin de aralarında bulunduğu 11 sanıklı davanın dördüncü duruşmasının ikinci oturumu başladı.

 

Dün yapılan oturumda Mümtazer Türköne ve Orhan Kemal Cengiz’in savunmalarını tamamlamasının ardından mahkeme oturuma son verdi. Duruşmanın ikinci oturumu başladı.

 

Eski Zaman yazarı, gazeteci Şahin Alpay, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ikinci kez ‘hak ihlali kararı’ vermesinin ardından 16 Mart 2018’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tahliye edilmişti. Hakkında ev hapsi kararı verilen Alpay, yaklaşık 20 ay cezaevinde kalmıştı.

 

P24’ün aktarımıyla duruşmada yaşananlar şu şekilde;

 

İzleyicilerin salona alınmalarının ardından duruşma başladı. Tutuklu yargılanan sanıklardan Ali Bulaç savunması için söz aldı.

 

Ali Bulaç, bazı evraklara ulaşamadığı ve kendisine gönderilen CD’lerde atıfta bulunulan bazı yazılara erişemediğinden savunması için ek süre istedi.

 

Sağlık sorunları olduğunu ifade eden Ali Bulaç, cezaevinde gerekli sağlık hizmetine erişemediğini söyleyerek tahliyesini talep etti.

 

Ali Bulaç’ın ardından tutuklu yargılanan sanıklardan Mehmet Özdemir savunması için söz aldı.

 

Mehmet Özdemir: Sorumlu müdür görevinde bulundum, ama bu yöneticilik değildi. Karar ve imza yetkim yoktu.

 

Mehmet Özdemir: Örgüt üyeliğinden tutuklanmışken iddianamede “darbeye teşebbüs” suçu eklenmiş. Mütalaada gösterilen tek delil sorumlu müdür olmam.

 

Mehmet Özdemir: 25 Nisan’da suç vasfı değiştirildi ve şimdi örgüt yöneticiliğinden yargılanıyorum. Ölümü gösterip, bitkisel hayata razı etmeye benziyor.

 

Mehmet Özdemir: Bir yargılamada atılı suçlar nasıl bu kadar çok değişebilir? Benim anladığım, sorumlu müdür eylemim diğer suçlarla uyuşmuyor.

 

Mehmet Özdemir: Önceki duruşmada dosyaları ayrılan sanıklar arasında Feza Medya’da YK üyeliği yapanlar vardı, oysa örgüt üyeliğinden yargılandılar. Burada hangi kriterlere uygulanıyor?

 

Mehmet Özdemir: Ben Temmuz 2015 ile Mart 2016 arasında sorumlu yazı işleri müdürüydüm ama mütalaada baştan beri bu görevi yapmışım gibi gösterilmiş. Bu kritik bir bilgi eksikliği.

 

Mehmet Özdemir: Delile bakılmadan ağır suçlamalara maruz kaldım. Suç isnatlarının değişmesi bundan. Zaman olsa, delil yokluğundan beraatim istenecekti.

 

Mehmet Özdemir: Zaman’da yayın politikası yazı işleri müdürlüğü yerini alan genel yayın editörlüğünün elindedir. Ben bu sorumluluğun dışındayım.

 

Mehmet Özdemir: Sorumlu müdürlük görevine 15-27 Aralık’tan 1.5 yıl sonra başladım. Ama bu dönemde yayımlanan haberlerden sorumlu tutuluyorum. Bu mümkün mü?

 

Mehmet Özdemir: Görevli olmadığım dönemde yayımlanan haberlerden bana sorumluluk yüklenemez. Bu yüzden, üzerime atılan suçlar düşmelidir.

 

Mehmet Özdemir: “Aracılık” etmekle suçlanıyorum. Makaleleri yazarlardan gazeteye mi taşımışım? “Aracılık” etmesem bu yazılar gazeteye girmeyecek miydi?

 

Mehmet Özdemir: Sorumlu müdürlük örgüt görevi değil, profesyonel gazetecilik görevidir. Vaktimin çoğunu karakol ve adliyelerde imzasız haberlerle ilgili ifade vererek geçirdim.

 

Mehmet Özdemir: Bir önceki görevim olan birim editörlüğüne devam etseydim, burada olmayacaktım.

 

Mehmet Özdemir: Terör örgütü yöneticiliği suçu kanaatlerle değil, maddi delillerle ortaya konmalı. Fiil yerine fail üzerinden suçlama yapılmış.

 

Mehmet Özdemir: Temmuz 2015’te başlayan sorumlu müdürlük görevim Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından onaylanmıştı. O tarihte örgüt yöneticisi olsaydım böyle bir onay verilmezdi.

 

Mehmet Özdemir: Tüm suçlardan beraatimi talep ediyorum. Şayet beraatim verilmeyecekse, tahliyemi talep ediyorum.

 

Mehmet Özdemir’in savunmasının ardından mahkeme duruşmaya 14:00’a kadar ara verdi.

 

Zaman Davası, verilen aranın ardından devam ediyor. Mehmet Özdemir’in avukatı mütalaaya karşı savunma yapıyor.

 

Mehmet Özdemir’in avukatı: Soruşturmanın başından beri müvekkilimin görevine ilişkin hataya düşülmüştür. Basın Kanunu sorumlu müdürü bir temsilci olarak tanımlar.

 

Tutuklu yargılanan sanıklardan Mustafa Ünal savunması için söz aldı: Ayı yavrusunu yemek isterse çamura bularmış. Bana karşı kara propaganda yaptılar.

 

Mustafa Ünal: AKP iktidarında böyle bir tablonun yaşanmayacağını sanıyordum, yanıldım. Bu tablo özgürlük türküleriyle iktidara gelen AKP’nin yüz karasıdır.

 

Mustafa Ünal: Ey Recep Tayyip Erdoğan, sayın Cumhurbaşkanım, zatialinizi Pınarhisar’da ziyaret eden, cüzzamlı muamelesi görürken size ilgi gösteren ben, devr-i iktidarınızda terörist ve darbeci olarak yargılanıyorum, haberiniz var mı?

 

Mustafa Ünal: Ey Numan Kurtulmuş, devr-i iktidarınızda #AliBulaç terörist olarak yargılanıyor, haberiniz var mı?

 

Mustafa Ünal: Ey Nabi Avcı, devr-i iktidarınızda Şahin Alpay terörist olarak yargılanıyor, haberiniz var mı?

 

Mustafa Ünal: Bize bunu yaşatanlar tarihin ve Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

 

Mustafa Ünal: Savcı mütalaasında Twitter’dan paylaştığım bir ayeti suç delili olarak saydı. Suçum katmerli, bu suçu her cuma işledim.

 

Mustafa Ünal: Bir ayetin yargılanması bu davanın özetidir. Ayeti yargılamak AKP’ye düştü.

 

Mustafa Ünal: Bana bir gün ceza verirseniz, Allah’ın ayetini mahkum edersiniz.

 

Mustafa Ünal: Orta Çağ Engisizyon mahkemelerinden fırlamış aktörler gibiyiz. Bugün darbe dönemlerinden daha ağır bir tablo ile karşı karşıyayız.

 

Mustafa Ünal: Ankara’nın yollarında beraber ıslandığım insanlar bugün lâl kesildiler ve Şeytan’lar kulübünün üyesi oldular.