Connect with us

Gündem

Zarrab’ın sözleriyle Babacan’ın ismi de dosyaya girdi

Published

on

Eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ismi ABD’de itirafçı olan Reza Zarrab’ın sözleriyle dava dosyasına girdi. Zarrab, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın da ambargoyu delme işine katılması için Erdoğan ve Ali Babacan’ın kendisine bizzat talimat verdiğini söyledi..

New York’ta Reza Zarrab’ın ifade verdiği ve Halkbank eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın sanık olduğu davanın ikinci gün oturumu sona erdi. Savcı Cuma günkü (bugün) oturumunsa yarım gün, yerel saatle 9.30 ila 14.00 arasında yapılacağını söyledi.

İkinci günkü duruşmada Zarrab, “Dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine Bakanı Ali Babacan İran ile altın ticaretinin başlatılması talimatı verdi. Ziraat Bankası ve VakıfBank’a, benimle ilgili işlemlerime yardımcı olmaları için de talimat verdiler” dedi.

‘Erdoğan ve Babacan şahsen talimat verdiler’

Ziraat Bankası ve Vakıf Bank’ın da bu yöntemle ilgilendiğini söyleyen Zarrab, savcının “Dönemin başbakanı kimdi?” sorusuna “Recep Tayyip Erdoğan” yanıtını verdi.Zarrab, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın da aynı işlemlere katılması için Erdoğan ve Ali Babacan’ın kendisine bizzat talimat verdiğini söyledi. Duruşmayı izleyen muhabir Pete Brush, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isminin “ticareti onaylayan” olarak telafuz edildiği bölümün, “ikinci el bilgilere dayanmasına” atıf yaparak bu bölümdeki ifadelerin “zayıf” olduğu yorumunu paylaştı.

“Zafer Çağlayan gibi para istiyor”

Sarraf ile Savcı arasındaki diyalog şöyle:
Savcılık: “Happani kim?”
Sarraf: “Benim şirketlerimde benden sonraki yetkili.”
Savcılık: “(Happani ile) Bu görüşmenin konusu neydi?”
Sarraf: “Süleyman Aslan Bey’le görüşmemin bir özetiydi.”
Savcılık: “’Her şey iyi’ dediniz. Ne demek istediniz?”
Sarraf: “Süleyman Bey’in yanından çıktım. Her şey iyiydi dedim.”
Savcılık: “Burada Happani ne diyor?”
Sarraf: “Niye çağırmış onu soruyor.” Burası tamam, “Abi” gibi diyorum
Savcılık: “Ne demek istiyorsunuz?”
Sarraf: “’Zafer Çağlayan gibi para istiyor’ demek istiyorum.”
Savcılık: “Nasıl?”
Saraf: ‘“Abi” ayarı kadar diyorum.”
Savcılık: “Abi kim?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan”
Savcılık: “Zafer Çağlayan kim?”
Sarraf: “Dönemin eski Ekonomi Bakanı. ‘Abi’ ayarında diyorum.
Savcılık: “Bu ne demek?”
Sarraf: “Kar marjı üzerinden pay vereceğimizi söylüyorum. Yaptığımız ticarete Zafer Çağlayan da ortak olduğu için.”
Savcılık: “Happani ne diyor?”
Sarraf: “Farklı bir şirket kurmamız gerektiğini anlatıyor.”
Savcılık: “Neden?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan’la karışmaması için.”
Savcılık: “Burada (Happani) size ne soruyor?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan dönem dönem Halkbank ekstrelerini inceletiyordu. Süleyman Aslan’la yaptığımız işi fark edip etmeyeceğini soruyor. Ben de ‘Zafer Çağlayan bilecek, ben ona söyledim. Ondan gizli bir şey yapmayacağımı’ ifade ettim. Nitekim gizlemedik. Zafer Çağlayan’ın içinde olmadığı hiç bir şey yapmadık.”

Erdoğan’ın adını verdi

Sarraf’la Happani arasında geçen tape’lerle ilgili olarak savcılığın sorduğu sorularda Sarraf ilk kez dönemin başbakanı Erdoğan’ın adını telaffuz etti. Savcılıkla Sarraf arasındaki diyalog şöyle gelişti:
Savcılık : “Ziraat ne? Vakıf ne?”
Sarraf: “Türkiye’de bankalar.”
Sarraf: “Vakıfbank ve Ziraat Bankası, İran işine girmek istiyordu. Zafer Çağlayan’la konuştum, beni de bu bankalara yönlendirecekti. Halkbank’la çalıştığımız gibi aynı onlarla da çalışacaktık.”
Savcılık: “Sonra ne oldu?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan o dönemin başbakanının İran ticaretinde Ziraat ve Vakıf’la çalışmak için onay verdiğini söyledi.”
Savcılık: “O dönem başbakan kimdi?”
Sarraf: “Sayın Recep Erdoğan.”

Erdoğan onay verdi

Savcılığın sorduğu bir başka tape’deki konuşmalarla ilgili olarak da Sarraf, Çağlayan’ın kendisine bu konuda Erdoğan’ın onay verdiğini söylediğini bir kez daha yineledi. Savcıyla Sarraf arasındaki diyalog şöyle gelişti.
Savcılık: “Bu tape’lerdeki konuşmalar size mi ait?”
Sarraf: “Evet.”
Savcılık: “’Ankara’yla konuştum’ diyorsunuz bu ne demek?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan’ı kastediyorum.”
Savcılık: “Ali Babacan ve Başbakan’ın onay verdi dediğiniz şey nedir?”
Sarraf: “Dönemin Sayın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Babacan’ın Vakıfbank ve Ziraat’in aracılıklarına onay vermesiydi.”
Sarraf: “O dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine Bakanı Ali Babacan işlemlerin başlaması için talimat verdiler.”
Savcılık: “Başbakanın talimatını nasıl öğrendiniz?”
Sarraf: “Zafer Çağlayan’dan.”
Savcılık: “Dönemin Maliye Bakanının adı neydi?”
Sarraf: “Ali Babacan.”

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar